• 6.04.2014 00:00
  • (4847)

 Seçim tarihimizin gelmiş geçmiş en şaibeli, en lekeli ve sakat seçiminin 1946 yılında yapılan ilk çok partili seçim olması tam bir ironidir. Demokrasiye geçtik, geçiyoruz derken Tek Parti yönetiminin dizginleri bırakmamakta ne denli ısrarcı olduğu ve girilen demokrasi yolundan her an dönebileceği niyetini teşhir eden kritik bir hadisedir bu.

Yıllardan 1946, aylardan Eylül’dür… Demokrasi tarihimizin ilk tek dereceli genel seçimi yapılalı iki ay olmuştur. “Cumhuriyet” gazetesi sahibi Nadir Nadi, Mersin Asliye Ceza Mahkemesi’nden bir celp kâğıdı alır. Duruşmaya çağrılmaktadır. Suçum ne? diye araştırınca şaşırtıcı bir gerçekle burun buruna gelir. Meğer 21 Temmuz 1946 seçimlerinde muhabirleri Mersin’de “bir CHP görevlisinin cebinden çıkardığı bir tomar zarflanmış oy pusulasını herkesin gözü önünde sandığa attığını görmüş”, haber de ertesi günü gazetesinde çıkmıştır. Sandık görevlisi mahkemeye başvurmuş ve işin ilginç tarafı gazeteyi mahkûm ettirmiştir! Yolsuzluğu yapan değil, haber veren suçludur… (“Perde Aralığından”, 1991, s. 301-302.)

Ne var ki, 46 seçimlerindeki yolsuzluk ve usulsüzlükler saymakla bitecek gibi değil. Bu, demokrasiye sürülmüş kara bir lekeydi ve üstelik bunu itiraf edenlerin arasında bizzat CHP yöneticilerinin, hatta İsmet İnönü’nün de bulunması durumun vahametini ortaya koyar. Kimsenin gizleyemeyeceği karanlık işler çevrilmişti ve bunlar çuvala sığacak cinsten değildi.