•  

 Başlıkta adım yazıyor olmakla birlikte, okuyacağınız yazı bana değil, sevgili Gökçer Tahincioğlu’na ait.

Af yasası gündemde. Siyasetçiler henüz, göz süzme aşamasında. Eğer üzerine konuşulan, yazılıp çizilen öneri yasalaşırsa, kimlerin serbest kalacağı sır değil. Herhalde bir süre sonra meclis gündemine gelir. Vekiller önce komisyonda, sonra genel kuruldaki o tuhaf renkli koltuklara kurulup sırıtan ifadelerle birbirlerine üç beş gün laf atar, ardından partilerinin aldığı karar doğrultusunda el kaldırırlar. Hepsi bu. Kabul edilenin, yeni rejime yaraşır bir yasa olacağını tahmin ediyorum.

Bir iki gündür af kavramı ve anayasalarda nasıl yer aldığı, Türkiye’deki geçmiş tartışmalar üzerine bir iki satır ‘anayasa yazısı’ kaleme almayı düşünüyordum. Zaman zaman yaptığım, kendimi yapılması gerektiğine inandırdığım lüzumsuz işlerden biri olacaktı.

Bugün öğle vakti Gökçer Tahincioğlu’nun yazısını okudum. Ardından bir kez daha okudum. Bir saat sonra yeniden. Kendi yazımdan vazgeçtim. Tahincioğlu’nun satırları üzerine, bir af yazısıyla söz söylemek gelmedi içimden.

Sanırım onun yazısını okuyunca, bir şey yazacak gücü de bulamadım.

Bu yazının tek nedeni, Tahincioğlu’nun tanımlamakta güçlük çektiğim satırlarının birden çok mecrada yer almasını istemem. Hiç kimse gözden kaçırmasın. Mümkünse okumayan kalmasın.

Acı nedir… Direnç nedir… Af nedir… Affetmek nedir… Affetmemek nedir… Affedilmek nedir… Kimler affedilmelidir…

Değerli insan ve yazar Gökçer Tahincioğlu, tüm zarafeti ve duyarlılığıyla, başka söze ihtiyaç bırakmayacak biçimde yanıtlıyor yukarıdaki soruları.

‘Ben affetmiyorum’ başlıklı yazıyı lütfen okuyun.