• 19.12.2014 00:00
  • (1517)

 Nazım Hikmet’in Açlığın Gözbebekleri şiiri şöyle başlar; “Değil birkaç değil beş on

 
30.000.000
 
30.000.000!
 
Açlar dizilmiş açlar! …”
 
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2015 yılı bütçe kitapçığına göre nüfusun yüzde 39.8’i yoksul. Ve son iki yılda yoksul sayımız yaklaşık 6.9 milyon artmış.
 
NÜFUSUN YARISI AÇ
 
Devlete sosyal yardım başvurusu yapanların kaydını tutan Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sistemi’ne göre 2012’de yoksulluk envanterinde sosyo-ekonomik durumu iyi olmayıp yardıma muhtaç olan 6 milyon 768 bin 126 hane ve 23 milyon 668 bin kişi kayıtlı idi.
 
Bu sayı 2014 yılında 8 milyon haneye ve yaklaşık 30 milyon 500 bin kişiye ulaşmış olacak.
 
Bunun anlamı, Türkiye’de yaklaşık 30 milyon 500 bin kişi aylık brüt 378, net 270 liranın altında gelirle yaşıyor.
 
GENÇ İŞSİZLER ORDUSU
 
Türkiye yalnız yoksullaşmıyor aynı zamanda işsizlik sayısında kalıcı hale gelme potansiyeline sahip bir yükseliş var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) Türkiye genelinde Ağustos-Eylül-Ekim aylarını kapsayan Eylül döneminde işsizlik oranı yüzde 10.5’a çıktı. Gelişmiş ülkelerde temel istihdam verisi olarak kabul edilen tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 12.7 düzeyine yükseldi.
 
Gelecek için asıl endişelenmemiz gereken ise 15-24 yaş aralığında olan gençlerdir. Bu grupta işsizlik oranı yaklaşık iki katına yani yüzde 19.1 olmuştur. Bunun sayısal değeri 3 milyon 64 bin genç işsizdir. Buna iş aramayıp, çalışmaya hazır olan 2 milyon 485 bin kişi eklendiğinde genç işsiz sayısı 5 milyon 549 bin kişiye yükseliyor.
 
2003’ten 2007’ye 3 binden 10 bin dolara yükselen kişi başı gelir, 7 yıldır yerinde sayıyor. Bu durumu başka verilerle desteklemek de mümkün.
 
KAYITDIŞI DESTEĞİ
 
Tüm bu rakamlar, ekonominin de iyi yönetilmediğini gösteriyor. Yoksulluğu kalıcı hale getiren, gençlerini dünyaya rekabet edecek biçimde değil kendi ideolojik ajandasına göre yetiştirmeyi hedefleyen bir iktidar var.
 
Ekonomi şu an sadece borçlanarak değil aynı zamanda kayıt dışı kaynak transferi ile döndürülmeye çalışıyor.
 
Bu tablo 17-25 Aralık’la yüzleşememenin getirdiği sonuçlardan sadece bir tanesidir. Çalıp, çalmama hukukun konusu ama çalışmadıkları kendi açıkladıkları verilerle ortada.