• 26.06.2018 00:00
  • (407)

 Türkiye “Cumhuriyeti” için kritik bir eşik olan 24 Haziran seçimleri geride kaldı. Geride kalan seçim sıradan değildi.

Sıradan olmadığını önümüzdeki dönemde yaşayacaklarımızla daha iyi göreceğiz. Bu seçimle birlikte siyasi iktidar bu yolda önemli bir eşiği aşmıştır.

ERDOĞAN’IN AÇIK ZAFERİ

Seçim sonuçlarını, yol açtıklarını, aktörlerini önümüzdeki günlerde uzun uzun konuşup, tartışacağız.

Ama bu konuda ilk söyleneceklerden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık zafer kazandığıdır.

AKP, Meclis çoğunluğunu kaybetmiş olsa da, bu Erdoğan’ın başarısına engel olamadı. Erdoğan partisinde yüzde 10’a yakın daha fazla oy alarak seçildi.

AKP, Meclis’te salt çoğunluğu kazanamasa da, ittifak kurduğu MHP ile birlikte çoğunluğu aldı.

Kuşkusuz seçimin en büyük sürprizi MHP’nin elde ettiği yüzde 11’i aşan ve tüm araştırmaları yanıltan başarısıdır. Her ne kadar parti lideri Devlet Bahçeli, partisinin yüzde 10’u geçeceğini sıklıkla ifade etse de, pek çok araştırma partinin yüzde 6-7 bandında gösteriyordu.

MHP'nin, iç Ege’de İyi Parti’ye kaptırdığı oyları, iç Anadolu ve Karadeniz’de AKP’den aldığı bu noktada yapılabilecek ilk tespittir. MHP’nin AKP’den oy alma nedeni ise, AKP-MHP ittifakının ortak siyasi zemini olan “milliyetçiliğin” siyaseten taşıyıcısının MHP olduğuna olan inançtır.

MHP, 1 Kasım 2015’deki oyunu korurken, partinin içinden çıkan İyi Parti yüzde 10’u geçerek Meclis’e girme başarısı göstermiştir.

Bununla birlikte cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener ise yüzde 10’un altında kalmıştır.

Yine seçimin bir başka sürprizi hem cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu’nun hem de SP’nin yüzde 1’in altında oy almasıdır.

Nitekim SP ve Karamollaoğlu’nun yüzde 2-3, hatta bazı araştırmalarda yüzde 4 alabileceği de ifade edilmişti.

CHP VE HDP’NIN SANDIK KOALİSYONU

Bu noktada sosyolojik olarak birlikte okunması gereken sonuç ise Muharrem İnce-CHP oyu ile Selahattin Demirtaş-HDP oyudur.

Nitekim Muharrem İnce yüzde 30’u aşarak CHP’den yüzde 8 civarında daha fazla oy aldı.

Buna karşın Selahattin Demirtaş yüzde 7 civarında oy alarak partisinin gerisinde kaldı. HDP yüzde 11’i geçerek Meclis’te 3. parti oldu.

Bu iki partinin ve cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oyu birlikte okuma anlamlıdır. Çünkü bu iki parti arasında parti ve cumhurbaşkanlığı adayı tercihinde önemli oranda oy geçişi olmuş ve sandık başında zımni bir koalisyon kurulmuştur.

CHP’li seçmenin HDP’nin barajı geçmesi konusunda gösterdiği desteği, HDP’li seçmen de Muharrem İnce’nin 2. tura güçlü aday olarak çıkması için vermiştir.

Muharrem İnce’nin aldığı oyda da, HDP’nin aldığı oyda da yaklaşık yüzde 1.5-2 karşılıklı destek, stratejik oy söz konusudur.

HDP’nin Meclis’e girmesi Kürt sorunu başta olmak üzere, demokratikleşme, temel hak ve özgürlükler konusunda belli bir toplumsal talep ve duyarlılığın temsil edilmesi açısından hayati değerdedir.

Bugün itibariyle en çok tartışılacak konu her seçim sonrası olduğu gibi CHP’nin durumudur.

Bu açıdan CHP’nin yüzde 24.1’den (1 Kasım 2015) yüzde 22.6’ya düşmesi bir başarısızlık sayılmamalıdır. Tam tersine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçte, önemli siyasi hamleler yapmıştır. 

CHP içinde Genel Başkan ve parti yönetimine bayrak açarak, istifa talep edenlere bugün toplanacak MYK’dan bir cevap verilip verilmeyeceğini göreceğiz.

İNCE’NİN TERCİHİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Bu noktada Muharrem İnce’nin elde ettiği yüzde 30 üstü oyun siyasi karşılığının ne olacağı önem kazanmaktadır.

Şunu ifade edelim ki, İnce’nin elde ettiği yüzde 30 üstü oy, kişisel çabası kadar yukarıda HDP örneğinde olduğu gibi farklı toplumsal kesimlerden gelmiştir.

Seçim gecesi, kendisini destekleyenlere karşı gösteremediği sahiplenmeyi, dün yaptığı basın açıklaması ile telafi etmeye çalışmış ve siyasi hedefinin sürdüğünü ifade etmiştir.

Bu hedef bana kalırsa CHP Genel Başkanlığı değil, kendisini 2023’de yapılacak Başkanlık yarışına taşıyacak bir başarı hikayesidir. O da, İstanbul Belediye Başkanlığı benzeri bir hedef olabilir.