• 6.05.2021 05:45
  • (116)

MHP lideri Devlet Bahçeli 4 Mayıs’taki basın toplantısında partisinin “yeni Anayasa” önerisinin hazır olduğunu duyurdu. Bahçeli öteden beri meraklı olduğu sayı oyunlarından yeni Anayasa konusunda da sürdürmüş: Cumhuriyetin 100’üncü yılında 100 maddelik Anayasa. Bu yönüyle belki akılda kalıcılık amaçlanmıştır. Ama Bahçeli’nin Anayasa önerisi aslında içerik olarak bir siyasi mayın tarlasını andırıyor. Özellikle de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan için…
Zaten Bahçeli “Bütün siyasi partileri” katkı vermeye çağırsa da bu önerisinin aslında tek muhatabı Erdoğan. Nitekim ilk tepkisi veren, adeta zamansız yakalanmış gibi “Biz de yazımı bitiriyoruz, Bayramdan sonra duyuracağız” diyen AK Parti Meclis Grup Başkan Vekili Naci Bostancı oldu. CHP ve İYİ Parti sıcağı sıcağına reddetti Bahçeli’nin çağrısını. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, “Mevcut Anayasayla yapılan ilk seçimde gidiyorsunuz” dedi. İYİ Parti Grup Başkan Vekili Lütfü Türkkan ise “Ucube sisteme payanda olmayacağız” dedi; “Hesap vereceksiniz”. Bahçeli zaten HDP’yi kastetmiyordu diğer siyasi partiler derken, HDP’nin bir daha açılmamak üzere kapatılmasını istiyor.
Dolayısıyla, Bahçeli’nin Anayasa önerisi Erdoğan’a yazılmış bir arzuhâl niteliğinde.

Anayasa Mahkemesi yok mertebesinde

Aslında Anayasa önerisini ilan ediş şekli bile muhatabın Erdoğan olduğuna dair bir taktiğin eseri. Metni Bahçeli’nin elinde gördük ama henüz okuyamadık. Çünkü önce Cumhurbaşkanına sunup, sonra kamuoyuna açıklamak istiyormuş; MHP Genel Merkezinden aldığım bilgi bu yönde. Ama bunu yaparken de önerilerinin, benim “mayın tarlası” dediğim can alıcı yerlerini basın toplantısında ilan ediyor. Adeta “pazarlık zemini bunlar” der gibi.
Bahçeli, Anayasa Mahkemesi konusunda söyleyeceğini söylemişti, dolaysıyla orada bir sürpriz yok. AYM’nin Yüksek mahkeme ve Yüce Divan statüsünden çıkarılmasını, bir tür işlevsiz Danıştay’a dönüştürülmesini istiyor; en azından basın toplantısı metninden anlaşılan bu.
Yüksek yargıya üye seçimi konusundaysa TBMM’nin yetkilerinin artmasından yana. Meclis yetkileri artacaksa kimin yetkileri azalacak? Cumhurbaşkanı’nın yetkileri mi? Herhalde dolaylı yoldan bu öneriliyor.

Asıl mayın tarlası Başkan Yardımcılıklarında

Bahçeli, “Türk Tipi Başkanlık” dediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin “kurumsallaşmasından” yana Erdoğan’ın hareket kabiliyetini sınırlayacak önerilerde bulunuyor. Buradan, demek ki mevcut haliyle “kurumsallaşmaya” ihtiyaç duyduğu sonucu çıkarılabilir çünkü. Bu çerçevede en çarpıcı önerisi “Başkan ve iki Başkan Yardımcısının” seçimle göreve gelmesini öngörmesi. Özellikle Cumhurbaşkanı demiyor, Başkan diyor. Yani bu Anayasa önerisine göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak siyaset dışı bir ismi atayamayacak. Önceden duyurulacak, seçime girecek vatandaşın oyuyla gelecek. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının canı istediğinde değiştirilemeyecek, Yardımcı sayısı azaltılıp artırılamayacak.
MHP lideri 2023 seçimlerine AK parti ile sadece müttefik değil, ortak olarak mı, bir tür koalisyon ortağı olarak mı girmek istiyor? Almanya’da CDU/CSU ortaklığı böyle. Seçmenler ortaklığa oy veriyor, seçimden sonra kurulacak koalisyon önceden ilan ediliyor. Oysa 2017’de tartışmalı bir halkoylamasıyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en önemli gerekçelerinden biri koalisyonlar devrini bitirmek olarak ilan edilmişti. Yüzde 50+1 sisteminin zaten fiilen koalisyona yol açtığı ortada. ABD’de ise Başkan ve Başkan Yardımcısı adayları birlikte oy istiyorlar.
Mevcut sistemde bürokrasi kökenli Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay aynı zamanda kabine üyesi. MHP lideri de kendi önerdiği Anayasa metninde “iki başkan yardımcısının” kabine üyesi olmalarını öngörüyor ama kabinenin de Anayasa’ya dahil edilmesini, günübirlik çıkan Cumhurbaşkanlığı, kendi ısrarlı kullanımıyla, Başkanlık kararnamelerle değiştirilebilir halde olmamasını istiyor. Zaten yasa ve kararname arasındaki sınırın da daha açık çizilmesini istiyor.
Özetle, Erdoğan ve AK Parti üzerinde -neredeyse vesayet gücünde- denge ve denetleme mekanizması kurmak, o mekanizmayı da Anayasa yoluyla “kurumsallaştırmak” istiyor.

