• 22.04.2013 00:00
  • (2440)

 

Gazeteciler Düzce’de neden üçüncü bir dernek kurdu? Gazeteciler, bu derneği kurarak neyi hayal ettiler? Bu dernek birilerine alternatif olsun diye mi kuruldu? Buna benzer bir çok soru ile karşılaşıyoruz. Fakat herkes kendi düşüncesini aktarıyor ve haklı olduklarını sanarak, bu derneğin kuruluş amacını değişik yönlere çekerek, bu dernekte yer alan gazetecileri ötelemeye çalışıyorlar.

Bu derneğin kuruluş amacı, Düzce’de yıllardan beri gelen basın ayrıştırmasını ortadan kaldırmak ana başlığı altında toplanıyor. Bu dernek birilerini ayrıştırmak için kurulmadı. Bu dernek birilerine alternatif olsun diye hiç kurulmadı. Aksine, meslek büyüklerimize her zaman saygımız var. Bize destek olacakları günü sabırsızlıkla bekliyoruz.

Baktığımızda Düzce Çalışan Gazeteciler Derneği üyeleri, sadece basın ve yayın yolu ile para kazanan ve bu yolla evlerine ekmek götüren insanlardan oluşuyor. Eksi 5 derecede Bolu Dağı’nda trafik kazasının haberini yapan, bir devlet büyüğü geldiği zaman koşarak metrelerce yol kat eden, bu haberleri alıp gazetelerin sayfalarına koyan ve kamuoyuna en iyi şekilde servis eden, montajını yapan insanlar bu dernekte yer alıyor.

Bu insanların haklarının korunması gerektiğini düşünmeye başlamışken, dernek kurup bir çatı altında toplanarak, sesimizi tek elden duyurma kararı aldık. Okurlarımız, izleyicilerimiz ve kamuoyu haberlerimizi okurken bizim bu haberleri yaparken nelere maruz kaldığımızı fazla tahmin edemezlerdi. Zaten onları çok ilgilendirmezdi. Ama bizi ilgilendiren durumlar vardı.

Başka illerden gelip, Düzce’de hırsızlık yaptıktan sonra yakalanan ve Düzce Adliyesi’ne çıkarılırken görüntülemeye çalıştığımız bir hırsızın, basın mensubuna ağız dolusu küfür etmesi bizi ilgilendirirdi.

O hırsızın yakınının gelip basın mensubuna saldırması, kamerasına vurması veya sözlü yada fiziki şiddet uygulaması bizi ilgilendirirdi.

Kendisini bilmez 3-5 kişinin, sokakta ağızlarını yaya yaya basın mensuplarına “Aç basın”, “Yemekçi basın” gibi ahlaksız sıfatlar yakıştırması yine bizi ilgilendirirdi. Çünkü bizler bir tabak yemeğe, bir şişe içeceğe satın alınacak kişiler olmadığımızı göstermek için çıktığımız bu yolda, işimizin sadece gazetecilik, muhabirlik, kameramanlık yada editörlük olduğunu kanıtlamamız lazımdı.

Dedim ya, ayırıcı değil birleştirici olmaya karar verdik. Belki kurulduğumuz ilk zamanlarda bazı kesimlerden gerekli desteği alamadık. Ama derneğimiz büyüdükçe, yerine oturdukça ve sesi duyulmaya başladıkça gerekli desteği alacağımızdan eminim.

Artık basın mensuplarına adliye önlerinde ağız dolusu küfür eden hadsizlerin ettiği bu küfürlerin hesabını yine hukuk ve kanunlar yolu ile soracağız.

Kendisini bizden güçlü sanıp, fiziki şiddete başvuranların bu yaptıklarının hesabını da kendilerinden yine kanunların bize izin verdiği derecede soracağız. Hak arama mücadelemiz bitmeyecek.

Bunca yıldır sadece gel basın toplantım var deyip çağırılan ve bir türlü onurlandırılmayan basın mensuplarını, yapacağımız yarışmalar, etkinlikler ve buna benzer faaliyetlerle onurlandıracağız.

Değişik sıfatlar takan kendini bilmezlere, o sıfatların ne anlama geldiğini öğretmek için elimizden geleni yapacağız. Birlik içinde hareket ederek hep beraber bize yapılan haksızlıkların ve yakıştırmaların önüne geçeceğiz.

Bu anlamda, 29 Nisan’da ilk kongremizi yapacağız. Kongremizi gizli, saklı veya birilerinin yerine imzalar atarak değil, göğsümüzü gere gere, herkese açık bir şekilde yapıp, demokrasilerde olduğu gibi çoklu listeler çıkmasını sağlayacağız.

Bu kongrede kapımız herkese açık. Bu derneği en iyi yönetecek kişilerin başkan olması için hiçbir engel yok. Herkes gelip derneğe üye olduktan sonra, başkanlık için yarışabilir. Bu yarışa katılacaklara şimdiden başarılar diliyor ve derneğimizin Düzce’ye ve bölgeye hayırlı olacağıma emin olduğumu söylemek istiyorum.