• 27.04.2014 00:00
  • (2816)

 TBMM’nin açılışı sırasında törenler ve dualar yapıldığı sık sık vurgulanır. Hatta bazı ulemadan zatların Meclis’in önünde yaptığı dualara katılanların fotoğrafları okullarımıza kadar girebilmiş nadir ‘irticaî’ görüntülerdendir.Gerçekten de 23 Nisan 1920 günü neler yaşanmıştır?

Önce bir tespit:

İstanbul’daki Meclis-i Mebusan 1920’nin Ocak’ında açılmış ve Misak-ı Milli metnini kabul etmiş, Şubat’ta metin açıklanmış, Mart’ta da İngiliz askerleri Meclis’i basarak elebaşıları yakalayıp Malta’ya sürmüşlerdi. Meclis de bu şartlarda çalışamayacağını söyleyip faaliyetini tatil edecek, bundan sonra hedef Ankara olacaktı.

Aslında Ankara’daki Meclis’in İstanbul’dakinin devamı olduğunu ispata gerek de yok ama bizzat Mustafa Kemal Paşa ve Ankara mebuslarının mazbatasında yazılanlar her şeyi olanca çıplaklığıyla ortaya koymaya yeterli. Bugünkü dille şöyle yazmaktadır:

“İslâm hilafetinin merkezi ve Osmanlı saltanatının başkentinin İtilaf devletleri tarafından resmen işgali yasama, yargı ve yürütmeden ibaret olan devletin üç kuvvetini çalışamaz hale getirmiş ve Meclis-i Mebusan’ın bu durum karşısında görevini yapmaya imkân göremediğini (İstanbul’daki) merkezî hükümete tebliğ ile dağılmış bulunmasından dolayı hilafet ve saltanat makamının bağımsızlığının dokunulmazlığını ve Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunu temin edecek tedbirleri düşünmek ve uygulamak üzere millet tarafından olağanüstü yetkileri haiz bir Meclis’in Ankara’da toplanmasına acil lüzum hasıl olması üzerine (…) işbu mazbata düzenlendi.”

İstanbul’da devlet çalışamaz hale gelince Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunu sağlamak üzere olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis’in Ankara’da toplanmasıdır söz konusu olan. Ancak zamanla Meclis’in gayesinde en başından beri var olan “Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunu sağlamak” sözü unutulmuş ve sanki 23 Nisan’da sıfırdan bir Meclis açıldığı gibi bir yanılsama yaratılmak istenmiştir.

Osmanlı’nın devamı olduğu belli ama TBMM nasıl bir günde dünyaya gözlerini açmıştı?

Öncelikle 1920’nin büyük umutlar ve hayal kırıklıklarıyla başladığını, Maraş (şubat) ve Urfa’nın (nisan) büyük ölçüde kendi imkânlarıyla kurtuluşlarını başardıklarını, Antep’te çarpışmaların devam ettiğini ama bu arada Düzce, Hendek ve Bolu’dan başlayıp Nallıhan, Beypazarı üzerinden Ankara’ya yaklaşmakta olan isyan dalgalarının sesleri arasında Meclis’in açıldığını hatırlatalım.