• 27.07.2018 00:00
  • (393)

 Kuşkusuz 24 Haziran seçim sonuçlarının en çok fırtına kopardığı parti CHP.

CHP’deki fırtına, Muharrem İnce’nin genel başkanlık konusundaki aceleci tavrı, kendi çevresinin ve genel merkezin peş peşe yaptığı hatalar zinciriyle ortaya çıktı.

Şu an gelinen noktada Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma arkadaşları, iki ismi de, partiyi de kamuoyunda çok zor duruma düşürmüş durumdalar.

Kendi kişisel gelecekleri için kurumsal olarak CHP’ye her hatada daha fazla zarar vermektedirler.

Yaşadığımız süreç ve içine düşülen kaos hali, karşılıklı süren bu hatalar zincirinin bir sonucu.

İNCE’NİN HATALARI

Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinde parti içinden ve çevresinden aldığı düşünsel ve ideolojik destekle, söylem düzeyinde parlak ve başarılı bir performans sergiledi.

Adaylık süreci ne kadar parlak ve başarılı ise 24 Haziran gecesinden sonrası her adımı o kadar başarısız oldu.

Kılıçdaroğlu karşısında 2 kez aday olmuş ve kaybetmiş İnce, cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinden gösterdiği performans ile kendisine karşı olanların bile sempatisini kazanmıştır.

Parti içinde ve dışında İnce hakkında “olumsuz” düşüncesi olan pek çok kişi bile bu süreçte kendisine sempati duymaya başladı.

Bu haliyle İnce, Kılıçdaroğlu’ndan sonrası için en güçlü lider adayıydı.

Ancak ne olduysa İnce, liderlik yarışına Mart 2019’da -ki muhtemelen daha erken olabilir- yapılacak yerel yönetim seçimlerinden sonra değil hemen başladı.

Bu, İnce’nin yaptığı ilk stratejik hata oldu.

Ardından adaylığı için “ben aday olmam, örgüt bunu çözsün” mealinde bir açıklama ile ikinci büyük hatayı yaptı.

Adaylık konusunda bile açık irade ortaya koymaktan çekinen bir aday oldu İnce.

Hataların sonrası peş peşe geldi.

Açıkçası ben bu hatalarda kendi payından daha çok çevresinin payının olduğunu düşünüyorum. Yani İnce’siz siyasette bir şey olamayacakların hataları bunlar.

Bütün bu hatalar, onların küçük iktidar arzularının, yerel seçimler öncesi yerelde güç arayışlarının sonucu.

KILIÇDAROĞLU’NUN HATALARI

Elbette İnce ve çevresinin hatalarına Genel Merkez de aynı tutarlılıkta cevap verdi.

Oysa Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonrası yapması gereken ilk şey, yerel seçimlere kadar Muharrem İnce ile yakın bir işbirliğine gitmesi ve partiyi seçimlere güçlü biçimde hazırlamak olmalıydı.

Sonrasında ise seçim sonuçlarının kapsamlı bir analizi, bu analiz sonucunda gerekirse MYK’de küçük ya da büyük bir değişiklik yapmak ya da genel başkan seçimsiz bir kurultay toplamak olmalıydı.

Ancak Kılıçdaroğlu, bu adımları atmadı.

Kılıçdaroğlu’nun bu adımları atmamasında kendisinden çok çevresinin yani MYK’nın rolünün daha fazla olduğunu düşünüyorum.

Açıkçası tıpkı İnce’nin çevresindekiler gibi kendi siyasi geleceklerini Kılıçdaroğlu’nun varlığına bağlayanlar hata üstüne hata yaptırdılar.

Gelinen bu aşamada olağanüstü kurultay için belli sayıda (400 üstü) imza toplanmışsa, Kılıçdaroğlu’nun yapması gereken bu durumu, bir güvensizlik olarak algılayıp kurultayı kendisinin toplamasıdır.

Dün il başkanlarının illerindeki delegelerle hiçbir istişare süreci olmadan bireysel görüşlerini siyasi iktidar aracı olarak kullanmaları; aynı şekilde milletvekillerinin açıklamaları da bu hatalar zincirinin birer parçasıdır.

GÖRÜNEN KÖY

Şu çok açık ki, iki tarafın yaptığı karşılıklı hatalar zinciri, en çok CHP’ye zarar vermektedir.

Siyasetin işlevsizleştirildiği bu koşullarda ana muhalefetin, Kılıçdaroğlu’nun düşürüldüğü durum hazindir.  

Bu tablonun en somut etkisi, kuşkusuz seçmen üzerinde yarattığı güvensizlik halidir. Bu hal, CHP seçmenini CHP’den de siyasetten de soğutmaktadır.  

Bu güvensizlik halinin sorumlusu ise bizatihi İnce ve Kılıçdaroğlu’nun yakınında bulunanlardır. Bunlar siyasal ilke değil kişisel fayda peşinde olanlardır.

Eğer muhalifler, gerekli imzayı toplamışlarsa bunu vakit kaybetmeden genel merkeze sunmalı ve olağanüstü kurultay süreci başlatılmalıdır. Yok toplanmamışsa kamuoyu önünde kişisel polemiklerden kaçınılmalıdır.

DÜĞÜMÜ KİM ÇÖZER?

CHP’de kurultayın olup olmayacağı artık bir “Gordion Düğümü”ne dönmüştür. Bu düğümü eğer çıkarsa iki aday dışında 3. bir aday çözebilir.

CHP, siyaset ve Türkiye üzerine fikri, düşüncesi, ideolojisi ve yol haritası olan aday/lar bunu çözebilir. Muhalifler içinde bu yönde çabası olanlar var ama onların sorunu da fazlasıyla sayısal azlıktır.

Bu düğümün çözülmesinin yolunu ise açarsa ancak Kemal Kılıçdaroğlu açar, açmazsa da açana kadar görevde kalır.  

Muharrem İnce ve çevresinin bu aşamada CHP’ye vereceği hiçbir enerji yoktur.

Bu yüzden tarafların kamuoyunda verdikleri bu tartışmaya son verip, parti içinde bir tartışma süreci başlatmaları, birbiri ile konuşmaları en iyi çözümdür.

Bunun dışında her girişim, CHP ve siyasete zarardan başka bir şey değildir.