Hukuk Orta Asya, demokrasi Nikaragua

  • 3.12.2012 00:00

 28 kasımda yayımlanan “Dünya Adalet Projesi”nin 2012 Hukuk Düzeni Endeksi’nde Türkiye,“temel hakların korunması”nda 97 ülke arasında 76. sırada yer aldı.

Hâlbuki temel hak ve özgürlüklerin ilk başında yer alan “yaşama hakkı” tüm hakların da kaynağıdır...

Vatandaşının en temel haklarını bile “ihlal edilemez” bir noktaya taşıyamayan bir ülkenin başka haklar noktasında vatandaşına cömert davranmasını beklemek çok akıllıca olmasa gerek.

Aynı rapora göre Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında konumlandırılan Türkiye, ceza adaleti açısından 71., asayiş ve güvenlik açısından 70. sırada bulunuyor.

İnsan hayatının “bu kadar ucuz olduğunun” kabul edildiği bir ülkede; kadınların da, Alevilerin de, işçilerin de, Kürtlerin de bırakın başka hakları, yaşadıkları fazladan bir günü yanlarına kar saymaları gerekir.

Bütün siyaset kurumunun ve hukuksal düzenlemelerin temel hedefi, bireyin insan olmaktan kaynaklanan, doğuştan sahip olduğu en asli hakları olan “hayat, hürriyet ve mülkiyet” haklarını korumak olmalıdır.

Ancak “olması gereken”, sözkonusu ülke Türkiye olunca terse dönüyor; devlet, vatandaşın üzerinde, vatandaşa karşı korunması ve kollanması gereken bir yüce güce dönüşüyor.

O yüzden ki 167 ülkeyi kapsayan “Dünyada Demokrasi Endeksi” araştırmasında Türkiye, 2008’deki son araştırmaya göre iki basamak düşerek, 2010’da 89.’luğu Nikaragua’yla paylaşıyor,Tanzanya ve Uganda’nın da bulunduğu melez rejimler grubunda yer alıyor.


Kurda kuzu mu emanet ettik?

Bu tablonun doğal bir sonucu olarak ise görevi, bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak olan devlet, bireyin haklarına tecavüz edenleri taltif edip, mağdurları ise görmezden gelmeye devam ettiği eylemlerine bir yenisini daha ekledi.

Türkiye, kendisine bir Kamu Başdenetçisi seçti, biz de onun kimliğine bakarak, devletin saklamaya hiçbir zaman ihtiyaç duymadığı zihniyetini bir kez daha gördük.

Türkiye’nin 2012 yılı İlerleme Raporu’nda Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili “hukukun üstünlüğü ve insan hakları konularına yönelik olarak idarenin işleyişine ilişkin şikâyetleri incelemekte ve önerilerde bulunmaktadır” yazıyor.

Ve devam ediyor; “Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulması, vatandaşların haklarının güvence altına alınmasında ve kamu yönetiminin hesap verebilirliğinin sağlanmasında önemli bir adımdır”.

Bu görev tanımıyla seçilen kişinin sicili karşılaştırıldığında, şahsın en uygun aday olmadığı çok açık. Üstelik bu adayı diğer adayların arasından AK Parti çekip çıkarttı ve AK Partili milletvekilleri seçti. Tam bir “ileri demokrasi”...


Dünya, “insan”ın en kutsal sayıldığı bir dönemi yaşıyor; biz, “insan”ı yok sayan bir anlayışı egemen kılmayı sürdürüyoruz.

Peki, bu daha ne kadar devam eder?

Ben ekonomik açıdan söyleyeyim, edemez.

Sürdürülebilir yüksek büyüme talep edildiği sürece...

Tarihinin en düşük yurtiçi tasarruf oranı sürdüğü sürece...

İhracat yapmak için enerji ve ara malı ithal edildiği sürece...


Türkiye yabancı yatırıma muhtaçtır. Yabancı yatırımı çekmek için ise en önemli koşul “hukuk devleti”dir.

Geçen hafta Taraf’taki röportajında Eser Karakaş Hoca ekonominin gelişimi için de hukuka olan ihtiyacımızı hatırlatmaktaydı:


“Türkiye’nin büyümesi için hukuk devleti gerekiyor. En önemli iktisadi girdi ‘hukuk devleti’ olacak. Eskiden büyüme hukuk devletini üretiyor denirdi, hayır, şimdi hukuk devleti büyümeyi üretecek. Dünyada sermaye hareketleri o kadar yaygınlaştı ki eskiden büyümenin ana motoru ulusal tasarruf oranlarıydı, artık küresel bir tasarruf havuzu var. Kim bu havuzdan daha hızlı kaynak çekerse o daha hızlı büyüyecek. Küresel havuzdan size aktarılan kaynak birisinin ürettiği tasarrufu bize emanet etmesi demek. Bunu emanet etmesi için de bizim emanet edilebilir hukuk sistemine sahip olmamız lazım.”

Eser Hoca’nın hukuk temelinde özetlediğinin arka planında ise bir ülkedeki “iş yapma kolaylığı” da var. Dünya Bankası’nın her yıl yayınladığı “Dünya İş Yapma” raporunda Türkiye 184 ülke arasında geçen sene 68.’ydi bu sene ise 71. basamağa geriledi.


Türkiye
, yabancı yatırımcının ilgisini çeken bir başka listede, 183 ülkenin, yolsuzluk ve rüşvetsıralamasının yapıldığı şeffaflık listesinde geçen yıl 56. iken, bu yıl beş basamak gerileyerek Küba veLetonya ile birlikte 61. sırayı paylaştı.

Kısacası, ülke olarak demokrasi ve hukukta yeriniz neredeyse, ekonomide de daha fazlası olmuyor...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.