• 25.08.2018 00:00
  • (616)

 Bir önceki yazı bayram yazısı olmadı ama bu biraz -en azından girişi- öyle olacak.

Bayram tatilinin yarattığı boş zamanda bir yandan cezaevi notlarının kalan kısımlarını bilgisayara aktarırken -ki daha var- , diğer yandan genç arkadaşların teşviki ile alternatif medya kanalları uğraşı içine girdik.

İnsan, gençlerin bilgileri ve bakış açılarının yaratıcılığı karşısında şaşkına dönüyor. 

Önerdikleri şey, alternatif medyada kendi kimliğini kalıcı getirme, içerik üreterek zaman içinde gelir üretme üzerine. Bu amaçla, youtube, periscope, patreon ve daha pek çok mecranın kullanıldığını anlattılar, örnekler gösterdiler.

Elbette bu çabaların hedefe ulaşmasının bir koşulu var: “Sıradan” insanların yani bizlerin bu çabalara ilgi göstermesi ve desteklemesi.

Yani bir okuyucumun dediğinin tersine, “sıradan” vatandaş olarak yapacak hala bir şeyimiz var. Sizlerin ilgi ve katkısı olmazsa bu çabalar, boşluğa giden uğraş olarak kalır.

Gençlerin anlattıklarını dinledikçe, onlarla sohbet ederken içinde olduğumuz medyadaki değişimi düşünmeden edemedim.

Böylece yazının bayram bölümü bitti.

MEDYA DEĞİŞMEDİ, DÖNÜŞTÜ

Türkiye’de son yıllarda kamusal alanda yaşanan değişimin en somut görünürlüğünden birisi kuşkusuz medya.

Medyada 2007’den itibaren el değiştirme ile başlayan süreç, bugün medyanın yüzde 90-95 oranında iktidara yakın, yakınlıktan ziyade ekonomik ve siyasi bağımlı hale gelmesiyle sonuçlanmıştır.

Gerek görsel gerekse yazılı medyada durum budur.

Bu haliyle medya, bir bütün olarak iktidarın ideolojik aygıtı haline dönüşmüş ve bir propaganda aracı olarak çalışmakta ve başarılı olmaktadır.

Buna karşın, iktidara, iktidar uygulamalarına eleştirel bakan görsel ve yazılı medya organı sayısı bir elin parmaklarını geçmez durumda.

3-4 gazete, TV kanalı ve biraz daha fazla sayıda internet haber sitesi. Hepsi bu.

Dahası bu medya kanalları da, ekonomik olarak da güç durumda olduğu için ya az elemanla çalışmak durumunda ya da ücretler, telifler çok düşük durumda.

Nitekim medyadaki bu boşluğu gören yabancı TV kanalları, İstanbul ve Ankara merkezi habercilik yapmaya başlamışlardır.

ALTERNATİF HABER MECRALARI

Bu yüzden başta Facebook ve Twitter olmak üzere çeşitli sosyal medya mecraları birer alternatif haber sitesine dönüşmüş durumda.

Bugün sosyal medya platformlarını birer haber kaynağına dönüştürenler ise çoğunlukla “vatandaş gazeteciliği” örneği gösterenler ile; işi, mesleği gazetecilik olan mevcut koşullarda iş imkanı bulamayan ya da küçük gelirlerle çalışmak durumunda olan gazeteciler.

Bu insanlar, kendi imkânlarıyla evlerinde ya da arkadaş ofislerinde küçük stüdyolar kurarak, halkın bilgi alma hakkı için mücadelelerini sınırlı imkânlarla sürdürüyorlar. Aklıma ilk gelenler, Gökhan Özbek, ŞükrüKüçükşahin, Ünsal Ünlü.

PEKİ YA SİZ?

Yakın zamanda Doğan Medya Grubu’nun Demirören Grubu’na satılması döneminde çevremizdeki tepki genel olarak; “nasıl olur?”, “bu kadar da olmaz”, “izlenecek bir yer kalmadı” vs. şeklindeydi.

Peki bu tepkilerin bir anlamı var mı?

O günlerde yazdığım bir yazıda şunu sormuştum: Bu medya düzeninden her fırsatta şikayet edenler bunun karşılığında ne yapıyorlar?

Mesela alternatif medyayı ne kadar destekliyorlar?

Mesela Evrensel, Cumhuriyet, Birgün Gazeteleri’ne aboneler mi ya da düzenli alıyorlar mı?

Ne kadarı, alternatif TV kanallarının ayakta kalmak için başlattıkları kampanyalara destek veriyorlar? 

Biliyoruz ki, bu sayı çok sınırlı.

YAPACAK ÇOK ŞEY VAR

O yüzden, evet sıradan vatandaşların şikayet etmeye hakkı var ama şikayet edebilmenin asgari koşulu da, bizatihi o mücadelenin içinde olmak, onun parçası olmak.

Türkiye’de eksik olan kısmen bu.

Düşünün ki, hala yüzde 13-14 civarında seçmen oy kullanmaya dahi gitmiyor. Bunu duyarsızlık mı, sorumluluktan kaçış olarak mı tanımlamak gerek bilmiyorum.

Bir önceki yazıda ifade ettim, seçmen olarak yorgun, kırgın, üzgün hatta kızgın da olabiliriz ama umutsuz olmaya hakkımız yok.

Siyasete daha çok sahip çıkmalı, alternatif medyayı (gazete, Tv, sosyal medya kanallarını) daha çok desteklemeliyiz. Elimizi oy verme dışında da taşın altına koymalıyız.

Bugün, siyasete de, medyaya da, hayatımıza da sahip çıkmamız her zamankinden daha değerli. 

Unutmayın siz varsanız biz varız.