• 20.01.2022 06:45

Erken olup olmayacağı bilinmiyor ama sandığa kadar dağılması mümkün olmayan bir seçim havası var. Dozu artar azalmaz… Seçimin tam zamanında yapılacağı da kesin değil çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisi için en uygun anı yakalamanın peşindedir. Eğer tam zamanında olursa uygun ve avantajlı zaman gelmemiş olacaktır. Erdoğan, bir gözü enflasyon, kur, işsizlik rakamlarında diğer göze anketlerde eli de seçim düğmesinde ortamı gözlemliyor. Birkaç aylık da olsa rahatlık yaşanacağını kestirir kestirmez, düğmeye basacaktır.

Böylesi, Erdoğan açısından anlaşılabilir ve kestirilebilir bir durumdur.

***

Peki muhalefet ne yapıyor, ona bakalım. Epeydir rahatlık içindeler çünkü iktidarın kendi kendini erittiğini ve gerilettiğini düşünüyorlar. Anketler de bu sinyali veriyor. Hatta, siyasi tablo bu istikamette geliştiği için oy hareketlerinde risk yaratmamak için “yüksek siyaset” sayılabilecek görüşler dahi açıklamaktan imtina ediyorlar. Çalışanlara daha iyi gelir sağlamak, daha sosyal politikalar izlemek, daha fazla hukuk ve yolsuzluğu bitirmek gibi mevcut iktidardan daha iyi yönetmek iddiasının ötesine geçmeyen pozisyonu yeterli görüyorlar. Daha iyisini yapacağını vadetmek, politika değildir. Bu yüzdendir ki muhalefetin erken seçim yönündeki baskıları da politik değer üretmiyor. Ağır ekonomik kriz tablosuna rağmen iktidar üzerinde erken seçimi baskısı hissetmiyor. İktidar (Cumhur ittifakı) çoğunluk desteğini kaybetmiş olmasına yoluna son derece rahat devam edebiliyor. Muhalefetin iktidarı seçime zorlayamaması anketlerin gösterdiği tabloyla ve anketlerin kendilerine sunduğu avantajla çelişiyor.

Oysa, CHP ve İyi Parti; yani Millet ittifakı en geniş sınırlarıyla Gelecek Partisi, DEVA, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’yle büyük bir imkana sahiptir. Muhalefet, hamle üstünlüğü imkanına sahip olmasına rağmen, hamle yapmak yerine zamana oynuyor. Dolayısıyla, Ellerindeki imkanlara kıyasla siyasetleri fazla cömert görünüyor. Cömert çünkü, muhalefet fırsatları kolaylıkla heba ediliyor ve bu da ülkenin içinde bulunduğu kriz durumunu normalleştiriyor.

***

Muhalefet ve muhalefet denilince akla gelen millet ittifakı eldeki avantajı heba etmek istemiyorsa – ki isteyeceği düşünülemez- tempoyu artırmalıdır. Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu geçtiğimiz günlerde bu yönde bazı girişimlerde bulundu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Lideri Meral Akşener’le görüşmeler yaptı. İçeriğini, çerçevesini ve formunu bilmiyoruz ama Davutoğlu’nun kendi ifadesiyle Muhalefetin yeniden yapılanmasını istediğini anlıyoruz. Millet ittifakına yakın ama her şartta ittifakın parçası olmanın garantisini de vermiyor. İşin bu kısmı Gelecek Partisi’nin kararı elbette ama Davutoğlu’nun girişimi muhalefetin ortak hareket etme mecburiyetini kuvveden fiile geçirmek adına önemlidir. Bir yandan 6 partili ortak komisyondan çıkan Parlamenter Sisteme Geçiş yol haritası, öte yandan başta Kılıçdaroğlu ve Akşener olmak üzere liderlerin birlikte hareket etme konusundaki iyimser sözleri zaten bir silueti ortaya çıkardı. Şimdi o siluetin katmanlarının, renginin, verilmesi ve hareket prensiplerinin tanımlanması gerekiyor.

Davutoğlu’nun kafasındaki fikirler bu yönde mi yoksa “muhalefetin yeniden yapılanması gerekiyor” cümlesinden kastı bütünüyle yeni bir ittifak modeli mi bilmiyoruz. Bu fikirlerin önce liderler arasında değerlendirilmesi de iktidarın olağanüstü merakı nedeniyle anlaşılabilir. Ancak, muhalefetin yol haritasını belirlemek kadar bunu hızlı şekilde yapmak zarureti vardır.

Seçimi kimin kazanacağını seçim yolundaki yürüyüş belirler, bunu da akıldan çıkarmamak gerekir.