• 15.07.2019 00:00

 Pencereden bakıyorsunuz. Karşı binanın ışıkları yanıyor. Bir de hoş koku var, biber patlıcan kızartması sanki. Mis gibi. Bu mevsimin en güzelleri. Siz hangi yağı kullanıyorsunuz? Komşunun markasını deneyeceksiniz bir dahaki sefere. Komşu biraz nemrut ama iyi insan sayılır aslında ve kızartmayı güzel yapıyor Allah için.

Cezaevindeler.

Fotoğraflar: Sosyal Medya (Güray Öz, Emre İper, Hakan Kara)

Bu yaz sivrisinekler bir acayip hakikaten. Dış güçler mi, Soros mu, marjinaller mi, kim yetiştirip saldıysa bunları memleketin üzerine, fena ısırıyorlar insanı. Şu tabletlerden mi kullansanız. Ya da hani sinekler üzerine yapışınca cızırtı çıkaran, pavyon ışıklı aletlerden. Onların ışığı da pek alem. Salatayı hazırlarken düşünün bunu.

Cezaevindeler.

Sabah kahveyle gazete keyfi de kalmadı artık. Hepsi birbirine benziyor. Yine de bir iki alıyorsunuz, yaz aylarında fotoğraflar şenlikli oluyor. Bir de şehir eklerini seviyorsunuz. Kahvenizi içerken. Balkonda mı? Kışlık balkonu halı ve leğen koymak için pimapen yaptınız, tadı kalmadı. Sigara da içemiyorsunuz artık. Çocuk sigaraya mı başladı? Hay Allah. Neyse, haftaya yanınıza gelecek nasıl olsa. Sigara böreği yapıp içmemeye ikna eder hatta bunun şakasını da yaparsınız kerataya.

Cezaevindeler.

Fotoğraf: Sosyal medya (Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Musa Kart)

Bir yandan da yaz sonunu düşünüyorsunuz. Zamlanmış gaz. Zamlanmamış da, fiyat ayarlaması yapmışlar, öyle diyorlar. Döviz de artar mı ki? İçiniz dışınız döviz oldu, siz de haklısınız. Yaz gibisi yok. Oh püfür püfür. Hatta belki bu yıl yazlıktan biraz sağa sola da kaçarsınız. Pansiyon pahalı tabii ama eş dost ne güne duruyor. Ekim gibi dönmek gerek. Kasım da olabilir. Aslında bir soba kurup yılbaşını şurada geçirseniz. Arkadaşlarınızı da çağırıp şöminede sucuk yaparsınız. Geçen yıl evdeydi. O da güzeldi ama. Aman canım, zaten önemli olan hep birlikte olmak değil mi? Ne şarkılar söylemiştiniz birlikte. Eyyyy özgürlüüük, karlı kayııın ormanındaaaa… İki kadehten sonra, odam kireç tutmuyor mu, yoksa Müzeyyen mi? Eh, söyletir tabii. Bana bak, acaba yazlığa bir ara verip Erçetin konserine mi gitseniz? Güzel sesi var kadının Allah için.

Cezaevindeler.

Önümüzdeki yıl şu verandayı yaptırsanız. Fakat yurt dışı tatiline gideceksiniz ocakta. İkisi aynı anda olur mu ki? Zor. En iyisi yurt dışına gitmek. Paraları nasıl da değerlendi şu dış güçlerin. Dert bitmiyor ki. Vize sorunu desen ayrı bela. Topraklarını yiyeceksiniz sanki burnu büyüklerin. Şeytan diyor ‘gitme’ ama değişiklik oluyor işte. Irkçılık var tabii oralarda. Metroda nasıl küçümseyerek baktı o kibirli herif geçen sene. Sanki Suriyeliyiz! Rahatsızlık görmemiş bunlar. Fakat var bir ırkçı tarafları hakikaten. Yine de gidiyor işte insan. Ocak ayı biraz daha tuzlu tabii, eh herkesin çocuğu tatile giriyor.

Cezaevindeler.

Aslında kayağa da gidebilirsiniz. Daha ucuz. Yok hayır İsviçre değil, Palandöken filan. Kars da güzelmiş. Gerçi Kars’taki pist biraz kısa galiba. Gidenler söyledi. Fakat otel konforluymuş, gidilir kalınır dediler. Memleket gibisi var mı? Dört mevsim. Kayak yap, dalış yap, yüz, yürü… Nerede var böyle bir çeşitlilik ama kıymet bilen yok işte. Mahvettiler doğayı. Kuzenlerle birlikte gidersiniz belki bu kez. Ya da onlarla bir sonbahar tatili de olur. Yıllar kaçmıyor ya. Bu yıl olmadı, bir sonraki yıl.

Cezaevindeler.

Fotoğraf: HDP (Arşiv)

Komşunuzun köpeği yine mi saksılara dadandı. O kadar uğraş didin, it gelsin çiğnesin. Başınıza ağrılar giriyor. Dün hava iyice boğucuydu haklısınız. Son üç asrın en sıcak yazı diyorlar. Neyse ki evde klima var. Aslında her odaya koysanız olurmuş, fakat bu kez de hasta eder insanı. Haklısınız, şu havada klimasız nasıl nefes alır insan. Geline söylediniz ama hiç aldırmadı değil mi? Sağlıksız buluyormuş, bak sen. Ukala fakat yeni nesil hep böyle. Belki önümüzdeki yaz onların evine de bir klima hediye edersiniz, mecbur kalırlar.

