Biz ihtiyarlar virüs salgını nedeniyle  gözden çıkarılmak isteniyoruz. Kim bu ihtiyarlar?  65 üstü olanlar. 65 üstü olanlar dün gençtiler ve bu ülkenin tarihine şöyle veya böyle adını yazdıranlardı. 27 Mayıs darbesini gördüler, 12 Mart ve 12 Eylül zulmünü gördüler. Sokağa çıkma yasaklarını gördüler ama öyle ya da böyle sokağa çıktılar. Zindanları, işkenceleri, politik göçmenlikleri gördüler ama pes etmediler. Şimdi kapımızın önüne konacak bir paket iaşeye muhtaç mı olacağız? ASLA…

Evet. Tehlikenin anlaşılması için, virüsün yayılımını frenlemek için şimdilik sokağa çıkmayacağız, herkes tehlikeyi anlasın diye. Fakat kendi adıma buna sonsuza kadar boyun eğmeye hiç niyetim yok.  Tehlike kamuoyunca anlaşıldıktan sonra sokağa çıkacağım. Benim gibi ihtiyarlarla birlikte, aramıza bir metreden fazla mesafe koyarak.  Konuşacağız, ne yapalım diye. Sokakta konuşacağız, meydanlarda konuşacağız. Gençleri aramıza almayacağız, onları korumak için. Yaşam içinde kendi yerimizi gençlerimize seve seve veririz, bunca yaşamışız daha çok yaşamasak ne olur? Fakat sınıf ayrımcılığana, cinsiyet ayrımcılığana, ırk ayrıncılığana, inanç ayrımcılığana, milliyet ayrımcılığına  karşı olduğumuz gibi yaş ırkçılığına, yaş faşizmine, Maltusçuluğa  karşı çıkmak da bizim, o eski yaşlı kuşağa düşecek, öyle görünüyor. Bu da yeni bir deneyim olacak bizim kuşaklar için.

Şimdilik sanal medyada İhtiyarlar Meclisi için sadece  bir çağrı yapıyorum. Yalnızca, “ Ben de varım”  demek yeterli. Kendi katkılarınızla bu projeyi zenginleştirebilirsiniz. Yarın bu salgın durduğunda kurumsal olarak da Kentlerde İhtiyarlar Meclisi, mahallelerde, köylerde İhtiyarlar Heyetini kurmayı öneriyorum. Bizim idari geleneğimiz içinde de var bu kurum. Salgın durduğunda kalan sağlar birleşir bu kurumun statüsünü belirlerler. Sembolümüz baston olmalı. Bastona ihtiyaç duymasak bile bastonlarımızı alıp o toplantılara katılmalıyız. Ancak elimizdeki bastonlar aşağıya değil yukarı kalkık olmalı, dikine durmalı, işimizin bitmediği anlamına…

  • Abone ol