• 27.08.2018 00:00

 Cumartesi Anneleri 700. kez bir araya gelecekti Galatasaray’daki meydanda.

Her Cumartesi toplandıkları alanda.

Olabilecek en barışçıl ve meşru eylemlerini gerçekleştirmek için.

Çocuklarının, kardeşlerinin, eşlerinin cenazelerini, kemiklerini; suçluların hesap vermesini talep ediyorlar, 700 haftadır.

Her yurttaşın yapması gerekeni yapıyorlar, anlayacağınız.

Ali Duran Topuz’un, Gazete Duvar’daki ‘Cumartesi Anneleri: 700 haftalık ısrar’ başlıklı yazısındaki sözcükleriyle: “Cumartesi Anneleri bir duygu sorunu değildir, bir soyut vicdan meselesi değildir, bir üzüntü aracı değildir, bir etkinlik vesilesi değildir, bir siyasal ısrardır.” 

Evet, bir ‘siyasal ısrar,’ söz konusu olan.

Çocuk oyunu değil, ana sütü gibi helal bir ‘hak talebi.’

699 haftadır, ‘sessizlik’ ile gerçekleştirilen toplanmaya, dün izin verilmedi ‘idare’ tarafından.

Yasaklandı.

‘Yasaklanamaz’ olan.

Ardından, Demirören Haber Ajansı’nın bildirdiği üzere, ‘İstanbul’daki eylemde gerginlik yaşandı.’

23 yıldır, gözaltında öldürülüp kimsesizler mezarlığına gömülen oğlunun katillerinin bulunmasını talep eden 82 yaşındaki Emine Ocak’ın göz altına alınmak istendiği, nahoş gerginlik! Tatsızlık. Üstelik Demirören AVM’nin de yer aldığı turistik bir caddede. Olacak iş değil. Can sıkıcı.

‘Yasak’ kararının, Anayasa’ya, sayısız mahkeme kararına, AİHS’ye aykırılığını bir yana bırakalım şimdi. Anayasa vesaire, artık boş işler bunlar. Anayasa dediğin toplum sahip çıkarsa vardır, çıkmazsa yoktur. Türkiye toplumu çıkmıyor. Lafı uzatmaya gerek yok.

Tek bir fotoğraf hakkında okuduğunuz yazı. Vedat Arık çekmiş.

Fotoğraf: Vedat Arık

Milletvekilleri, Ahmet Şık, Garo Paylan, Hüda Kaya, Serpil Kemalbay…

Hrant Dink’in oğlu Arat Dink’i ‘kurtarmaya’ çalışıyorlar. Yetki ve görevlerinin sınırları yasalarla çizilmiş ‘kamu görevlisi’ polis, ‘Gel lan buraya’ demiş; vekiller sahip çıkmış. Bırakmamış.

Olağanüstü etkileyici bir özet, o an…

Dönüp dönüp, arada bir ‘tatsızlıklar’, ‘gerginlikler’ yaşanan bu günleri, gelecekte anlatacaklardan biri olan o fotoğrafa bakıyorum.

Yazı, o fotoğraf üzerine ve o fotoğraftakiler için yazıldı. O fotoğraftakilerin çevresindeki insanlar için. Orada olan herkes için. Ola ki görmeyeniniz varsa, görsün, dikkatlice baksın diye.

Bir de şunu söyleyebilmek için:

Seksen milyonda ‘bir’ yurttaş olarak, o fotoğraftaki insanlarla aynı toprakta yaşadığım ve umuyorum, aynı toprakta göçüp gideceğim için, mutluyum.

Ve o fotoğraftakilerle aynı ‘yurttaşlığı’ paylaştığım için,

onur duyuyorum.