Hukuk ve ekonomi alanlarından reform söylentilerine ilave olarak bu seferde yeni bir anayasa mavalı ortalıkta döndürülüyor.

Kulağa hoş gelmiyor değil aslında ama iktidarın “Allah bir” dediğine bile insanın inanası gelmeyince bu söylentilere “maval” demekten başka tanım bulunamıyor.

Orta yerde anayasayı paspasa çevirmiş bir iktidarın, pişkince kalkıp “yeni anayasa yapalım” demesinin akla getirdiği ilk çağrışım, “sen önce mevcut anayasanın hükümlerine saygılı bir iktidar olduğunu göster de, sonrada kalk yeni anayasa yapalım hakkını kendinde bul” demesi geliyor.

Uymadıkları anayasa,12 Eylül askeri darbesini yapan faşist generallerin seçtiği kurucu meclis tarafından hazırlanan ve herkesin susturulduğu ağır şiddet ve baskı koşullarında halka dayatılan 1982 anayasasıdır.

Acı olan ise o gün “hayır” oyu verdiğim bu anayasayı bugün arar olmamdır.

Sözün özü ise Ak Parti iktidarının darbe dönemlerini mumla aratır bir zulüm rejimi kurmuş olmasıdır.

Sahi siz, darbeci generalleri neden yargıladınız ve neden 12 Eylül darbesiyle hesaplaşmak istediniz?

Neden?

Neden bununla övündünüz ve bugün aklınıza, neden o günlerdeki söyledikleriniz ve yaptıklarınız gelmiyor?

Neden?

Oysa 2009 yılında yeni anayasa taslağı hazırlatarak sonradan bundan vazgeçmiş olsanız bile 2010 anayasa değişikliğinde getirdiğiniz değişiklikler bir umut yaratmıştınız.

Yaratılan bu umudun demokrasi ve özgürlükler alanında atılan adımlara ve işletilen AB süreciyle birlikte bakıldığında, Türkiye’nin artık geleceği iyi olan bir yola girdiği hakkında fazlasıyla umut verdiniz.

Halkın ve sivil toplum kuruluşlarının hemen çoğu bu sürece destek olmuştu. Sayısız kuruluş anayasa önerilerini meclise gönderiyordu.

Doğrudan yeni anayasa platformları kuruluyor ve hemen her gün bir yeni anayasa etkinliği yapılıyordu.

Cumhuriyet tarihi boyunca toplum kendisi için yeni anayasa yapma fırsatını ilk kez yakalamıştı.

Ama olamadı…

O momenti tekmeleyerek bir tarafa bilerek attınız.

Çünkü halkın kendi anayasasını kendi yapması sizi de, devleti de korkutmuştu.

Korktunuz yani…

Yüzünü medeniyete, batıya dönmüş hesap verebilir, şeffaf, gerçekten laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti oluruz diye korktunuz.

Demokratik bir anayasa, işleyen bir denge ve denetleme, bağımsız bir yargıya sahip ülkede istediğiniz gibi at oynatamayacak olmaktan korktunuz.

Devletin ve sizin meşrebinize ve işinize, tek merkezden yönetilen, otoriter bir sıkıyönetim ile ülkeyi çekip çevirmek ve istediğiniz gibi at oynatmak geldi.

Ne demokrasi, ne yargı, ne basın, ne muhalefet ve ne de itiraz edenin olmadığı dikensiz gül bahçesi istediniz.

Böyle bir zulüm rejimi iktidar sahibi olan sizlerin işine geldi.

Ancak bu rejim ne toplumun, ne ekonominin ve nede uluslararası ilişkilerin işine gelmedi.

Hatta bu durum başınıza bela oldu.

Şimdi yana yıkıla durumdan çıkmak istiyorsunuz ama nafile…

Çünkü bu durumdan çıkmak için önce bu zulüm rejiminin yaptığı haksızlıkları ve hukuksuzlukları ortadan kaldıracaksınız.

Örneğin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının kem küm etmeden uygulayacak ve bu insanları derhal serbest bırakacaksınız.

Haksız yere milletvekillikleri düşürülmüş vekillere meclis kapısını yeniden açacaksınız.

Görevden haksız ve hukuksuz yere aldığınız halkın belediye başkanlarını derhal göreve iade edeceksiniz.

Cezaevlerinde rehin tutulan siyasileri, gazetecileri serbest bırakacaksınız.

Örneğin Boğaziçi Üniversitesine atadığınız kayyum rektörü geri çekeceksiniz.

KHK ile mağdur ettiğiniz insanların özlük haklarını verecek ve işlerini iade edeceksiniz.

“işkenceye sıfır tolerans” diyorsanız devlet içindeki işkencecilerin yakasına yapışacak ve hesap soracaksınız.

Kabaca sıralamaya çalıştığım bu sorunların çözümü için adımlar atarsanız o zaman sizin yeni bir anayasa isteğinizin toplumda ve siyaset içinde bir karşılığı olur.

Ama sizin istediğiniz bu değil, hem de hiç değil…

Peki, bu değilse neden Ak Parti sözcüleri yeni anayasa diyor.

El cevap mevcut tek adam rejimini tahkim etmek istiyorlar.

Örneğin yeni anayasa ile AİHM defterini tamamen kapatmak isteyebilirler.

Yargı, medya ve sivil toplum kuruluşlarına tanınan ancak uygulanmayan kimi hakların üzerini çizebilirler.

Belediyelere sağlanan kimi yetkileri budayabilirler.

Anayasa Mahkemesinin elini kolunu bağlayan düzenlemeler yapabilirler.

Meslek kuruluşlarının hak ve yetkileri ile kurumsal varlıklarını dağıtabilirler.

Ak Parti sözcüleri yeni anayasa dediği zaman herkesin aklına mevcut zulüm rejiminden daha da beter rejimin kurulacağı geliyor.

Yani kısacası iktidarın yeni anayasa demesi yeni korkuları ve tehditleri çağrıştırıyor.
Sussalar daha iyi…

Yoksa bu ülkenin 1921 anayasasını bir kenar koyacak olursak yüzyıldan beri halkın kendi yapacağı bir anayasa sorunu hep ola gelmiştir.

Dip not: Prof.Dr Ayşe Buğra akademinin yüz akı ve bu toplumun onurudur.

Herkes haddini bilerek konuşmalı nokta…

  • Abone ol