• 8.06.2014 00:00
  • (3089)

 Ağrı Belediye Başkanı seçilen Sırrı Sakık’ın sert çıkışı zaten pusuya yatmış olan Kâzım Karabekir tartışmasını alevlendirdi. Şimdiye kadar Karabekir’in resmi tarihe meydan okuyan kitaplarına “Canım, işte kıskançlığındandır” diye burun kıvıran zevatın Sakık’ın kuru sıkı “tehdidi” karşısında birdenbire onu sahiplenmiş gibi davranmaları doğrusu hiç de saygıyı hak etmiyor.

Ağrı’nın yeni Belediye Reisi “Atatürk’ün silah arkadaşı”nın ismini şehirden silmek istiyormuş da, buna kesinlikle izin verilmeyecek, gerekirse eylem bile yapılacakmış da… Bunları yazanlar da Ulusalcı taife ve benzeri gazeteler.

Sanki Karabekir’in kendisiyle yan yana çekilmiş fotoğrafından onun suretini çıkarttıran Atatürk ve “silahsız arkadaşları” değilmiş gibi. Sanki evini bastırıp dosyalarına el koyduran ve parasını kendi cebinden ödeyerek bastırdığı kitabını yaktıran “silah arkadaşı” Atatürk değilmiş gibi. Sanki Şeyh Said olayını bahane ederek Karabekir’in başkanı olduğu muhalefet partisini kapattıran ve kendisine suikast düzenlemek ithamıyla idamla yargılatan ‘Ebedî’ ve ‘Millî’ Şefler değilmiş gibi.

Öte yandan Karabekir’in Şarka ve Şark insanına yaptığı insanî muamele ve hizmetler görmezden geleni çarpacak kadar çoktur ve söyleyene de bir şeref kazandırmaz.

Ağrı’da kaldırılması konuşulan Kâzım Karabekir’i kucağına aldığı ve başını okşadığı iki çocukla birlikte gösteren heykel.

Şehirde bir heykeli var gördüğüm kadarıyla, o da gayet masumane bir jestle sokaklara düşen yetimlerin ellerinden tutup kucaklayışını temsil ediyor. (Ermeni çocuklarını da zannedildiği gibi Türkleştirmemiş, Trabzon’daki Ermeni Yetimhanesi’ne göndermiştir.)

Bu heykelde ne kötülük gördünüz de yıktıracaksınız, anlamıyorum. Sarıkamış’tan Iğdır ve Ağrı’ya kadarki bölgede Türk veya Kürt olduğuna bakmaksızın çocukları sokaktan kurtaran, onlara okullar (hatta anaokulları) ve kurslar açtırıp hayata kazandıran bir komutana takılacağınıza, üzerlerine bomba yağdıranların peşine düşseniz ya! Zaten resmi tarihin mağduru olmuş bir kahramana siz de vurmaya kalkarsanız gaddarlar safına iltihak etmiş olursunuz, tarih de sizi böyle hatırlar.

Kaldı ki Karabekir Paşa, 1917’den 1922’ye kadar (İstanbul’da geçirdiği 6 ay hariç) bölge insanına nice fedakârane hizmetler vermiştir. Günlükler’inden birkaç satırı okuyalım:

“30 Mayıs: Lice parkı yanında bir Rüşdiye Mektebi yapmaya karar verdim. Bir de cami-i şerif. 3 Ocak 1918: Silvan’ın tarihî bir kaynağını bularak oraya gayet güzel bir çeşme yaptırtıyorum. Suyu pek latif olan bu çeşmeye benden sonra karargâhım Kâzım Karabekir Çeşmesi adını koymuşlar. Mıntıkamda daima köprü, yol ve çeşmelere her yerde ehemmiyet veriyorum.”