• 3.02.2020 00:00
  • (448)

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze sistemleri satın alması, NATO ve ABD ile sorunlara yol açtı.

Koronavirüs Covid-19 ortalığı kasıp kavuruyor. Hayatlar sönüyor, hayatlarımız değişiyor. Değişikliklerden biri de eğer imkânlarınız varsa Zoom, Skype gibi dijital araçlar sayesinde evinizden çıkamaz vaziyetteyken dahi dünyanın dört bir yanıyla bağlantı kurabiliyor, gruplar oluşturup konuşabilmeniz. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bu dijital sohbetlerin birinde bir Amerikalı yetkili de vardı. ABD sistemi içinde sadece Türkiye’yi değil bölgeyi en iyi tanıyan uzmanlardan biri. Sadece Türkçeyi değil birkaç bölge lisanını konuşabiliyor. Kilometrelerce ötedeki Amerikalıyı dinledikçe Joe Biden yönetimine hazırlanan Washington’da Türkiye’nin nasıl göründüğüne dair resim biraz daha net canlandı zihnimde. Amerikalının gözünden bakınca Türkiye’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimi pek çok alanda ağır baskı altında ve bu tabloda başarılı görünen neredeyse tek şey var.

Önce işi gereği Türkiye’yi (ve bölgeyi) yakından izleyen Amerikalı kaynağımın gözünden Erdoğan’ın karar süreçlerini “baskılayan” ve dışarıdan bakıldığında Türkiye’de iyi gitmediği algılanan unsurları aktarmak istiyorum.

Sorunlar listesi

  • ABD ve NATO ile askeri ilişkilerdeki sıkışma. Bu başlık altında sadece ABD ile S-400 ve F-35 meselesi yok. Türkiye’yi deyim yerindeyse santim santim sıkıştıracağı düşünülen adımlar var. İncirlik’teki Patriot bataryası ve Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezindeki NATO personelinin çekilmesi ihtimali söz konusu olabilir.
  • Koronavirüs salgınının yayılmasının Türkiye’de yol açtığı ekonomik ve sosyal sorunların Erdoğan üzerinde baskı oluşturduğu saptaması yapılıyor.
  • AB ile tırmanan gerginlik. Amerikalıya göre bu sadece Doğu Akdeniz ile sınırlı değil. Fransa ve Almanya ile ikili plandaki sorunlar, Libya’ya giden Türk gemisinde arama yapılması ile AB gerginliğinin ilk defa askeri bir boyut alması da var.
  • Hem koronavirüs hem dış politika sorunları hem de liranın aşırı kaybının ekonomiye getirdiği yükler.
  • PKK sorununun devamı.
  • Bölgede İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle yaşanan ihtilaf.
  • Türk ve Rus askeriyesinin giderek daha fazla alanda karşı karşıya gelmesi. Buna örnek olarak Suriye ve Libya’dan sonra Azerbaycan-Ermenistan cephesi verildi.

İyi görünen ne var?

Amerikalı Türkiye ve bölge uzmanına göre dışarıdan bakıldığında Türkiye’de Erdoğan’ın elini rahatlattığı görünen tek unsur, son yıllarda yapılan dış askeri operasyonlarının hiçbirinin başarısızlıkla sonuçlanmamış olması. Ayrıntılarını şöyle sıraladı Amerikalı uzman:

  • Suriye’deki Türk askeri varlığı 2019’da Türkiye’yle imzaladığımız anlaşmadan ve Türklerin Ruslarla İdlib konusunda bir noktaya gelmesinden sonra istikrar kazanmış görünüyor. Suriye’de Amerikalılar Türklerden Türkler de Amerikalılardan tam memnun olmasa da işler çatışma olmaksızın yürüyor.
  • Libya’da Türkiye’nin Trablus’un savunmasına yardım etme hamlesi doğruydu ve sonuç getirdi.
  • Kafkaslarda anlaşmayı ilk bozanın Paşinyan olduğunu biliniyor. Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında yer alması, dış politika sorunlarına yol açsa da sonuç getirdi.
  • PKK’ya karşı operasyonlarda içeride ve dışarıda ilerleme sağlanıyor.

Amerikalı uzmana göre şu anda Türkiye’nin en yakın dostları olarak Azerbaycan, Katar ve Pakistan kalmış görünüyor.

Özetle Washington’dan bakıldığında da Türkiye’de ekonomik gidişat ile dış politika ve güvenlik sorunları birbiriyle iç içe geçmiş görünüyor.

Önümüzdeki takvim

1-2 Aralık’taki NATO Dışişleri Bakanları toplantısı, 10-11 Aralık’ta Türkiye’nin de görüşüleceği AB Zirvesi bu gidişatın kilometre taşlarını oluşturacak. Ve tabii ki Erdoğan’ın söz verdiği ve içinden ne çıkacağını henüz bilmediğimiz yargı reformu ve ekonomi reformu paketleri. Bu merhaleleri 20 Ocak’ta Joe Biden’in Beyaz Saray’a yerleşmesi izleyecek.

Erdoğan hem korona virüs pandemisi hem de ABD’de, Avrupa’yı de etkileyecek yönetim değişikliğinin farkında ama Türkiye’nin de aynı kalamayacağını ne kadar görüyor? Mesele burada.