• 25.02.2015 00:00
  • (1917)

 8 ay boyunca IŞ(İD) tehdidi altında kalan askerlerin kurtarılması ne kadar önemliyse; kurtarma operasyonundan bir kahramanlık hikayesi, gurur gecesi efsanesi yazılarak kamuoyunu manipüle etmek de bir o kadar sorunludur. Bu, Çetin Altan’ın veciz ifadesiyle “Türk’ün Türk’e propagandası”ndan başka bir şey değildir.


Eğer Süleyman Şah Türbesi 8 ay boyunca IŞ(İD) tehdidi altında kalmış ise buna yol açan AKP ve Erdoğan’ın izlediği ve yanlışlığı hemen her kritik olayda kanıtlanmış olan dış politikada ısrar olmuştur.

BÖLÜNMÜŞ TÜRKİYE

Bu açıdan sorun sadece dış politika değil onunla aynı zihinsel hat üzerine kurulmuş olan iç politika da sorunludur. İzlenin politikanın sonucu dışarıda yalnızlaşma, içeride kutuplaşmadır.

Bu kutuplaşmayı toplumun her katmanında görüyoruz. ‘Şah Fırat’ adı verilen operasyona verilen tepkilere bakalım. Sadece siyasi olarak değil medyadan akademiye her kesimde Türkiye ikiye bölünmüş durumdadır.

İçerde yaşanan zihni bölünmenin ipuçlarını 2012 başından itibaren görmeye başladık. AKP değer temelli siyasal tercihlerinde çoğulcu değil çoğunlukçu ve İslamcı çizgiye kaymaya başladı. Bunu Meclis’te grup toplantılarında sertleşen dil izledi.

AKP VE ÖTEKİLER

Bu zihni bölünmeyi önce Gezi ile sonra 17-25 Aralık operasyonları derinleşti. AKP, Gezi protestolarında ‘yüzde 50’, 17- 25 Aralık sonrası süreçte İslami yorum ve rant ağı üzerinden AKP’lik alt kimliği üzerinden tabanını konsolide etmeyi tercih etti. Sonraki süreçte bu bölünme, daha kesif hale geldi. AKP bu zihni bölünmeyi, laik Türk ve Kürtler ile yaşam tarzı, muhafazakâr kesim ile de dini yorum üzerinden yaptı. Bu dönem, her eylem, her söylem bu zihni bölünmeyi konsolide etmek üzerine inşa edildi.

TÜRKİYE’NİN İKİ YOLU

Bunun son örneği İç Güvenlik Paketi’dir. AKP ve AKP’liler dışında Meclis ve toplumda neredeyse herkesin karşı çıktığı paketi plebisiter çoğunluk üzerinden yasalaştırma girişimi bu kutuplaşmayı daha da beslemektedir. Paketin yasalaşması ile sokakların hareketleneceğine kuşku yoktur.

Sadece İç Güvenlik Paketi değil ekonomik sıkışma, dışarıdaki yalnızlaşma da bu kutuplaşmayı besleyen unsurlardır. AKP ve Erdoğan bu kutuplaşmayı bir hamasi söylem üzerinden siyasi malzeme yapması gerçeği değiştirmiyor. Bu kutuplaşma, farklılıkları içe kapatıp, toplumsal fay hatlarını derinleştiriyor, toplumu zihinsel olarak bölüyor.

Sonumuz parlak görünmüyor, bu kutuplaşmayı ya birbirimizle konuşarak aşacağız ya da kutuplaşmanın acı sonuçlarını yaşadıktan sonra bir arada yaşamayı öğreneceğiz. Unutmayalım ki, tarih kader değil bir tercihtir.