• 13.07.2014 00:00
  • (3030)

 Pisagor demiş ki: “Önyargılı insanlar arasında Tanrı’dan bahsetmek güvenli değildir. Çünkü bu insanlar arasında doğruyu yahut yanlışı söylemek aynı anlamda tehlikelidir.”Türkiye’de de tarihten, hele ki yakın tarihten farklı bir yaklaşımla bahsettiniz mi yandınız. Söylediğinizin olgusal veya belgesel açıdan doğru olup olmaması önemli değildir.

Önemli olan, hangi taraftan olduğunuzdur. Malum cephenin bir taraftarı değilseniz şayet söylediğiniz her şey, Pisagor zamanındaki tanrı tanımazların yaptığı gibi sizi emniyet kemerinden mahrum bırakacaktır.

Ne mi demek istiyorum? Bilenler biliyor ya, bilmeyenlere hatırlatayım:

Geçen hafta Twitter’da bana gelen bir mesajı takipçilerimle paylaştım (rt ettim). Mesaja Mustafa Kemal Paşa’nın üç fotoğrafı eklenmişti. Bunları daha önce bir arada görmediğim için paylaşmakta sakınca görmedim, zira tek tek veya ikisi bir arada basılıyordu ama üçü bir araya gelince Paşa’nın ders kitaplarımızdan ezberlediğimiz “Cephede uykusuz kaldığı bir esnada karlar üzerinde uyuya dalmış” şeklinde lanse edilen fotoğrafının aslında bir ‘poz’ olduğu ortaya çıkıyordu. Ben de resimlerin üzerine “Poz da verir. Anayasamız Kur’an’dır da der” cümlelerini eklemekle yetindim (son cümle Balıkesir Hutbesi’nden).

Tahmin edebileceğiniz gibi kıyamet koptu. Hakaretler, küfürler, tehditler bir yanda, tebrik ve sevinç çığlıkları öbür yanda...

Atatürk’ün fotoğraf merakı bilinmiyor değil. Okuryazarlık oranının düşük olduğu bir toplumun hafızasına simasını heykel ve resimleriyle kazımak için özel bir çaba gösterdiği, yanında daima fotoğrafçılar bulundurduğu, heykeltıraşlara poz verdiği de malum.

Sofya’da ataşemiliterken Yeniçeri kıyafetinde, TBMM önünde ise sarıklı (hoca) milletvekilleriyle Trablusgarb kıyafetiyle verdiği pozlar hatırlarda. Denilebilir ki, dünya liderleri arasında kendi çağında en çok resmi çekilen, çoğaltılan ve asılan Mustafa Kemal’dir. Birçok fotoğrafı ise neredeyse bakılır bakılmaz Hz. İsa’yı veya Hz. Meryem’i hatırlatan ikonalar haline dönüşmüştür. İşte karların üzerine kürklü paltosunu sererek ‘uyuduğu’ fotoğraf da bunlardan biri. Şimdi o üç fotoğrafa geri dönelim ve özellikle kar üstünde uyurken çekilmiş olanın zamanla nasıl ideolojik işlemlerden geçirildiğine bakalım.

 

Üç fotoğraf

Elimizdeki fotoğraflar 12 Şubat 1921 günü çekilmiş. O günlerde Ankara’da sert bir kış hüküm sürmekte. Paşa, Dikmen sırtlarına gezintiye çıkmış, Ford marka açık arabasıyla. İlk fotoğrafta şoför arabanın yanında kalmış, kendisi yaveri Muzaffer Kılıç ile Emir Gölü’ne doğru ilerliyor (Bkz. “Hayat”ın bastığı “Fotoğraflarla Atatürk” kitabı).

İkinci karenin ise çok az yerde kullanılmış olması ilginç. Yaveri Muzaffer yanına oturmuş. Mustafa Kemal ise bastonu elinde, dirseğini yere dayayarak kürkünün içine uzanmış. Nihayet bildiğimiz kareye geliyor sıra. Bu defa Paşa sağ elini başının altına yastık gibi koyup gözlerini yummuş, kürkünün içine gömülmüş, ‘uyuyor’ veya ‘dinleniyor’.