TBMM Başkanı “siyasi arabulucu” olabilir mi?

MHP’nin Anayasa önerisinde TBMM Başkanına “tarafsızlık” atfediliyor ve “siyasi krizlerin çözülmesinde arabuluculuk” öngörülüyor. Yani, partili Cumhurbaşkanının oluruyla, onun partisinden TBMM Başkanı seçilecek bir ismin, diyelim Cumhurbaşkanı ile muhalefet arasında çıkacak krizde tarafsız arabulucu olması gibi bir öneri. Yani o durumda TBMM Başkanı Cumhurbaşkanına “Siz hatalısınız, şöyle yapmalısınız” diyebilecek, yani iktidarına “Başkan Yardımcıları” dışında bir paydaş daha çıkacak. Bu öneriden söz edilmesi dahi Erdoğan’ın canını fena halde sıkmaya yeter.
Ayrıca Merkez Bankasının Anayasal kurum olması da öngörülüyor ki, bu da Cumhurbaşkanının sık sık müdahalesini zorlaştıracak bir durum.

“Değiştirilemez” maddeler ve Diyanet İşleri

AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı çevrelerinde mevcut Anayasanın ilk dört maddesinin “değişmezliği” konusunda daha esnek görüşler olduğu biliniyor. Oysa Bahçeli bu maddelerin aynen kalması, değiştirilmesinin teklif edilemezliğinin de beşinci madde olarak yeni Anayasa’da yer almasını istiyor. Burada devletin “dili Türkçe” gibi, “laiklik” gibi maddelerin özellikle korunmasını istiyor.
Bu ısrar da AK parti bünyesinde tartışmalara yol açabilir. Yeni Anayasa tartışmaları başladığında AK Parti tabanındaki Şeriatçı kesimin sözcüsüne dönüşen önceki Ayasofya İmamı Mehmet Boynukalın’ın çıkışını hatırlayalım.
MHP önerisinde Diyanet İşleri Başkanlığının “Diyanet İşleri Kurumuna” dönüştürülmesi önerisi ilginç. Gerekçeli tam metni okuyabilmiş olsaydık, daha iyi anlamak mümkün olurdu.
Ancak Diyanet’in “Başkanlık” gibi icra yetkisi olan bir statüden çıkarılıp “Kurum” statüsüne indirgenmesi, Diyanet İşlerinin giderek daha çok oranda hükümet işlerine müdahale etmesine tepki olabileceğini akla getiriyor.

Meclis operasyonlarına hazır olalım

Toparlayacak olursak MHP liderinin yeni Anayasa önerisini muhalefetin bütünüyle reddedeceği zaten belliydi, nitekim öyle de oldu. Daha önce “Fosforlu Cevriye” çıkışıyla Bahçeli zaten İYİ Parti lideri Meral Akşener’i Erdoğan’dan uzaklaştırmış, kendisine daha da bağımlı kılmak istemişti. Yani Bahçeli bu taslağı Erdoğan’a, pratik olarak sadece onunla oturup konuşmak üzere sunmuş olacak. Erdoğan iktidar koltuğunu korumak için MHP’ye sözde değil, Anayasa yoluyla tavizler vermeye ortaklık tanımaya hazır mı? Soru bu.
Peki, bu Anayasayla seçimlere gidilirse ve Cumhur İttifakı kaybederse ne olacak? Sanırım Erdoğan da Bahçeli de bugün kullanılan bütün yetkilerin yeni iktidar tarafından “hesap sorma” dahil kullanılacağının farkında. Yeni Anayasa tartışmasının kısmen bu nedenle de başladığı giderek anlaşılıyor.
Eğer Erdoğan ve Bahçeli yeni Anayasa üzerinde anlaşabilirlerse, parlamentoda en azından halkoylamasına gidecek 360 sandalyeye ulaşmaları gerekiyor. Bunun doğal sonucu olarak, ekonomi erken seçim için uygun olmasa da, milletvekili transferlerinden HDP üyeliklerinin düşürülmesi suretiyle ara seçim zorlamasına dek parlamento operasyonlarına hazır olmak gerekiyor.