Savaşı yaşayan ekonomi savaşa girerse...

  • 15.10.2012 00:00

 30 yıldır ‘iç’erde biz bize savaşıyorduk, şimdi savaşımızı ‘dışarı’ya, uluslararası düzeye taşıma imkânı doğdu.


Suriye’den Türkiye’ye açılan top ateşi sonrası beş can kaybı, ardından Türkiye’nin misilleme amacıyla Suriye’deki askeri hedefleri vurması ve dün kabul edilen ‘tezkere’, Suriye ile bu kez gerçekten savaşın eşiğine getirtti.

‘Petrol’, sadece Batılı devletlerin yüzünden değil, kendi halklarına gün yüzü göstermeyen kanlı diktatörlerin de sayesinde Ortadoğu halklarına zenginlik ve refah getirmesi beklenirken onların laneti haline geldi.

Daha zengin, daha özgür ve daha mutlu yaşama imkânları tam da ‘ayakları altında’yken, bu ‘kara maden’ halkların felaketi, onları yöneten iktidarların da halklarına zırnık koklatmadığı zenginliğinin kaynağı oldu.

Ortadoğu halkları sabırla ve ümitle tarihinden gelen kaderine ve hüznüne direnirken, biz tuttuk onların değil, onların acılarını alınyazısı yapanların yanında yer aldık.

Kendi halkına zulmediyor, katliam yapıyor denilen diktatörlere kucak açan iktidarın, şimdi üstelik de diğerlerinden vazgeçmeden, o diktatörlerden sadece birine, o da ‘kendi araları bozulduğu için’ savaş açmaya kalkması, bu ülkenin ne sessiz çoğunluğunun ne de makul çoğunluğunun kabul edebileceği bir şey değil...

Türk halkı, kapımıza gelen bu savaşı Başbakanın kendi kişisel savaşı olarak görüyor ve bunu Başbakan Erdoğan’la Esad’ın, ister ‘fazla samimiyet tez ayrılık getirir’ deyin, ister ‘fazla samimiyetten maraz doğan’ deyin, ilişkilerinin bir sonucu olarak yorumluyor.

O yüzden de iflas eden dış politikanın sorunsuz komşu bırakmadığını düşünüyor, AK Parti’nin ‘komşularla sıfır sorun’ temalı dış politikası ile ‘sıfır komşu’ ve ‘sırf sorun’ diyerek dalga geçiyor halk.

Çöken dış politikasının her gün onlarca şehit haberiyle tescillendiği bir dönemde, onlarcasını da Uludere’de, Afyon’da şaibeli bir şekilde kaybedenlerin, hesap vermek yerine hesap soranların üzerine yürüdüğünü düşünürseniz, girişilecek olası bir savaşın hesabını nasıl verirler, ya da verirler mi bu çok da mümkün gözükmüyor.

Elindeki imkânlara rağmen kendi askerini yolculuk esnasında dahi koruyamayan, bunun hesabını soramayan ve veremeyen, kumdan kaleler ardında aldığı ‘darbe’lerin sersemliğini üzerinden atmaya çalışan askerin de girişilecek bir savaşta göstereceği performans da bir başka merak konusu.


Bu ekonomi savaş kaldırmaz

Suriye’deki savaş yangınının Türkiye’ye sıçramasından önce bizi teğet geçerek Avrupa’yı vuran küresel ekonomik krizin alevleri üzerimize sıçradı maalesef. Ekonomiden alarm sesleri gelmeye başladı, en güvendiğimiz yerden bütçeden açıklar vermeye başladık ve bunu da zamlarla vatandaşın üzerine yıkarak kapatmaya çalıştık.

Ve tabii hemen sonucunu gördük, ihracat artsın diye kurlardan başka bir şeyi gözü görmeyenlerin aslında en çok ilgilenmeleri gereken enflasyon rakamı, zamlarla beş ayın en yüksek seviyesine çıktı.

Avrupa’daki kriz, daralan küresel ticaret hacmi, Ortadoğu’da sürüklendiğimiz savaş ve öncesinde komşularla yaşanan gerilimler, bir de seçim arifesinde olduğumuz düşünülürse, ekonominin geleceğinin çok da parlak olmadığı net gözüküyor.

Gazla fren arasına sıkışmış ekonomi yönetiminin, Türkiye’yi dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkeye çevirerek ekonomik sorunlara yaklaşması yanında, seçim öncesi bir de savaş gerginliği yaşayacağımız düşünülürse, ekonomiyi tekrar rayına oturtmanın bedeli hesap ettiğimizden çok daha ağır olur.

Son dönemde köküne kibrit suyu dökülen demokrasi, hukuk, özgürlük, şeffaflık gibi kavramların bir ekonomi için ne kadar önemli olduğunu kavrayamayanların Türkiye’ye giren doğrudan yabancı yatırımlardaki gerilemeye dikkat etmesi gerek. Bir de savaş gibi bir ‘belirsizlik’ ortamına ülkeyi sürüklediğinizde bırakın yabancısını, yerlisini de üretimden alıkoymuş olursunuz.

Daha savaşmadan sınır kentlerimizin ticari olarak vurulduğuna bakmak bile bir fikir verebilir aslında...

Savaş belki kimi ilgili sektörlerde bir gelişme ve genişleme meydana getirir ama savaşın getirdiği olağanüstü harcamaların yükünü bütün ülkenin çekeceğini, daha fazla silahlanmak için ülkenin bütçesini savaşa ayıracağını bilmek için ekonomiden anlamaya da gerek yok.

Nitekim son iki ayda bütçeden silah araç ve gereçlerine yapılan harcamalarda artış yaşanmış.

Akçakale Belediye Başkanı Abdülhekim Ayhan, ‘savaşta değiliz ama savaşı yaşıyoruz’ yorumunu yapmış. Başkanın kendi ilçesi için söylediğini Türkiye 30 yıldır yaşıyor ve ayağındaki bu prangayı söküp atmak yerine ayağını sürükleye sürükleye ilerlemeye çalışıyor.

Sonra da koşarak bile zor yetişeceğimiz 2023 hedefini konuşuyoruz.

[email protected]
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar