• 6.02.2015 00:00
  • (1197)

 Salı gecesi polis eşliğinde Bank Asya’ya yapılan baskın ve bankanın yönetimin değiştirilmesi; ülkeyi yönetenlerin siyasi ve kültürel kimliği değişse de zihniyetin değişmediğini gösterdi.


Otoriter zihniyet, ideolojik sürekliliğini kimlikten bağımsız olarak sürdürüyor. İster laik ister muhafazakâr olsun devletin otoriter özü, yönetenleri kendine benzetiyor.

Sadece zihniyet değil kullanılan araçlar da neredeyse aynı.

İKTİSADİ DEVLETÇİLİK

Ulus-devletler özü itibariyle otoriterdir. Devlet-toplum ilişkisinin, Türkiye gibi 'devlet' merkezli olduğu ülkelerde otoriterlik çok daha baskındır.

Devletçiliğin iktisadi gücü; devletin sahip olduğu mülkiyet araçları üzerinden, ‘rant yaratma’ ve bu rantı, iktidarını destekleyen ‘toplumsal kesimlere keyfi olarak dağıtması’dır. Devletin rant yaratması 3 türlü olmaktadır;

1.Vergi salma,

2. Zam,

3. Özel mülkiyete el koyma (müsadere).

Devletçiliği, işlevsel kılan unsur ise yaratılan bu rantın, nasıl kullanıldığıdır. Devletçilik, bu rantın ekonominin gerektirdiği kurallara göre değil varlık ve meşruiyetlerini iktidarın ömrünü uzatmaya vakfetmiş yandaşlara dağıtılmasıdır.

ESKİ GELENEK 

Bank Asya’ya yapılan operasyon devletçiliğin tarihinde pek çok açıdan özel bir anlam ifade etmektedir.

Bank Asya'ya yapılan operasyon Osmanlı'dan bize miras kalan müsadere yani el koyma yöntemidir. Müsadere, devletin ‘öteki’ gördüğünün mülkiyetine devlet gücü kullanarak 'haksız-hukuksuz' biçimde el koymasıdır.

Bank Asya’ya el konulması, gerek Osmanlı’da gerek Türkiye’de yapılan müsaderelerde önemli bir fark vardır. Osmanlı'da ve Türkiye’de müsadere, - Osmanlı tebaası olsa da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsa da- Müslüman olmayan azınlıklara yani devletin öteki olarak tanımladıklarına haksız biçimde uygulanmıştır.

MÜSLÜMAN ÖTEKİLER 

Oysa Bank Asya ile birlikte gördüğümüz müsaderenin artık Müslümanları da kapsadığı ya da Müslümanların da ‘öteki’ kabul edildiğidir. Yani Hizmet Hareketi AKP devleti için ideolojik olarak ‘öteki’dir.

Bu çok da şaşırtıcı değildir. AKP’nin kendine oy verenler –ki Millet olarak tanımladıkları sadece bu kesimdirdışında herkesi ‘öteki’ olarak tanımladığı gerçeğini düşündüğümüz de Hizmet Hareketi’nin gördüğü ‘öteki’ muamelesi sıradanlaşmaktadır.

Kendisini destekleyenleri dışında her kesimi öteki gören bu özcü anlayış için, Bank Asya’ya el konulması, siyasi bir tasarruftur. Gelinen aşamada, bu kararın ekonomik dengeleri bozma olasılığı ve dünyanın ne dediği ikincil bir sorundur.

AKP için bu kararın rasyonelitesi; ötekine zarar verip vermediği ve kutuplaşmaya yarayıp yaramadığı noktasındadır.