• 8.06.2021 06:29
  • (105)

Ankara’da derin Sedat Peker sessizliği ne zaman bozulacak? Günün sorusu bu.
İşlerin böyle bir iç kavgaya geleceği, eskisi gibi gitmeyeceği AK Partinin 2019 yerel seçim yenilgisiyle belliydi; yazmıştık. Pasta küçülüp pastadan pay isteyenler arttıkça kavga kaçınılmaz olacaktı. Ama bu şekilde geleceğini kimse tahmin edemezdi
Çıkarlarına dokunulup üstüne gidilince, AK Parti etrafında yıllar içinde oluşan paraziter ilişkilerin bir şekilde içinde olan Peker konuşmaya, konuştukça da AK Parti’yi daha fazla sarsmaya başladı.
Şimdi bir de “aslan avı” çıkardı. Kendi deyimiyle bir “aslan avlayıp”, nam salarak “mafyacı” geçmişinden kurtulmak istiyor. Ama “aslan” kim? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı mı kast ediyor olmasıyla “Tayyip abi” diye hitap ettiği Cumhurbaşkanına hâlâ toz kondurmaması çelişiyor. “Aralarında konuştuklarının kendisiyle mezara” gideceğini söylüyor; artık aralarında ne konuşma geçtiyse. Zaten 6 Haziran YouTube yayınında üç kere ölümden bahsetti; “Benden ancak öldürüp kurtulursunuz” dedi.
Hem aslan avından söz ediyor hem Erdoğan’a toz kondurmuyor, böylelikle kendisini kurtarmak için bir kapıyı açık bırakıyor. Ama Erdoğan’ın etrafına, başta çok güvendiği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere saldırdıkça saldırıyor.

Aslan avı ve berbat iddialar

Bu defa Soylu’ya, “Yüce Divanlık” dediği iddialarda bulundu. Bu iddiaya göre kara para aklama ve benzeri mali suçlardan aranan Sezgin Baran Korkmaz 5 Aralık 2020’de Organize Suçlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu tarafından İçişleri Bakanlığına çağırılmış. İki saat kaldığı bakanlıkta, hakkında soruşturma başlayacağı, yurt dışına çıkmasının iyi olacağı söylenmiş ve bu arada “bir işadamına” olan 45 milyon dolar borcu da “silmesi”, bu konuda “yukarının” haberi olduğu söylenmiş. Ki Peker, “yukarı” denilerek Erdoğan’ın kastedildiğini öne sürüyor.

İsmet Berkan “+HaftalıkGazete”de Sedat Peker’in sözünü ettiği, Korkmaz’a 45 Milyon dolar borçlanan işadamının, Koç Grubunddan “yollarını kırgın ayıran” İnan Kıraç olduğunu ve Korkmaz tarafından “hâkimler adamım, haciz getiririm” diye tehdit edildiği için durumu Cumhurbaşkanına anlatmış olduğunu yazdı.
Sonra Sezgin Baran Korkmaz’a, borç vadesinin 29 Aralık’ta dolmasına bir gün kala, 28 Aralık’ta operasyon yapılmış, eşi gözaltına alınmış. (O günlerde, 25 Aralık’ta bir yazı yazmışım, aslında bugünkü diğer tartışma konularını da haber veren, merak edenler buradan göz atabilir.)
İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdür Yardımcısının, Cumhurbaşkanının bilgisi dahilinde bir işadamının borcunun tahsili için devreye girip, ayaklarına gelen zanlıyı da yakalamak yerine kaçmasına göz yummaları inanılacak gibi değil.
Ben Soylu yerinde olsam, üzerinde leke kalmasın diye kendi hakkımda soruşturma isterim. (Bu iddialar üzerine İçişleri Bakanı ile görüşmek amacıyla Özel Kalem Müdürlüğüne talepte bulundum, yanıt gelirse sizlerle paylaşırım.) Ama Ankara’nın sessizliği devam ediyor.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğrudan kendisini muhatap alması üzerine İçişlerinden, Peker’in 10 bin dolara kiraladığı milletvekilinin kim olduğu konusunda bilgi ve belge istediği basına yansıdı. Soylu ise daha önce bu milletvekilinin adını bildiğini ama savcıya söyleyeceğini bildirmişti.
İdarenin olduğu gibi yargının sessizliği de devam ediyor.

