Murat Sevinç
Murat Sevinç

Gazete: gazeteduvar.com.tr

Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!

  • 11.11.2018 00:00

 Dinle pek ilgisi olmayan bir arkadaşım, Ramazan’ın başladığını trafikten anlardı. Ben de seçimlerin yaklaştığını, “HDP’liler AKP ile anlaşıyormuş” sohbetlerinin başlamasından anlıyorum! Geçenlerde birileri dillendiriyordu. Bugün de ‘had safhada iyi parti’nin genel başkanı Akşener, güçlü bir biçimde  iddia etmiş..

Aynı Türkiye’de MHP, AKP ile ittifak halinde. CHP, başta dokunulmazlıkların kaldırılması olmak üzere hemen tüm kritik anlarda, ‘daha milli görünme kaygısı ve hevesi’yle AKP’yle omuz omuzaydı. Perinçek’in takımı, malumunuz. ‘Son derece iyi parti’nin hangi durumda ne yapacağını ise şu aşamada kestirmek zor; ancak görünen o ki İyi Parti yönetimi, ‘En milliyetçi biziz’havasında. Ziyadesiyle orijinal, Türkiye’de benzeri görülmemiş bir siyaset yapma biçimi. Hiç kimse akıl edememişti. Kutlamak gerekir!

Oysa AKP’nin açıkça dışlayıp yok saydığı tek bir parti var. Belediyelerine kayyum atandı. Siyasetçileri, eski eş genel başkanları cezaevinde. Memlekette HDP’den söz etmek dahi büyük risk. Enis Berberoğlu için (cezaevindeyken) yazılan ‘haklı’yazıların binde biri, aynı koşullardaki Leyla Güven için yazılmadı. Hatta (bir arkadaşım hatırlattı), Berberoğlu’nun kendisi dahi, Güven’in durumu hakkında iki çift laf etmedi. Kaç seçimdir, HDP baraj altı kalsın diye yapılmadık iş kalmadı.

Müneccim olmadığımız için iki parti ittifak yapar mı yapmaz mı bilemeyiz. Kendilerine sormak gerek! Buna mukabil tüm bu vahim gelişmelerin ardından, hâlâ her seçim öncesi olası bir ittifaktan söz etmek, bırakın söz etmeyi, neredeyse gerçekleşmiş gibi konuşmak için, hakikaten ‘insaf’ sınırlarını hayli zorlamak gerekiyor. İnsaf. Biraz insaf.

Bugünden, yerel seçimlerde ne olur, ne olmaz, kim kazanır, hangi ittifaklar yapılır, hangi sürprizler yaşanır; kestirmek imkânsız. Ancak şu bir kaç gözlemi dile getirmek mümkün sanırım:

Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, seçimlere hâlâ demokratik seçim muamelesi yapıyor. Sanki yirmi yıl öncesindeymişiz, özellikle son yıllar/seçimler hiç yaşanmamış gibi davranmakta ısrarcılar. Seçimlerde başlarına gelmedik kalmadı. Her seçim sonrasında ‘usulsüzlük’ yapıldığını iddia ettiler; sonrasında kendi iddialarının üzerine gitmediler. Halkoylamasında “Atı alan Üsküdar’ı geçti” denildi, bir güzel kabullendiler. “Genel seçim boykot edilse daha anlamlı olmaz mı?” sorusunu, soruyu yöneltenleri küçümseyip “Kazanacağımız seçimi neden boykot edelim” temelsiz özgüveniyle yanıtladılar. Kazanamadılar.

Sonuç: 24 Haziran bozgunu! Adını koymak gerekir, 24 Haziran bir bozgundur. Seçim kaybedildiği için değil, o gece yaşananlar nedeniyle. Muhalefet partileri, özellikle CHP, seçmenlerinin ne durumda olduğundan habersiz gibi. Bilemiyorum. Haziran’daki seçimin sonucundan bağımsız olarak, o gece olup bitenin seçmende yarattığı büyük hayâl kırıklığını, bıkkınlığı ve bunun olası sonuçlarını tam olarak kavradıklarından emin değilim.

Çevremde, CHP’li olup ‘sandığa gideceğini’ söyleyen bir Allah’ın kulu yok! Oy vermeyeceklerini söylüyor insanlar. “Aman efendim o güne dek değişir, giderler, giderler…” Belki. Olabilir. Olmayabilir de. Bütün mesele, durumun vahametini, muhalif yurttaşın umutsuzluğunu, kırgınlık ve kızgınlığını fark edebilmekte.

İçinden geçtiğimiz bu son derece zahmetli, çileli dönemde, sandığa hâlâ sandık muamelesi yapılıyorsa eğer; hiç olmazsa ‘kamuoyu’ partiler ve adayları üzerinde belirleyici olmalı. Etkileyebilmeli. Yönlendirebilmeli. Seçmen, halinden memnun kurulu düzen muhalefetini dönüştürebilmeli.

Örneğin ben, yaşadığım şehirde Canan Kaftancıoğlu ‘gibi’ bir insanı belediye başkanı görmek isterim. Aman Allah’ım neler söylüyorum?! Mümkün değil ki böyle bir şey. Oy vermezler. Kadın. Solcu. Açık sözlü. Kesinlikle olmaz. Saçmalık. Enayilik. Aymazlık. Boş konuşan, hafif göbekli ve mutlaka bıyıklı birilerini bulmak lazım. Bıyıksız olmaz. Hayır hayır, kesinlikle olmaz. Saçmalık.

Öyle mi?

Peki, “Olmaz” diyeceklerin bugüne dek ‘oldurduğu’ herhangi bir şey var mı?

Siz kimi ya da kimleri görmek istersiniz? Nasıl insanları? Nasıl bir siyasetçi tipini? Bir dönem şehrinizi yönetmeye talip olanların, size ne söylemesini beklersiniz?

Muhterem okur, yeniden kendimize gelmenin, moral bulmanın, ipin ucunu bırakmamanın yolu, kof ve tutucu partilere “Yeter”diyebilmekten geçiyor. Yeter ey kasaba siyasetçileri, rantçı ve fırsatçı arkadaşlar, yeter! Bize, bizim vergimize, bizim oyumuza, bizim onayımıza muhtaçsınız. Bizim size ihtiyacımız yok, sizin bize var. Yurttaşa, seçmeninize, hatta seçmeniniz olmayana kulak vermek zorundasınız. Aksi halde, tez zamanda silinip gideceksiniz…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.