Önümüzdeki yerel seçimler, sonuçları açısından sadece bir yerel seçim olmayacak. 1 Nisan 2019 sonrası Türkiye’si için de önemli bir eşik olacak.

Bunu belirleyecek olan ise tek başına AK Parti+MHP’nin birlikte alacağı oy oranı olmayacak. Bunun kadar belirleyici olacak olan bu iki parti arasındaki oy dağılımı ve CHP’nin Batı’da, HDP’nin de Doğu ve Güneydoğu’da elde edeceği başarı olacak.

AK Parti ve MHP’nin oy toplamı, gerek 14 Nisan Anayasa Referandumu’nda gerekse 24 Haziran seçimlerinde yüzde 50-52 bandında.

24 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin oyu yüzde 42.5, MHP’nin ise yüzde 11.1 oyu vardı. Bu sonuçlar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçiminde aldığı yüzde 52.6 ile uyumludur.

OY DEĞİŞİKLERİYLE DEĞİŞEN DENGELER

24 Haziran’dan bugüne iki parti arasında zaman zaman yaşanan gerilimlere bakıldığında bunun, son kertede ideolojik bir farklılaşmadan kaynaklanmadığını görüyoruz.

Bu gerilimlerin temel nedeni, bu süreç içinde yapılan araştırmalarda iki partinin oy oranlarındaki değişim ve iki parti arasında yaşanan oy geçişkenlikleri. Bu durum, en azından şimdilik MHP lehine işlediği için gerilimlerin kaynağı büyük ölçüde bu partiden kaynaklanıyor.

Kulislere yansıyan bazı araştırma sonuçları AK Parti’de temeli ekonomik kriz olan kısmi bir düşüş olduğunu gösteriyor. AK Parti’de olan bu düşüşün adresi ise istisnai bir oranı dışarıda tutarsak muhalefet partileri değil, MHP ya da en azından şimdilik sandığa gitmeme. Ve MHP de, bunu iyi biliyor.

Yerel seçimlere giderken bu eğilim yani AK Parti’nin düşüşü, MHP’nin yükselişi sürerse iki parti arasında siyasal farklılaşma artarak devam edebilir. Bu farklılaşmanın ideolojik bir kırılmaya dönüşmesi ise kısa vadede mümkün görünmüyor. Ama bu durum iki parti arasında büyük bir pazarlığın olacağını ima eder.

AK Parti’nin yüzde 38’lerin altına düştüğü buna karşın MHP’nin yüzde 15 üstü olduğu bir siyasal denklem, var olan siyasal yönelimleri hayli değiştirebilir.

Tabii bunun tersi bir durum da söz konusu olabilir. Yani AK Parti’nin yüzde 42 üstü ve MHP’nin yüzde 11-12 bandının altına düştüğü durumlarda ise AK Parti, siyaseten daha güçlü olacağı için var olan siyasal ortam sertleşerek devam edebilir. Bunun anlamı siyasal alanın ve siyasal olanın alanının daralacağıdır.

MUHALEFET DENGE OLABİLECEK Mİ?

İşte bu noktada bütün gözler muhalefetin elde edeceği başarıya bağlı olacaktır. Ve muhalefet için umudu yeniden yeşertecek bir başarıdan başka seçenek yoktur.

Bu ise yine 14 Nisan Referandumu’nda farklı kaygılarla da olsa ortaklaşılan “hayır” blokunun ve 24 Haziran’da ad konularak devam edilen “Millet İttifakı”nın örtülü devam etmesine bağlıdır.

Hukuki olarak yerel seçimde bu ittifakları açıktan kurmak mümkün değilse de, yerel seçimlerin doğası gereği bu ittifakları yerelde kurmak daha kolaydır.

İşte burada CHP’ye –ki bu da partinin şansızlığı- özel bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü CHP’nin ve toplamda muhalefetin elde edeceği başarı, var olan siyasal sistem içinde hâlâ bir denge görevi görmesi açısından önemlidir.

Bu ise yerel seçimlerde elde edilecek başarıyla sağlanabilir.

CHP’nin hedeflediği 6 büyükşehri tek başına kazanması teorik olarak ihtimal dahilinde olsa bile pratik olarak zor görünüyor. Bu başarıyı elde etmenin yolu ise, her seçim çevresine diğer muhalefet partileri ile “farklı” ittifaklara girmesi. Yani CHP, gerek İyi Parti ile, gerek HDP ile, gerekse SP ile yerelde farklı farklı işbirlikleri sağlamak durumundadır.

Burada farklıdan kastımız her seçim çevresine muhalefet partilerinin işbirliği yapmasının yanında, bazı seçim çevrelerinde örneğin İYİ Parti ve SP’nin “güçlü aday” çıkarması şeklinde de olabilir.

FARKLI SEÇİM İTTİFAKLARI DENENMELİ

Şu açık, CHP’nin bu anlamda muhalefetin Ankara’da kazanmasının yolu İYİ Parti’den ve Kürtlerden destek almasıdır. İstanbul için ise İYİ Parti’den çok HDP’nin desteğine ihtiyaç vardır. Örneğin İzmir’de başarı İYİ Parti’nin zayıf bir aday çıkarmasına bağlıdır.

Ama bunun yanında Akdeniz’deki metropollerde hem MHP, hem İYİ Parti güçlü olduğu için buralardaki muhalefetin başarısı İYİ Parti’nin güçlü aday çıkarmasına bağlıdır.

Yani İYİ Parti’nin bazı illerde –ve ilçelerde- aday çıkarmayarak ya da güçlü aday çıkarmayarak CHP’yle işbirliği yapabileceği gibi bazı yerlerde tam tersine güçlü adaylar çıkarması gerekiyor.

Yine benzer durum İstanbul’un bazı ilçelerinde HDP’yle işbirliğinde geçerlidir. Özellikle 2 ve 3. bölgede kalan bazı ilçelerde CHP’nin başarısı HDP’nin aday göstermemesine bağlıdır.

SEÇİM SONUÇLARI DENGE İŞLEVİ GÖREBİLİR

Görüldüğü gibi her seçim çevresi için muhalefetin kendi arasında yapacağı işbirlikleri farklılaşacaktır. Bu farklılaşmada kimi zaman fedakarlığı CHP, İYİ Parti, HDP ya da SP için yapmak durumunda kalacaktır.

Bu işbirliklerinin nasıl sağlanacağı konusunda partiler arasında siyaseten “ilkesel” bir uzlaşma sağlanabilirse çözüm yolları bulunabilir.

Bulunmalı da, çünkü burada yerel yönetimlerde salt bir partinin başarı meselesini tartışmıyoruz.

Tartıştığımız, muhalefetin yerel seçimlerde elde edeceği başarıyla iktidar karşısında 1 Nisan sonrası için siyasal bir denge oluşturup oluşturamayacağında.

Unutmayın yerel seçim, artık sadece yerel seçim değildir.

  • Abone ol