• 20.05.2021 05:45
  • (113)

Devlet; yani Cumhurbaşkanı, iktidar kadroları, yargı ve güvenlik bürokrasisi, denetim kurulları bugün yaşanan manzara karşısında alarm olmuyorsa… Ortalığa saçılan iddialar ve o iddialar karşısındaki suskunluk ve umursamazlığa karşı hamle yapmıyorsa… Gizlenemez, örtbas edilemez iddialar medyanın bir kesiminde konuşulmuyorsa… Üstüne bir de her konuda açıklama yapan bildik isimler fırtınanın dinmesi umuduyla sus pus bekliyorsa…

Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlike, iddiaların işaret ettiği mafyalaşmadan daha ileri demektir. Oysa, henüz kıyısından köşesinden sızmaya başlayan kirlilik karşısında sessiz kalmak mümkün değildir. Organize suç örgütü lideri olmaktan aranan Sedat Peker’in açıklamaları, ifşa ettiği bağlantılar, kirli ilişkiler ve ticaret, hukuk, güvenlik ve medya sektörlerinde tanıklıklarıyla ortaya attığı iddialar gözardı edilemez. İddia sahibinin her dediği mutlak doğru kabul edilemez ama iddiaları hukuk eliyle kesinleştirmek şarttır.

Kirliliği, karanlığı defalarca yaşamış ve bunların acısını birden fazla çekmiş bir ülkeye aynı filmin tekrarı yakışmıyor. Bir ülke böyle talihsiz hallere en fazla bir kez düşer, ikincisi ağır bir yüktür, süreklilik arz etmesi daha da ağırdır.

Susurluk skandalından daha büyük bir felaketin içinde olduğumuz da doğrudur. Çünkü Türkiye Susurluk’u sistemin kılcal damarlarından temizlemek yerine geçiştirmeyi tercih etti ve Susurluk tipi adamlara değer vermeye devam etti. Susurluk adamlarına ve onların hamilerine bol keseden sahte vatanseverlik payeleri verildi. Bir şekilde yerli ve milli etiketi alanlar, devlet adına yasa dışı güç kullanmak hak ve imtiyazına sahip oldu. Sitemin içinde, yargıyı, kolluğu ve daha geniş alanda bürokrasiyi ve siyaseti kolaylıkla kullanarak işini gören bir sektör oluştu. Bu imkanları kullanan değil, kullanmayan ayıplanır hale geldi. Karanlık alanda pervasızlık aldı yürüdü. Araştırılması zaman alacak iddialar bir yana, Kolombiya’da yakalanan ve adresi İzmir limanı olan 5 ton kokainin (300 milyon Euro değerinde) izinin sürülmemesi, lafının bile edilememesi bu karanlık ilişkilerin eseridir. Kim bilir daha nelerin izi karartılıyor, hangi suçlar yapanın yanına kar kalıyor? Bu manzarada daha fazlasını merak etmemek, sormamak ve kaygılanmamak mümkün mü?

Hukukun eksikliği ekonomiyi, insan haklarını, eğitimi, kültürü, medyayı geriletirken her çeşit yasadışılığa büyük bir fırsat alanı açtı. Ülkeyi yozlaştıran, çürüten sorumsuzluk, güçlü sloganlarla iddia edilenin tam aksine devleti sahipsizleştirdi. Artık geride kaldı umuduyla teselli bulduğumuz organize işler bütün kudretiyle geri geldi.

Bu yangın üflemekle sönmez… Susarak, kafayı eğerek, kendi kendine teselli vererek kirler akıp gitmez. Yüzleşmek, gereğini yapmak, nereye gidiyorsa oraya kadar takip etmek ve siyasetçiden bürokrata, işadamından organize örgütlere kadar ilgili herkesi hesaba çekmek, suçluyu bulmak ve suçsuzu ayırmak tek yoldur. Başka yol yoktur. Bilmem, yakın siyasi tarihi hatırlatalım mı? Susurluk’u örtbasa çalışmak örtbasçıların, görmezden gelenlerin işine yaramamıştı; şimdi de yaramaz demeye bilmem gerek var mı?

Sürecin içine mutlaka parlamento dahil edilmelidir. Yargı kanalı bir yandan işleyecektir. Ancak, olayın siyasi boyutu aşikar olduğu için tek kanatlı soruşturma ve araştırma da bu saatten sonra inandırıcı olmaz, iddiaları karartma eğilimi kaçınılmaz olur. Toplumun ikna olmadığı hiçbir araştırma, soruşturma hatta yargılama işe yaramaz.

Artık tek yol sadece dürüst olmaktır.