• 10.12.2014 00:00
  • (1451)

 Medyadaki tartışmalara baktığımızda eğitim şurasına gelecek değil geçmiş damga vurmuş. Türkiye'nin eğitim sistemindeki sorunlar yerine din dersinin anaokuluna inmesi, Osmanlıca'nın zorunlu olup olmaması tartışılmış. Şura kararlarını, CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç'un açıkladığı 85 kişilik -ama sayısı binleri çok aşan- "nepotizm" (akraba kayırmacılığını) eklerseniz tablo tamamlanıyor.


SINIF ATLAMAYA SON 

Nasıl mı? Şurada alınan kararların, ülkeyi dünya ile rekabet edecek bir nesil yetiştirmek yerine var olan iktidarın ömrünü uzatmayı hedeflediğini söylemek mümkün. Kararlar, geçmişin "altın çağ"larına takılı kalmış ve Cumhuriyet değerlerini kamusal alandan temizlemeye ant içmiş bir anlayışın izini taşıyor. Şu da bir gerçek ki, bu eğitim müfredatından geçen bir gencin sınıf atlama ve sosyal mobilite sağlama şansı çok düşük. Devletin sosyal yardımlar yoluyla yoksulluğu kalıcılaştırması gibi bu ailelerin çocukları da adeta yoksulluğa mahkum ediliyor.

OSMANLICA HER ŞEYİ ÇÖZER 

AKP, toplumu ve gençleri yoksulluğa mahkum ederken, devlet kadrolarını halen ülkeyi yönetenlerin özel okullarda, yurt dışında iyi eğitim almış yakınlarına ve onların çocuklarına ayırmış görünüyorlar. Baksanıza iki gündür Osmanlıcayı tartışıyoruz. Hatta bir Doç. Dr. TV'de Osmanlıca bilmediğimiz için Alevilerin sorunlarının çözülemediği mealinde açıklamada bile bulundu. İnsan gerçekten bunların gerçek olduğuna inanamıyor, inanmak istemiyor. AKP için eğitim, toplumu dönüştürmek için ideolojik bir araç. Onun için ülkeyi yönetenler; gençliği, iktidarlara ve geçmişin zihinlerinde bıraktığı travmalara kurban ediyorlar. Türkiye'deki toplumsal kutuplaşmayı okullara indirmekte beis görmüyorlar.

EĞİTİM YERİNDE SAYIYOR 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yürüttüğü uluslararası TİMSS ve PİSA araştırmalarında Türkiye dökülüyor. Sonuçlara baktığımızda öğrencilerimizin fen, matematik ve okuduğunu anlama açısından OECD ülkeleri arasında son sıralarda olduğunu görüyoruz. Tabi 12 yılda yerimizde saydığımızı da.