• 21.01.2015 00:00
  • (1515)

 Önceki gün, Cumhurbaşkanı Erdoğan bakanlar kurulunu Ak Saray’da topladı. Bu hak, Anayasa’da "gerekli görülen haller"de tanınmasına rağmen, bugüne kadar kullanılmamış olması bile çok şey ifade ediyor.


Ak Saray'daki toplantı bu açıdan, parlamenter sistemde açılan büyük bir deliktir.

Bu sürpriz de değildir. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan bu isteğini, aday olmadan önce de çok kez ifade etmiştir.

MESELE SİSTEM DEĞİL

Türkiye'nin meselesi artık parlamenter ya da başkanlık sisteminin iyi ya kötü olması değildir. Sorun hangi sistem olursa olsun, iktidarın zihniyetidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı, Gezi'den itibaren bilinçli bir kutuplaşma siyaseti izliyor. Toplumsal her tartışmayı "AKP'liler ve ötekiler" karşıtlığına indirgeyerek kutuplaşmayı zihinsel olarak da derinleştirmektedir.

Bu koşullarda başkanlık sistemine geçiş, otoriterleşmeyi daha kalıcı hale getirmekten başka işlev görmeyecektir.

Tek doğru, tek kimlik, tek dil, tek din, homojen toplum varsayan bu yaklaşımın sahipleri kültürel kimlik olarak muhafazakâr olsalar da siyasal kimlikleri ve tasavvurları otoriterlerdir.

AKP'LİLERİN İKTİDARI

Şu artık bir gerçektir, AKP iktidarı, 2012'den itibaren tüm Türkiye'nin değil adım adım AKP'lilerin iktidarı olmaya evrilmiştir. Cumhurbaşkanı Türkiye'nin değil AKP'lilerin cumhurbaşkanı olarak davranmaktadır.

Bu yaklaşımın temelinde, AKP'liliği bir üst kimlik olarak tüm topluma empoze etmek ve farklı kimlikleri özel alana hapsetmek vardır.

Bu dönüşümün temelinde kucaklayıcı değil dışlayıcı, ötekileştirici olan kimlik siyaseti yatmaktadır. AKP'nın son dönemde tüm siyasal tercihlerde temel meşruiyetini dini bir yorumun siyasallaştırılması olan İslamcılıktan almaktadır.

AKP'liliğin esas taşıyıcısı İslamcılık olsa da bu yeterli değildir. Bu kapalı devre sistemi tamamlayan üst kimlik AKP'liliktir. Bu sistemin kalbi, devletin sahip olduğu rant yaratma ve yaratılan rantın destekçilere dağıtılmasıdır.

RANTIN YARATTIĞI KİMLİK 

Ancak bu kapalı devre rant sisteminin üretken olmayan bir ekonomik model ile sürdürülmesi mümkün değildir. Bu sistemin devamı ya daha fazla rant üretimi (vergi, zam) ya rakip gördüğü ekonomik aktörlerin varlıklarının müsaderesi ya örtülü ödenek ya da kayıt dışı ekonomi ile çevrilebilir.

Bu yüzden karşı karşıya olduğumuz kimlik siyasetinin yarattığı ölümcül haldir. Bu sadece AKP için değil Türkiye için de bir açmazdır. Hem siyasi hem de ahlaki

Dün Meclis'te yapılan oylamaya böyle bakmakta fayda var. Oylama ile korunmak istenen kişiler değil, sistemin kendisi.