Siyasilerle, medyayla vıcık vıcık ilişkiler

Oysa Peker 6 Haziran’da “Metin abi” diye hitap ettiği 24 ila 26’ıncı dönemlerde (2018 seçimine dek) AK Parti milletvekili olan Metin Külünk olduğunu duyurdu. Üstelik bunun her ay düzenli maaş değil, defalarca, daha yüksek miktarlarda olduğunu da iddia etti. Yakını Ömer Külünk’ün 300 bin liralık (dolar üzerinden bugün 1,5 milyon diyor) borcunu, “yine tahsilat yapıyor” demesinler diye cebinden ödeyip kapatmıştı. İddiasına göre Külünk’le ilişkisi halen devam ediyordu. 14 Haziran’da ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı görüşmeye kadar Erdoğan hakkında konuşmamaya onu ikna eden, “sakinleştiren” Külünk olmuştu. Başka milletvekilleri de olduğunu ima etti. “Merak etmeyin, bana dokunmayana ben de dokunmam” diye aba altından sopa göstererek. AK Parti’nin seçimlerde dağıttığı kahve paketlerini ondan almışlar ama “1 lira ödememişlerdi”.
Acaba AK Parti Genel Başkanı Erdoğan bu ilişkiler üzerine AK Parti Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Ahmet Aydın’a talimat verir mi Külünk hakkında soruşturma başlatması için dersiniz? Ya da Genel Başkan Vekilleri Numan Kurtulmuş, ya da kendisi de (oğlu Erkam Yıldırım üzerinden) Peker tarafından hedef alınan Binali Yıldırım? Malum, Külünk de Erdoğan’ın Rize’nin Güneysu ilçesinden hemşerisi, tıpkı geçenlerde Ayasofya’da Atatürk’e hakaret eden İmam Mustafa Demirkan gibi.
Medyayı hiç sormayın. Bu defa da Habertürk’ün ilahiyat kökenli ekran yüzü Veyis Ateş hedefindeydi Peker’in. Söylediğine göre, İsmail Saymaz’ın sorularını “blokladığı” Süleyman Soylu programının reklam arasında kendi yakını Erdal Aras ile görüşme yapmıştı. Sezgin Baran Korkmaz’ın Bodrum’daki Paramount Oteline de Mübariz Mansimov’un Yalıkavak Marinasının ele geçirilmesi gibi “Mehmet Ağar taktikleriyle” ele geçirilmesi girişimine bulaştığını öne sürdü. Bakalım daha hangi “meslektaşlarımızın” adı konu olacak bu kirli iddialara.

Bunları da mı sormayalım?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin “128 milyar dolar nerede?” kampanyasına kızarak, “Merkez Bankasının parası sorulur mu?” diyerek, bırakın demokrasileri, parlamento kavramının temeline aykırı bir soru sordu geçenlerde.
Peki bunları da mı sormayalım?
Metin Külünk adını işte İçişleri Bakanından değil, Sedat Peker’den duyduk. İyi mi oldu?
Sadece bu bile ülkenin siyaset gündeminin belirlenmesinde Erdoğan ve AK Parti’nin zafiyet içine girdiğini göstermiyor mu?
Bu konular sessiz kalarak, ya da her hafta bir cami, har ay bir doğal gaz yatağı açarak kapatılacak boyutta değil. İç ve dış siyasi dengeler yeni bir Suriye, ya da Libya seferine de uygun değil.
Doğrusu ise yargı üzerindeki baskıya son verip hem yargının hem de TBMM’nin bu konuları engellenmeden soruşturmasına imkân tanımak. Giderek derinleşen, koyulaşan bu sessizliği doğru kişilerin sorduğu doğru sorularla kırmak zorunlu.
Eskiler sükût ikrardan gelir demişler. Sessizliği öyle mi açıklayacağız yani? Yoksa sessizliği bozmak için beklenen bir şey mi var? Bilsek de biz de beklesek.