• 9.02.2015 00:00
  • (1333)

 Bülent Arınç, giderayak ‘önemli’ ama bir o kadar ‘geç kalmış’ uyarılarda bulunuyor. Arınç, “Biz yüzde 50 oy alıyoruz. … eskiden sokağa çıkardık taraftarımız bizi çok severdi. Karşıdaki muhalifler de saygı duyardı. Şimdi bir nefretle bakış seziyorum. Kemikleşme, kamplaşma var. Bu bizim yüzde 50 oyumuza engel olmaz. Ama Türkiye yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkabilir.” demiş.

 
Yeni AKP’de geleceği olmayan Arınç’ın bu uyarıları, uzunca bir süredir yaptığına kuşku yok. Ama mesele, siyaseten doğruyu söylemek değil, o doğrunun gereğini yapmakta.  
 
OLAĞANÜSTÜ HAL VE MUHALEFET
 
Arınç’ın ‘Yüzde 50’si, Gezi’den bu yana Erdoğan ve AKP söyleminin referansı ve bizatihi tercih ettiği bir kutuplaşma hali. Belki de hedef, Arınç’ın ifade ettiği gibi ülkeyi “yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkarıp” de facto olağanüstü hal ilan etmek olabilir.
 
Eğer böyle bir hedef varsa, buna ancak güçlü siyasal muhalefet dur diyebilir. Burada kuşkusuz en büyük sorumluluk CHP’ye düşmektedir.
 
CHP, iktidar olmak için çabalıyor ama yeterli değil. Partinin temel sorunu, parti içindekilerin sahip oldukları ‘küçük iktidarları’ndan vazgeçememeleri. İlginçtir bu, sadece eskilerin değil en son katılanların da sorunu. Onlar bile kısa zamanda oluşturdukları küçük iktidarlarının esiri olmuş durumdalar.
 
AVRUPALI CHP Mİ?
 
Neyse ki partide umut verici gelişmeler yok değil. Ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayen Böke, Bursa Milletvekili ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyesi Aykan Erdemir ve Cenk Sidar’dan oluşan ekip, Almanya`da SPD, Fransa`da Sosyalist Parti ve Yunanistan`da soldaki PASOK, SYRIZA, POTAMI ve Toplumsal Sözleşme partileriyle görüştüler.
 
Bu ziyaret üç açıdan çok önemli.
 
İlki, AKP’nin giderek dünyadan koparak ‘değerli yalnızlık’ politikasına sığındığı bir dönemde CHP’nin yüzünü dünyaya dönmesi çok önemli.
 
DEVAMI NASIL GELECEK?
 
İkincisi, AKP'nin AB sürecini çıkmaza soktuğu bir ortamda CHP'nin AB projesini sahiplenmesi toplumun geniş kesimlerinin özgürlük ve demokrasi taleplerine karşılık veren bir yaklaşım.
 
Belki de en önemlisi CHP'nin, Avrupa ve dünyaya yüzünü dönerken yaş ortalaması 38 olan bir heyetle buna başlaması. Bu, CHP'nin Gezi sonrası Türkiye'de yükselen gençliği siyasete taşıma kararlığının bir yansıması.
 
Umarız bu açılım, geziyle sınırlı kalmaz. Çünkü CHP, kendini aşan bir sorumluluğun altında. CHP’nin dış dünyayla birlikte topluma açılmayı da sürdürmesi gerekiyor. Hem projelerle hem adaylarla hem de söylemiyle.