• 17.12.2014 00:00
  • (1598)

 Bugün 17 Aralık. Geçen yıl ortaya çıkan 17 (ve 25) Aralık'ta gerçekleşen operasyonla birlikte ortaya çıkan iddiaların üzerinden 1 yıl geçti. Bu 1 yıl içinde 17-25 Aralık iddialarına ilişkin dosya, hukuk içinde çürütülmesine fırsat tanınmadan takipsizlikle sonuçlandı.


İktidar bu iddialara "darbe" dedi ama bugüne kadar hiç bir savcı, darbe girişimi iddiasıyla soruşturma açmadı.

GEZİ VE 17-25 ARALIK

AKP, Gezi protestoları gibi 17-25 Aralık'ı da hükümete darbe olarak algıladı. Yaşananları, tepkileri, iddiaları anlamak yerine açıklamayı tercih etti. Darbe iddialarını meşrulaştırmak için de pek çok komplo teorisi ortaya koydu.

17 Aralık'ın 1. yılında Türkiye'ye baktığımızda demokratikleşmiş, zenginleşmiş, sivilleşmiş ve normalleşmiş bir ülke görmüyoruz. Tam tersine adım adım otoriterleşen, parti devletinin inşa edildiği bir ülke görüyoruz. Siyasi iktidar, Meclis'i işlevsizleştirip siyasi alanı daraltıyor. Yargıyı parti devletine bağlı hale getiriyor.

Ekonomiden sanata, edebiyattan sivil topluma, medyadan akademiye, Alevisi’nden Ermenisi’ne her alanda organik AKP'liler yaratarak toplumu böyle yönetmeye çalışıyor. Yaşadığımız en ağır durum da toplumun zihnen bölünmesidir.

KUTUPLAŞMA/YALNIZLAŞMA

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yerine Davutoğlu'nu önerdiğinde bu tercihin; içeride kutuplaşma, dışarıda yalnızlaşma siyasetinin sertleşerek devamı anlamına geldiğini yazmıştım. Öyle de oluyor.

14 Aralık'ta Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca'ya yapılan operasyon, bu kutuplaşmada önemli bir yer tutuyor. Bu operasyonlara, ABD'den AB'ye, düşünce ve ifade özgürlüğü kurumlarından basın özgürlüğü kurumlarına, herkes tepki gösterdi.

ORTADOĞULU TÜRKİYE

En sert tepkilerden birisi, Türkiye'nin üyelik sürecinde olduğu AB kurumlarından geldi. Tepkilerin özünde, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda hassas olması vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm bunlara daha sert tepki verdi. Özellikle AB'ye yönelik sert sözleri AB ile ilişkileri kopartan cinstendi. Bu durumun AKP'nin umrunda olduğunu söylemek güç. Çünkü Erdoğan, son yıllardaki siyasi tercihi ile uyumlu bir AB politikası izliyor.

Erdoğan ve AKP, AB ile demokratik değerler, demokratik standartlar üzerinden birliğin parçası olarak değil, İslam dünyası lideri olarak kendi belirlediği standartlar üzerinden siyasi muhataplık ilişkisi kurmak istiyor.

14 Aralık operasyonunun iyi bir tarafı olarak şunu söyleyebiliriz; Erdoğan ve AKP’nin, demokrasi, sivilleşme ve normalleşme bakışını değil AB’ye (ve Batı’ya) bakış açısını net bir biçimde ortaya çıkmasıdır.