• 15.05.2021 06:34
  • (90)

128 milyar dolar rezervini çarçur eden bir devlet, kasa eksiye düşünce ne yapar? Turizm Bakanlığı’nın yaptığını… Vatandaşını, turistin sağlığı için etiketler; sonra da bunu ilan eder.

Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı ve THY’nin de logosunu koyduğu video kolay unutulmaz bir yanlıştır. Türk eliyle Türkiye’ye saygısızlıktır. Böyle işler, turist kazanmak değil tam tersine turizmi anlamamak, bilmemek ve Türk turizminin sahipsiz olduğunu gösteriyor. Tatile gelecek Avrupalılara sağlık vadetmek adına bula bula “Siz eğlenin, ben aşı oldum” deyip kendi vatandaşını yaftayla reklam etmek ne demektir? Bu mudur Türkiye’nin bütün turizm avantajı? Para kalmadı, rezerv tükendi, gerileye gerileye buraya kadar mı geldik? Döviz rezervi bittikten sonra itibar rezervine de gerek yok mu, diye düşünüyorlar yoksa…

Keyfi idareyi anladık, hızlı ve seri karar alma hevesini kabul ettik. Ama hiç mi birisi bütün bu kampanyaların, olup bitenlerin, verilen sözlerin en nihayet ülke adına; Türkiye markası adına, Türkiye’nin itibar kaybı adına sonuçlar üreteceğini düşünmez. Hiç mi birisi “Biz ne yapıyoruz arkadaş?” demez. Kurumlar çöktü, tecrübe dışlandı, ortak akıl bir kenara itildi de bu videoyu hazırlatma talimatı verenlerin, hazırlayanların, yayına gönderenlerin hepsinin birden mi aklı tutuldu? “O kadar da değil”, diye düşünen bir kişi de çıkmadı mı yol üzerinde? Bir ülke adına iş yapmak sorumluluğundan bu kadar mı uzaklaştılar? Üç gün önce Dışişleri Bakanı, “Turistin gördüğü herkesi aşılayacağız” dediğinde kıyamet kopmuştu, insanların gururu incinmiş ve hassasiyet yansımıştı. Onu da mı duyan eden olmadı? Tabloya bakınca, videolara, demeçlere, davetlere yansımayan ama perde arkasında turist toplamak için dünyaya, Avrupa’ya verilebilecek sözleri düşünmek bile insanın içini daraltıyor.

Şu cümleler The Economist dergisinden: “Ülkeye gelen turistler el üstünde tutuluyor ve onlar denizin, sokakların keyfini çıkarıyor. Ancak aynısını yapan Türklere ise asgari ücretin üzerinde ceza kesiliyor.” Aynı yazıda, Kazakistan’dan tatile gelen bir turist de “Türk komşularım evlere kapanırken yüzmeye gidemem. Bunu onlara yapamam, adaletsizlik olur” diyor. Devamında da malum, dövize aşırı ihtiyacı ve TL’nin değer kaybı nedeniyle Türkiye’nin turiste olan ihtiyacı anlatılıyor. Bu avantajlar yetmemiş olacak ki Turizm Bakanlığı bir de, tepkilerden sonra kaldırmak zorunda kaldığı malum videoyu yayınladı.

Türkiye gayet tabii ki turizm gelirleri için çaba gösterecek. Özellikle, rekabet içinde olduğu İspanya ve Yunanistan’ın Avrupa Birliği seyahat avantajına karşı yeni teknikler üretecek. Buna kimsenin sözü yok… Zaten, aylarca ihmal edilen kapanma takviminin, eğitim, iç ticaret gibi son derece hassas konulara göre değil turizme göre ayarlanması da bu çabanın eseridir. Ama ne Türkiye ne de herhangi bir ülke böyle işleri ne pahasına olursa olsun diye yapmaz. Otel reklamı gibi ülke tanıtımı yapılamaz.

Bir ülkenin vatandaşları devletinin yaptığı, yapacağı işleri endişeyle izlememeli. Her zaman mükemmel veya ideal olmasa bile devletin icraatında ortalama bir kalite ve hesap kitap olduğunu duygusunu kaybetmeli. Özellikle, turizm gibi tecrübeli olduğumuz konularda bile işleri ele yüze bulaştırılacağı kaygısını taşımamalı. Bugün gelinen nokta kamu idaresi endişe veriyor. Bir yanda güçlü, itibarlı, dediği dedik ülke edebiyatı yaparken öte yanda turizm pazarını bu seviyeden açmak nutuk ile gerçek arasında mesafeyi kapanmaz şekilde açıyor.

Bilmem devlet katında olup bitenden kaygılanan, dertlenen, ders alan var mıdır?