• 24.04.2018 00:00
  • (491)

 Önceki gün Türkiye siyasi tarihi önemli bir olay yaşadı. İYİ Parti’nin 24 Haziran’da yapılacak baskın seçime katılıp katılmayacağı YSK tarafından karara bağlanmadan önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP/MHP blokunun oyununu bozdu.

CHP, YSK’nın İYİ Parti’yi seçime sokmama olasılığını ortadan kaldıracak bir hamle yaparak, partinin Meclis’te grup kurabilmesinin yolunu açan bir hamle yaptı. 15 CHP milletvekili istifa ederek, İYİ Parti’ye katıldı. Böylece İYİ Parti’nin YSK tarafından seçimlere sokulmama ihtimali ortadan kalktı.

Bu hamle sadece İYİ Parti’nin seçime katılmasının önünü açmadı, aynı zamanda Genel Başkan Meral Akşener’in 20 imza ile cumhurbaşkanı adayı olmasının da yolu açıldı.

                                                                    ***

Şimdi tartışma cumhurbaşkanı adaylıklarında.

Şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında adaylıklarını açıklayan Meral Akşener, Doğu Perinçek, Ankara’dan Diyarbakır’a Kardeşlik Yürüyüşü yapan Tuna Bekleviç ve meslektaşımız Levent Gültekin var.

CHP Salı günü yapılacak PM toplantısında, olası adaylar konusunda görüş alışverişinde bulunduktan sonra aday belirleme yetkisini Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na verecek.

HDP’nin kısa sürede aday belirlemesi bekleniyor. Aynı şekilde SP’nin de.

                                                                      ***

Önümüzdeki on gün içinde AKP/MHP ittifakının dışında kalan ve kabaca “Hayır Bloku” olarak anacağımız parti ve gruplar kendi aralarında yoğun bir trafik işletecekler.

Bu trafiğin tek ana gündem maddesi var: Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday belirlenmesi ve bu ortaklığın ilk turda mı ikinci turda mı işletileceği.

                                                                       ***

Şu çok açık ki, Erdoğan’ın ilk turda da, ikinci turda da en büyük rakibi, Türkiye’nin geleneksel, muhafazakâr toplumsal tabana hitap edecek bir isim olacak. Bu ortak adayın bir anlamda genel profilini ortaya koyar.

Bu noktada öne çıkan iki isim var. İlki İYİ Parti Lideri Meral Akşener, ikincisi ise eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

Ortak adayın hangisi olacağı muhtemelen bu on günlük trafik içinde belirlenecektir.

Meral Akşener’in kadın olması, parti lideri olması, bir anlamda iktidar mağduru olması onu güçlü kılmaktadır. Merkez sağ ve milliyetçi tabana hitap edebilmesi de yine öyle.

Abdullah Gül’ü güçlü kılan ise AKP kültürel kimliğinden gelip, son dönemde AKP’nin izlediği politikalara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın siyaset yapma tarzına daha eleştirel olmasıdır.

                                                                ***

Bu iki aday içinde ortak aday olarak Gül’ü öne çıkaran, ortak adaylığın getirdiği oy tabanının dışında, AKP tabanından da oy alabilecek olmasıdır.

Pek çok araştırmaya göre, geçmişte AKP’ye oy vermiş ama şu anda AKP’nin izlediği politikalardan, siyaset yapma tarzından rahatsız olan kadınlar ve 30 yaş altı gençlerde oluşan yüzde 18-22’lik bi seçmen kitlesi var. Bu toplam seçmenin yüzde 10’una denk geliyor.

İşte Gül, ek olarak AKP tabanında var olan kitleyi mobilize edebileceği için bir adım öndedir.

Kuşkusuz bu noktada, Gül’ün Cumhurbaşkanlığının son döneminde onayladığı pek çok yasa ile Türkiye’nin içinde olduğu olumsuz havanın oluşmasında katkısı hatırlatılabilir. Ancak burada öncelik geçmişin hatalarını hatırlatmak değil, ortak geleceği kurma çabasıdır.

Şu anda SP, İYİ Parti ve CHP arasında var olan ortama aday girişimine HDP’nin mutlaka dahil edilmesi gerekiyor. Bu sadece HDP’nin sahip olduğu yüzde 10’un üzerindeki oy nedeniyle değil, muhalefetin referandumda “hayır” etrafında birleşmesi gibi bir sürecin içinde olduğumuz içindir.

HDP’nin bu sürece dahil edilmesi, aynı zamanda siyasette daha geniş bir toplumsal muhalefetin birbiriyle konuşabilmesi açısından önemlidir.

                                                                      ***

Ortak aday konusu kadar önemli başka bir nokta da, aday üzerinde ortaklaşmanın ilk turda mı yoksa ikinci turda mı olacağı konusudur.

Ortak aday kim olursa olsun, bu ortaklığın ikinci turda sağlanmasının başarı getireceğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk turda başarı elde etmek istediği açıktır.

O yüzden de ortak aday değil, her parti liderini aday olmaya davet etmektedir. Burada hedefin ise ana muhalefet partisi olması hasebiyle Kemal Kılıçdaroğlu olduğu da açıktır. Hedefi seçimin ikinci tura kalması dahası rakibinin Kılıçdaroğlu olmasıdır.

O yüzden ilk turda belli ölçüleri sağlayan çok adayın seçime girebilmesinin, seçimi ikinci tura bırakabileceğini düşünüyorum. Sandık operasyonları olmazsa görünen budur.

Muhalefet bu seçeneği sonuna kadar zorlamalı ve ortak adayı ikinci tura taşımalıdır.

Seçimi ikinci tura bırakmak muhalefetin ilk başarısı, ikinci turda kazanması ile esas başarısı olacaktır.

                                                                 ***

Muhalefet açısından ortak adayın anlamı, önceden varılacak ve kamuoyuna deklare edilecek biçimde, Türkiye’nin yeniden normalleşmesi ve demokratikleşmesi konusunda bir yol haritası konusunda uzlaşma sağlamaktır.

Ortak aday seçildiğinde Meclis’te muhalefetin desteği ile yeni bir sürecin başlayacağını kuşku yoktur.

Şunu da hatırlatmak gerekiyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilemediği bir AKP Meclis grubunun uzun süre blok halinde kalması zor olacaktır. Bu Erdoğan'sız AKP’nin dağılabileceği gerçeğidir.  

                                                                    ***

Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi, 24 Haziran her açıdan bireysel hırsların, taleplerin seçimi değil, Türkiye’nin otoriterlik ile demokrasi arasında bir tercihi olacaktır.

Bu açıdan hayır bloku, cumhurbaşkanlığı seçiminde sadece gücünü korumakla kalmayıp buna evet cephesinden yüzde 5-6’lık bir oy eklemek durumundadır.

Bu noktada hayır blokunun önemli bir bileşeninin de HDP ve Kürt siyasi seçmeni olduğu unutulmalı ve HDP, aday ortaklaştırmanın parçası olmalıdır. 

Bu da ortak aday kadar üzerinde uzlaşılacak Türkiye hedef ve vizyonu ile de ilgilidir. 

Önümüzdeki on günde muhalefetin her bir partisi hem kendi arasında hem de etki ettiği farklı toplumsal kesimler arasında ortak hedefe yönelik taşıyıcı koalisyonlar kurmak durumundadır. Şu anda CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu koalisyonların hem öncüsü hem de taşıyıcısıdır. Bu, demokrasinin kazanması için bir şanstır. Ve bu şans sonuna kadar kullanılmalıdır.