• 27.05.2021 23:10
  • (100)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan suç örgütü lideri Sedat Peker’in video yayınlarına başlamasından bu yana süren sessizliğini 26 Mayıs’ta bozdu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya istediği tam desteği verdi. AK Parti TBMM Grubuna hitap eden Erdoğan, bunu yaparken Soylu’nun 24 Mayıs’ta Habertürk yayınında kullandığı ifadeyi kullanarak asıl hedefin kendi liderliğindeki “büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası” çabası olduğunu söyledi. Soylu’nun o yayında Peker olayında “İkinci Perdeyi” açarak bundan böyle işin siyasi zeminde de tartışılacağını söylemiştik; öyle de olmaya başladı.
Öte yandan Erdoğan aynı konuşmada muhalefet partilerini tehlikeli bir şekilde hedef gösterdi. İYİ Parti lideri Meral Akşener’e geçen hafta Rize’nin İkizdere ilçesinde yapılan saldırıyı ölçülü bir uyarı olarak destelediğini söyleyen Cumhurbaşkanı, “Bunlar iyi günleriniz. Bakın neler olacak” diye konuştu. Erdoğan bu sözlerle muhalefet liderlerinin yurt gezilerinde karşılaşabilecekleri engelleme ve saldırıları da mı destekleyeceği sorusu böylece siyasi gündeme girmiş oldu.


Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Soylu’ya yönelik iddiaların araştırılması ve erken seçim taleplerine de ağır bir şekilde yüklendi. Cumhurbaşkanı CHP Genel merkezinin şu anda “tecavüzcülerin, hırsızların, terör destekçilerinin işgali altında” bulunduğunu söyledi. CHP ile İYİ Partinin ittifakına yakın duran herkesi de bu duruma ortak ilan etti. Bu ifade, CHP ve diğer muhalefet partilerinin sadece Genel Merkez değil, il ve ilçe binalarını da tepkileri yönlendirilebilecek kitlelerin saldırı hedefi haline getirebilir.
Kılıçdaroğlu ise geri adım atacak gibi görünmüyor. Erdoğan’ı “mafya ağzıyla konuşmakla” suçluyor ve “er meydanına”, yani erken seçime çağırmaya devam ediyor. Akşener de aynı şekilde, “İşte bu nedenle iyileştirilmiş parlamenter sistem istiyoruz” dedi.
Ancak Erdoğan’ın ilerleyen saatlerde ABD merkezli yirmi yatırımcı şirket temsilcisiyle video konferansa katılacağı bir günde verdiği bu mesajın zaten demokratikleşme ve insan hakları eleştirileri altındaki Türkiye’ye yatırım gelmesine yardımcı olacağı kuşkulu. Üstelik, uluslararası ekonomi çevrelerinde görüşlerine itibar edilen iktisatçı Daron Acemoğlu’nun bankalar üzerindeki yük nedeniyle ekonomik krizin derinleşmesinden “korktuğunu” söylediği bir dönemde.

AK Parti grubunun alkış barometresi

İşin iç siyasi boyutunu değerlendirmek için Erdoğan’ın bu konuşmasında AKI Parti grubunun “alkış barometresine” baş vurabiliriz.
Erdoğan’ın konuşmasında AK Parti grubundan en yoğun alkış aldığı cümleler, Soylu’ya destek verdiği ve erken seçim yapılmayacağını, 2023 Haziran ayında yapılacağını söylediği cümleler oldu. Örneğin Binali Yıldırım’a oğlu Erkam Yıldırım’a ithamlar üzerinden saldırılmasının da Türkiye’yi hedef aldığını söylediği bölümlerde alkışlar Soylu’ya destek kadar güçlü çıkmadı.


Akşener’den “Gelin Hanım” diyerek küçümser bir tonda bahsederek Rize’de ona yapılan fiziki engellemeyi övmesi, devamının geleceğini söylediğİ bölümlerde hayli zayıfladı.
CHP’nin tecavüzcü, hırsız ve terör destekçilerinin işgalinde olduğunu söylediği sırada ise salondan birkaç cılız alkış sesi geldi.
Anlaşılan AK Parti milletvekillerinin gösterdiği tepki, Erdoğan’ın muhalefet partilerini adeta hedef tahtasına yerleştiren sözlerini alkışlamanın içlerinden gelmediğini gösteriyor. Gerçekten de Erdoğan’ın sözleri, kutuplaşmanın arttığı ortamda ateşle oynamak anlamına da gelebilir; tehlikeli ve kolaylıkla geri tepebilecek bir oyun.
Bu konuşmadan yola çıkarak, Erdoğan’ın kendisine muhalefet partileri ve kontrolü altında olmayan medyadan gelebilecek başka eleştirileri daha fazla baskıyla engellemeyi, siyaseti sertleştireceğini söylemek de mümkün.
Muhalefet ve kendisine bağlı olmayan medya üzerinde baskı kurmanın Türkiye’ye daha çok ve -vur-kaç” niyeti taşımayan- düzgün yatırım gelmesini ve Erdoğan’ın cari açığı kapatmasını sağlamasını beklemek saflık olur.


Belki de bu gelişmeler, Erdoğan’ın artık Almanya ve Rusya’dan turist akınından ümidi kestiği ve en anti-Amerikan söylemle ABD ile işleri -14 Haziran’da Joe Biden ile yapacağı görüşme öncesinde- yoluna koymaya çalışacağını gösteriyor. Ama bunu muhalefet ve medyayı daha fazla altına alıp ABD siyasetinin askeri çıkarları öne koyan ikiyüzlülüğüne güvenerek yapmak fazla iddialı olmuyor mu?
Hassas ve tehlikeli bir oyun.