Cezaevindeler.

Var mı çocuk, torun gibisi. Allah ayırmasın. Sizde iki kız torun mu var? Bir de yetişkin erkek, öyle mi. Fakat kız çocuğu gibisi yok hakikaten. Oğlanlar gibi değil, onların her çağı güzel ve sevimli oluyor. Hele sabahın köründe odanıza gelip boynunuza sarılmaları yok mu, dünyaya değer.

Cezaevindeler.

Erkek torun üniversite sınavına mı girdi bu yıl, hadi hayırlı olsun. İnşallah tıp olur. Beyaz önlük içinde. Lise mezuniyeti hediyesini aldınız mı? Bir şey beğenmiyor, evet, ama olsun yine de bir şey almak gerekir. Alın, bayramda verirsiniz. Yok hayır, Kurban Bayramı’nda canım. Ramazan geçeli çok oldu. Ne çabuk geçiyor zaman hakikaten. Daha ne olduğunu anlamadan, bir bakmışsınız bayram gelmiş. Yılbaşı kovalıyor. Süsleri sökmeden bahar. Ardından yaz. Otuzundan sonra hızlandı. Ellisini geçince tutabilene aşk olsun. Nasıl geçiyor zaman. Nasıl geçiyor. Hiç anlamıyorsunuz. Zaman.

Cezaevindeler.

Demişlerdi ama zamanında. Belli bir yaştan sonra tutamıyorsun günleri, diye. İnsan gençken pek anlamıyor bu uyarıları, bir kulaktan girip diğerinden çıkıyor. Bak şimdi, evin önündeki arabanın üzerine kuş pislemiş. Kahretsin. Güneşe koysanız kavruluyor. Ağaç altına çekince kuşların marifeti. En iyisi sonraki yaz bir branda çekin üzerine. Dört demir kaynatsanız, üzerine yeşil renkli çadır kumaşı. Neden bugüne dek düşünmediyseniz sanki böyle basit bir çözümü. Koşuşturmadan hep, vakit mi kalıyor!

Cezaevindeler. 

Allah bilir siz onu yapınca belediyeden zabıta damlar. Kaçak inşaat var diye. Geçen yıl komşunun başına geldi ya. Adamcağız ardiye kapısı yaptı diye az kalsın hapse girecekti. Böyledir bizim memleketin işi. Bir çivi çak, başında biterler. Kanun var nizam var.

Cezaevindeler.

Bu yıl bamya harika hakikaten. Sırf bamya için yaşanır memlekette, diyorsunuz. Haklısınız. Fasulye, bamya, patlıcan, kabak… Yan yana dizip sergiliyorlar pazarda, tablo gibi. Pazar gezmek nasıl zevkli bir şey. Balkona yerleştirdiğiniz saksılardaki sardunyanın tohumunu da mı pazarda bulmuştunuz? Yok hayır, Eminönü’ydü galiba. Kurukahveci’ye gitmeden hemen solda. Arada bir gidip yürüyorsunuz hâlâ o güzel sokaklarda. Ara sokaklarda yürüyüp baharat koklamak ne güzel. O anlarda hiç ölmek istemiyor değil mi insan, siz de haklısınız!

Cezaevindeler.

Siz çocuğunuzun mezuniyetine mi gittiniz? Nasıl gurur verici bir andır kim bilir. Fotoğraf çektirseydiniz bolca. Üç beş yıl sonra tarihini hatırlamazsınız. İnsan hatırlayamıyor bazen, ne zamandı, kaç yıl geçti. Kaç yıl geçti. Kaç ay. Kaç gün. Yüzlerce mi? Günlerin hayhuyu içinde unutuyorsunuz. Ne zamandı? 2016 mı? Yok hayır 2015’ti sanırım. Arada bir yıl var ama. Neyse, ne fark eder, tatili konuşalım şimdi. Mezuniyet sonrası nereye gideceksiniz? Daha planlamadınız mı? Neyse, zaman var neyse ki. Zaman var. Bugün olmazsa yarın yaparsınız.

Cezaevindeler.

Pencereden bahçeye bakıyorsunuz… 

Biri elinden tutmuş çocuğunun. Biri sivri biber almış, canı menemen çekti belki de. Biri üç yıldır aynı pantolonu giyiyor. Cenazesi var galiba komşunun. Neyse ki güzel zaman geçirdi annesiyle. Çok ilgilendi. İlgilenebildi. Üst kattaki şarkı söylüyor mutfakta. Yandakinin bebeği ağlıyor. Kavun kokusu geldi bir yerden. İyisi mi gidip alın hemen, dikkat edin kelek olmasın. Soğutup ailece yersiniz. Yaz bitmeden daha çok alınır. Neyse ki her yaz yetişiyor şu kavunla karpuz. Yaşayıp gidiyorsunuz. Buna da şükür… 

Cezaevindeler.

Yalnızca muhalif oldukları için, cezaevindeler. Herkesin bildiği, bilenlerin büyük çoğunluğunun bilmiyormuş gibi yaptığı gerekçelerle. Dört duvar arasında. Yıllardır. Kaç mevsim. Kaç yağmur ve kaç gün doğumu. Kaç gece ve gündüz. Kaç akşamüstü. Pencereden avluya bakıyorlar. 

Önümüz sonbahar. Pardösü mevsimi…