• 27.03.2015 00:00
  • (1488)

 İnsanın bazı tanıdıklarından duyduğu sözler ya da tüm yaşananlar üzerine bazı tanıdıklarının sessizliği karşısında büyük hayal kırıklığına uğruyor.


AKP Milletvekili Mehmet Metiner'in Kabataş yalanı konusunda söylediği paralel yapının müdürleri bizi kandırdı mealindeki açıklaması bende bu duyguyu uyandırdı.

20 YILLIK TANIŞIKLIK

Önce okumaya ve yazmaya meraklı bir genç, sonra radyo programcısı ve son olarak da gazeteci olarak 20 yıldır muhafazakâr dünyayı yakından izliyorum.

Erdoğan'ın belediye başkanlığı ile başlayan süreçte bugün, Erdoğan'ın yakınında, AKP'de üst düzeyde olan pek çok ismi tanıdım. Bazılarıyla yakın bazılarıyla daha mesafeli olsam da hep insani bir ilişkim oldu. Buna akademisyen kimliği ile iki kez radyo programıma konuk ettiğim Başbakan Davutoğlu da dahil, başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan da, Kültür Bakanı Ömer Çelik de, milletvekili Mehmet Metiner de. Pek çok ismi saymak mümkün.

ELEŞTİREL AKLIN BİTİŞİ 

AKP'nin önce dış sonra iç politikadaki çoğulculuktan çoğunlukçuluğa dönüşümü, muhafazakâr demokrat kimlikten İslamcı siyasete savrulması sadece benim için değil, AKP'ye destek veren AB için de ABD için de büyük hayal kırıklığı oldu.

Ancak beni en çok şaşırtan parti içinde, siyasal çoğulculuk, demokrasi, laiklik, insan hakları, birlikte yaşama vs. gibi konulara teorik olarak kafa yormuş, yazılar, makaleler yazmış hatta dersler vermiş siyasilerin dönüşümü oldu.

Bu dönüşüm iki türlü oldu.

Bir kısmı, geçmişte bu konulada tüm yazdıklarını ve söylediklerini yok sayar biçinde; Erdoğan'ı sahiplenmekle kalmıyor, onu neredeyse insanüstü bir konuma iterek yarı tanrılaştırıyorlar. Bir kısmı ise, hükümet ve parti içinde üstlendikleri görevin teknik sorumluluklarını yerine getirerek, görev sürelerinin bitmesini bekliyor.

CENNETE KİM GİDER?

İnsan yakında tanıdığını, düşünsel formasyonunu bildiğini zannettiği insanların seküler olan siyasi güç karşısında ilahi olan Allah'ı unutmasını görüp şaşkınlığa uğruyor. Kendi siyasal tercihlerinin hatalarını hala ıspat edemedikleri 'paralel yapı'ya bağlayıp kendilerini temize çıkarıyorlar örneğin.

Ne kadar hazin.

En basit biçimde yalan söylediklerini itiraf etme cesaretleri bile yok yok.

Geçtiğimiz hafta bir Japon mühendis körfezde yapılan köprünün halatı koptuğu için -kazada ölüm olmamasına rağmensorumluluk benim diyerek intihar etti.

Sizce kimin vicdanı temiz, kim daha ahlaklı? Sizce kim cenneti hak ediyor?

Japon mühendis mi yoksa kendilerine "Elhamdülillah Müslümanız" diyen siyasilerin mi?