• 19.04.2021 22:19
  • (147)

Bugün, 16 Nisan 2017 halkoylamasının dördüncü yıldönümü. 20 Nisan ise Cumhuriyet’in ilk anayasasının kabul edildiği tarih. 20 Nisan 1924 tarihli Anayasa.

Osmanlı-Türk anayasacılığının en önemli anayasa değişikliklerinden biri II. Meşrutiyet ardından, 1909’da yapılmıştı. Sultanın yetkileri sınırlanmış, meclis güçlendirilmiş ve parlamenter sistemin ana ilkesi (bakanların meclise sorumluluğu) benimsenmişti.

Kurtuluş Savaşı anayasası, Ocak 1921 tarihli. Hükümet sistemi, ‘meclis hükümeti’ (işleyişi parlamenter nitelikler de sergileyen) idi. Yasama ve yürütme yetkileri mecliste toplanıyordu. Savaş koşullarında, Anadolu’nun orta yerinde yeni bir devleti müjdeleyen bu kısa anayasa ile benimsenen hükümet sisteminin, Fransızların ‘Devrim’ ardından 1792-95 arasında uyguladığı hükümet sistemine benzerliğinin anlaşılabilir gerekçeleri söz konusuydu.

29 Ekim 1923’teki anayasa değişiklikleri ile Cumhuriyet’in ilanını, Mart 1924’teki devrimci yasa değişiklikleri takip etti.

Yeni devletin yeni bir anayasaya ihtiyacı vardı ve o anayasa 20 Nisan 1924’te kabul edildi.  Hükümet sistemi, ‘meclis hükümeti’ ile ‘parlamenter sistem’ karmasıydı. Parlamenter özellikleri ağır basıyordu, hem lafzında hem uygulanmasında. Anayasayı yapan meclis, II. Meclis’ti. Ağustos 1923’te seçilen, Lozan’ı onaylayan ve 1920 meclisinden farklı olarak Mustafa Kemal’e muhalefetin ‘neredeyse’ tasfiye edildiği (bir başka deyişle Mustafa Kemal’e yakın adayların seçildiği’) II. Meclis. Buna mukabil, milletvekilleri ne yaptıklarını, ne kurduklarını, ulus iradesinin ve ‘meclis üstünlüğü’ ilkesinin ne anlama geldiğini biliyordu.

Bulundukları konumun önem ve ciddiyetinin farkında oldukları için, ‘cumhurbaşkanı’nı hükümet sistemi içinde güçlendirecek önerilere karşı çıktılar. ‘Meclis üstünlüğü’ (ulus egemenliği) ilkesinden ödün vermediler. Yetkilerini kıskançlıkla korudular. Örneğin Komisyon’un önerdiği, cumhurbaşkanının ‘meclisi fesih’‘güçleştirici veto’ ve ‘silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı’ yetkilerini, genel kurulda reddettiler (Dönemin cumhurbaşkanlarının güçlerinin asıl kaynağı anayasa değil, tarihi kişilikleri ve özellikle tek parti dönemi koşullarıydı.)

1924, 1961 ve hatta 1982 Anayasalarında cumhurbaşkanına verilmeyen söz konusu yetkilerden ilk ikisi, 2017’de önce TBMM’de, ardından ‘atı alanın Üsküdar’ı geçtiği’ halkoylamasıyla, cumhurbaşkanına tanındı: ‘Fesih’ yetkisi ve ‘güçleştirici veto.’ (cumhurbaşkanı tarafından meclise iade edilen bir yasanın, meclis tarafından cumhurbaşkanına geri gönderilmesi için gerekli üye sayısının yüksek oluşu) ‘Güçleştirici veto’ konusundaki fark, o gün önerilen (ve kabul edilmeyen) oran, üye tamsayısının ‘üçte iki’ çoğunluğu idi; 2017’de kabul edilen ise üye tamsayısının ‘salt çoğunluğu’ (md.89/3) oldu.

1924’te şevkle sahip çıkılan meclis üstünlüğü ilkesi, 2017’de yürütme organı lehine feda edildi. Bıktırıcı bir kibir ve değer bilmezlikle.

Yukarıda altı çizilen yetki taleplerine ilişkin meclis tartışmalarında vurgu, çoğunlukla ‘hâkimiyet-i milliye’ (ulusal egemenlik) ve ‘menafi-i milliye’ (ulusal çıkarlar) gibi kavramlar üzerinedir.

Meclis tutanaklarından bolca örnek verilebilir; bana kalırsa, vekillerin zihniyetini ve yetkilerini sahiplenme konusundaki kararlılıklarını yansıtması bakımından en etkileyici olanı, Saruhan milletvekili Reşat Bey’in konuşmasıdır. Komisyon teklifine şu sözlerle karşı çıkar Reşat Bey:

“Gazi Paşa Hazretleri katiyen emin ve müsterih olsunlar ki, millet yine kendi tabir ve tavsiyeleri veçhile, hâkimiyetlerinden bir zerresini ismi ve makamı ne olursa olsun ve kim olursa olsun, hiç bir makama, hiç bir ferde tevdi ve teslim edilmeyecektir… Her yerde olduğu gibi buradaki temaslarımdan da anladım ki millet, hâkimiyetini muhafaza hususunda büyük bir azim ve kudret göstermektedir… Kanaat-i kat’iyem şudur ki, farz-ı muhal olarak Allah Reisicumhur olsa, kat’i arzediyorum. Hâşâ… Melaike-yi kiram (büyük melekler) Heyet-i Vekile olsa, fesih salahiyetini verecek yoktur.” Tutanaklar için Şeref Gözübüyük ve Zekai Sezgin’in ‘1924 Anayasası Hakkındaki Meclis Görüşmeleri’ adlı çalışmasına bakılabilir. 1957, AÜSBF Yayını.

Söz konusu yetki, ‘meclis üstünlüğü’ ilkesine rahmet okunan 16 Nisan 2017’de, dört yıl önce bugün verildi. ‘Diğer’ çok sayıda yetkiyle birlikte. Sonuçlarını, hep birlikte yaşıyoruz.

Yazı önerisi: M. Murat Kubilay’ın, ‘128 milyar doların akıbeti’ yazısı, konuyu benim bile anlamamı sağladı. Hâlâ okumadıysanız, öneririm.