• 13.03.2015 00:00
  • (1464)

 Üzerine hiç tartışma bırakamayacak biçimde ortaya çıkan gerçeklere rağmen, ‘Kabataş yalanı’ AKP çevresinde neden bu kadar canhıraş savunuluyor?


Bu yalan bile, AKP’nin siyasal tasarruflarını, siyasal söylemlerini İslam’a referans vererek yapsa da, hiç bir pratiği İslam'ın temel ahlaki değerlerine uygun olmadığını gösteriyor. Bu, İslam’ın araçsallaştırılması, politikleştirilmesi ve değersizleştirilmesinden başka bir şey değil.

İNANÇLI AKP’LİLERİN SESSİZLİĞİ

AKP'lilere ardından şu soruyu soralım: Kendilerine “Elhamdülillah Müslümanız” diyen insanların, AKP’nin yolsuzluk iddiaları, siyasi yalanlar başta olmak üzere toplumun kutuplaşması karşısında söyleyecek hiç bir sözünüz yok mu? Daha önemlisi vicdanınız rahat mı?

Rahatsa zaten söyleyecek sözümüz yok.

Yok değiller ve sessizlerse en büyük kötülüğü dine ve dindarlara yaptıklarını unutmasınlar.

AKP’nin kutuplaştırma siyaseti, tabanı içe kapattığı ölçüde onu savunmacı ve kendini korumacı hale getirdi. Kendi varlığını, AKP ile sahip olduğu maddi ve manevi imkanları koruma kaygısı, temelde lideri koruma etrafında konsolide oldu. Bu ise Erdoğan’a yönelik tüm eleştiriler karşısında bir duvar işlevi gördü.

STOCKHOLM SENDROMU

AKP’lilerin Erdoğan ve AKP’yi dindarlığı da aşan bir duyguyla sahiplenmesi; Alevilerin, CHP’ye oy vermelerini açıklamak için kullanılan ‘Stockholm sendromu’ ile doğrudan bağlantılı olabilir mi? AKP’lilerin Stockholm Sendromunu mu yaşıyoruz?

Aleviler açısından bu durumun açıklaması basitti. Hele AKP’nin 2011’den itibaren izlediği mezhepçi kimlik politikası ile bu daha bariz hale geldi. Alevilerin çoğu için CHP, sadece siyasi tercihle değil aynı zamanda varlıklarını korumak için sığındıkları bir siyasal limandır.

EN BÜYÜK ZARARI DİNE VERDİLER

Bugün, aynı sendrom AKP’liler için de geçerlidir. AKP tabanı, AKP’ye dini değil dünyevi kaygılarla oy veriyor. AKP’lilerin çoğunluğu elde ettikleri küçük ekonomik imtiyazlar ve özgürlükleri; AKP’nin ‘Beyaz Türkleri de elde ettikleri büyük ekonomik imtiyazlar, sosyal statüleri için oy veriyorlar.

Bu siyasal tercihleri ile Erdoğan gibi AKP’liler de en büyük zararı din ve dindarlara veriyor. Toplumu bu kadar kutuplaştırırken, AKP’liler ile diğer toplumsal kesimler arasına büyük duvarlar örülüyor. Bunun bir başka sonucu ise, din ve dindar arasındaki bölünmedir. AKP/AKP’liler sayesinde hem Türkiye’de hem de dünyada din ve dindarlık büyük itibar kaybı yaşamaktadır. AKP’li dindarların cevaplaması gereken soru basit: Yaşananlar vizdanınızı hiç mi rahatsız etmiyor?