• 17.04.2015 00:00
  • (1116)

 Ekonomiye dair peş peşe gelen haberler hiç de iç açıcı değil. Üretim ve ihracat oranı düşerken; işsizlik oranı hızla artıyor. Ocak ayı işsizlik oranı yüzde 11.3’e (3 milyon 259 bin kişi) ulaştı. Gençlerdeki işsizlik oranı ise yüzde 20’yi aşmış durumda.


Bu olumsuz verilere, bir de doların hızla yükselmesini ekleyin. Bu yazının yazıldığı saatlerde dolar 2.71 civarında idi. Ekonomistlerin öngörüsü doların seçimlere kadar 3 TL’yi bulacağı. Makro ekonomide yaşanan bu gelişmelerin sokağa yansımasını AKP, her yıl arttırmak zorunda kaldığı doğrudan yardımlarla önlemeye çalışıyor.

YOKSULLUĞUN SIRADANLAŞMASI 

Bu doğrudan yardımlardan bazıları şöyle.

2003’te 1 milyon 96 bin hane kömür yardımından yararlanırken, 2013’te bu rakam 2 milyon 145 bine yükseldi.

Yine gıda yardımı alan hane sayısı 675 bin. Eşi vefat etmiş kadın yardımından 276 bin hane, asker ailesi yardımından 120 bin, sosyal konut yardımından 24 bin ve barınma yardımından 22 bin hane yararlanıyor.

Daha acı rakam Türkiye’nin yüzde 40’nın yoksulluk envanterine kayıtlı olmasıdır. 2013 sonunda devletten yardım alan vatandaş sayısı 30 milyon 500 binE (8 milyon hane) ulaşmıştır.

2013 sonunda 52 milyon 700 bin kayıtlı seçmenin, yaklaşık 10 milyonu devlet yardımına muhtaç yaşıyor.

Bütün bu rakamlar resmi olan. Buna gayri resmi yani AKP il ve ilçe yönetimlerinden yapılan doğrudan yardımları eklediğinizde tablonun daha vahim olduğuna kuşku yok.

Bu durumun bir özeti AKP’nin halkı yoksulluğa mahkum ettiğidir.

EKONOMİK DEĞİL SİYASİ

Bütün bu kötü göstergelerin temel nedeni ekonomik değil siyasidir. Erdoğan’ın siyaseten izlediği kutuplaşma, hukukun ortadan kaldırılması sadece yerli değil yabancı yatırımcıların da ülkeden uzaklaşmasına yol açmıştır.

Erdoğan’ın Merkez Bankası’na yönelik faiz oranını düşürün baskısı geldiğimiz noktada tam tersine MB’nın doların yükselişini durdurmak için faizi yükseltmek zorunda kalması ironiktir. TÜSİAD Başkanı’nın siyasi gelişmelerin ekonomiyi zora soktuğu uyarısına, Erdoğan’ın TÜSİAD Başkanı’nı hedef alan açıklamalarıyla cevap vermesi sorunları nasıl algıladığının özetidir. Türkiye’de ekonomi kötü gidiyorsa bunun nedeni ekonomiden çok siyasetin kötü yönetilmesidir.

Şunu da ifade edelim, Türkiye’de bugün ekonomik kriz yaşanmıyorsa bunun nedeni, var olan ekonomik kaynaklardan değil kaynağı belli olmayan kayıt dışı sermayedir. Türkiye ekonomisi şu anda kayıt dışı sermaye ile ayakta durmaktadır. Unutmayalım ki, güçlü bir demokrasinin olmadığı yerde güçlü bir ekonomiden bahsetmemiz mümkün değildir.