• 2.03.2015 00:00
  • (1342)

 Yaşar Kemal'i önceki gün kaybettik. Tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. 

 
Yaşar Kemal, Kürt sorununun çözümü için herkesin danıştığı gerçek bir akil insandı. Türkiye Barış Meclisi'nin 13-14 Aralık 2006'da Ankara'da yaptığı Türkiye Barışını Arıyor konferansındaki konuşmasını "Ya tam demokrasi ya hiç" diye bitirmişti. 
 
Yanına gidip ayaküstü sizce hangisi dediğimde; "Biz demokrasi kazansın istiyoruz, çözüm demokraside ama bunun kararının Türkiye verecek" demişti. 
 
DOLMABAHÇE: İKİ YILLIK KAYIP
 
Kemal'in hayatını kaybettiği gün Dolmabahçe'de AKP-HDP heyetleri bir araya geldi. Görüşme sonrasında Süreyya Önder Öcalan'ın; “Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK’yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum.” açıklamasını yaptı. 
 
S. Önder, Öcalan'ın neredeyse aynı cümlelerini 21 Mart 2013 Nevruz'unda Diyarbakır'da da okumuştu. Aradan iki yıl geçti. Bugün çözüm için daha olumlu bir noktada olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
 
'Evet' demek zor. Çünkü hem Türkiye'de hem Ortadoğu'da iki yıl önceki koşullar ile bugünkü kıysalandığında şartlar çözüm için daha zordur. PKK Türkiye'de silah bıraksa dahi, Rojava'daki koşullar dışarıda silah bırakmasının imkansızlığını ortaya koymaktadır. 
 
KCK'NIN POZİSYONU

Dolmabahçe görüşmesi sabahı KCK'dan Mustafa Karasu verdiği söyleşide; “AKP hükümeti önderliğin ortaya koyduğu 10 başlıkta müzakere edip sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? ... Bu sorun çözülmeden PKK silah bırakacak, ‘PKK kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak’ biçimindeki yaklaşımlar demagojidir, toplumu aldatmak ve sorunu çarpıtmaktır.” dedi. 
 
Dolmabahçe açıklaması sonrası ise KCK'dan yapılan açıklama şöyle: "Demokratik siyaset ancak temel demokratikleşme sorunlarında adım atma ve demokratikleşme ortamında var olacak bir durumdur. Daha çok otoriterleşmeye karşılık düşen İç Güvenlik Yasalarını çıkarmak demokratikleşme ve demokratik siyasete giden yolu tıkamaktan başka bir anlama gelmemektedir. Dolaysıyla ilk samimiyet ve uygulamanın göstergesi İç Güvenlik Paketinin geri çekilmesi olacaktır."
 
KCK'dan yapılan açıklamanın özü bizim aylardır söylediğimiz çözümün demokrasiden geçtiğidir. Nitekim Öcalan'ın hazırlamış olduğu 10 maddeye bakıldığında da, bunları yerine getirmenin koşulu demokratikleşmedir. 
 
İÇ GÜVENLİK Mİ DEMOKRASİ Mİ?
 
Oysa Türkiye adım adım otoriterleşmeye ve tek adamlığa gitmektedir. Bundan dolayı Türkiye'nin en büyük sorunu, bir süredir Kürt sorunu değil otoriterleşme, yönetimin keyfileşmesi ve toplumsal kutuplaşmadır. 
 
Büyük resimde otoriterleşen Türkiye'nin çözümü demokrasi ve özgürlükten geçem Kürt sorununun çözme şansı olabilir mi?
 
İç Güvenlik Paketi'nde ısrar eden bir iktidar Türkiye'yi demokratikleştirip, Kürt sorunu dahil hak ve özgürlük temelli sorunları çözebilir mi?
 
Farklı olanla konuşmayı değil onu yok sayan bir anlayış Kürt sorununu değil ancak toplumu bir arada tutan bağları çözer.