• 7.01.2015 00:00
  • (1373)

 Eski bakanlar, 9 AKP’li vekilin oyuyla komisyonda aklandılar. Davutoğlu'nun değil Erdoğan'ın dediği oldu.


Böylece AKP, kendisine yolsuzluk iddiaları üzerinden yönelen "darbe" girişiminden sonra "Yüce Divan" süsü verilmiş darbe girişimini de atlatmış oldu!

Komisyonun AKP'li üyelerinin de son günlerde ard arda yapılan yayınlar, tam sayfa gazete ilanlarıyla aydınlandığını gördük.

VİCDAN SINAVI MECLİS'TE

İroni bir tarafa bakanlarla ilgili dosya konusunda son sözü söyleyecek Meclis kaldı. Muhalefetin itirazı ile muhtemelen Ocak sonu Meclis'te dosyalara ilişkin kapalı oylama yapılacak.

Gerçeğin ortaya çıkmasını arzu edenler, kapalı oylamada AKP’den gelecek olası fireyi hesap etmeye başladı. İtiraf edelim ki, umutsuz bir beklenti bu. Nitekim herşeyini "sağlam iradenin gölgesine" borçlu olanların, gölge dışına çıkmaları zor.

SIRA AYM VESAYETİNDE

Bu süreçte çok şey öğrendik. Ama kuşkusuz en önemlisi; AKP kendinden başka hiç bir kuruma hiç kimseye güvenmiyor.

Bu açık paranoya halini, hükümetin bakanları, milletvekilleri açık açık ifade ettiler, yazdılar.

12 Eylül 2010 referandumuyla, üye sayısı artan, çoğulculaşan ve üyelerinin çoğunun "kardeş" Abdullah Gül tarafından atandığı Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) dahi güvenmediklerini açık açık ifade edebildiler.

Referandumda 'evet' oyu için ülkenin yarısını dolaşan İktidar Güdümlü STK'lar sayfa sayfa ilan vererek oluşumuna oylarıyla katkıda bulundukları AYM'ni "vesayetin son kalesi" bile ilan ettiler.

Özeti nerden baksan tutarsızlık...

BELGESİZ, KANITSIZ DARBE

Yüce Divan'da soruşturulan 17-25 Aralık iddialarına AKP'nin temel yaklaşımı yolsuzluk susturucusu takılmış 'darbe' oldu. Ancak aynı AKP, darbe iddiası konusunda hiç bir somut belge koymadı.

AKP, darbe iddiaları karşısında toplumu ikna etmek için ne hukuken aklanmayı ne de darbeye karşı, diğer siyasi partiler ve sivil toplumla işbirliği yaptı.

Tam tersine, iddiaların hukuk dışına çıkarılması için hukuku askıya aldı ve ihtilal hukukunu devreye soktu. Yine darbeye karşı çıkmak için ne bir siyasi partiyle ne de sivil toplumla işbirliği yaptı.

Tersine içe kapandı. Toplumu kutuplaştırdı. Toplumsal fayları harekete geçirdi. Toplumsal mühendisliğe soyundu. Tek parti olma yolunda. Kendisi dışında herkesi yok sayıyor. Adım adım
otoriterleşiyor.

Şimdi birileri çıkıp; AKP Türkiye'yi demokratikleştirecek paket hazırlayor; çözümü demokrasiden geçen Kürt sorununu çözüyor diyebiliyor. 

Kendinizi kandırın ama bizi kandırmaya kalkmayın.

Artık sizin ne Allah korkunuza ne imanınıza ne de vicdanınıza güveniyoruz.