Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Silivri davalarının prensi: Parmaksız Zeki

  • 9.11.2012 00:00

 Bir ölçek PKK terörü, bir ölçek derin devlet ilişkisi, bir ölçek faili meçhul cinayet, renk vermesi için birkaç damla JİTEM kanı, burukluk katması bakımından GLADİO tırnağı, bir tutam medya manyeli, bir tutam yargısal oyunlar... bunları bowl’e almadan önce, askerî vesayet shaker’ına doldurup otuz sene kadar çalkalayacaksın. Özenle hazırladığın bu karışımı, mayhoşluğunu alması için, kenarları kırk bin ölünün mevlit şekeriyle bulanmış siyaset kadehlerine boca ettikten sonra, içine de rengârenk ulusalcı süslerle bezenmiş pipetler koyup, ardından da “Parmaksız Zeki’nin olmayan parmağıyla” şöyle bir karıştırarak servis edeceksin ki, millet “şefin özel kokteyli” nasıl olurmuş iyice görsün.

Toplumun her kesiminden bir parça katılarak üretilen, tarifi Cola’nın formülü gibi kırk türlü bezirgânlıkla saklanan bu kokteyli, aman burnunuzu tutmayı unutmayın içerken.

Kaldırın bakalım, hadi şerefe, yarasın!

Hani lâf aramızda, adamın feleğini şaşırtan bu “bowl”den sonra, bir de alkolden anlamam demeniz yok mu; ah ne hınzırsınız, sizi gidi, ne hınzır!

Türkiye bu kirli savaşta ve onun doğal ürünü olan bu rezil siyasette, gele gele buraya dayandı demek ki.

Bu ülkenin Kemalist militarist vesayet paradigmasının elli yıllık darbe süreçlerindeki foyasını Şemdin Sakıklara havale ettikse, yazıklar olsun bizlere.

Bu köşeyi okuyanlar iyi bilirler ki, yurda zarar vermiş darbeci generalleri en çok eleştirenlerden biriyimdir ben. Bundan sonra da sürdüreceğim o eleştirilerimi. Peşlerini bırakmayacağım.

Ne ki, elinden kan damlayan bir teröristin üzerlerine basarak onları çiğneyip geçmesine de, haysiyetleriyle oynamasına da seyirci kalamam ama. Hiçbir şey olmuyormuş gibi yapıp, susamam.

Millete hesap vermesi lâzım gelen bu adamları, kanlı bir terörist değildir siygaya çekecek olan.

Durun orda bakalım!

İyi ki ihtiyatla bakmışım, başından beri Silivri yargılamalarına. İyi ki çıkıp demişim, “mahkemelere bu denli endekslemeyin, memleket meselelerini”.

Siyaseten reformlar yapıp üzüm yiyeceğinize, usulsüzlükleri usul usul çıkmaya başlayan yargılamalarla yetinerek, seçtiniz bağcı dövmeyi.

Cezalandırılanların çoğu da suçlu olsalar bari.

Biteviye dedim durdum: Türk ordusunda her şey orgenerallerden sorulur. Gerisi fasaryadır.

O orgeneraller şimdi “Büyük Klüb”te. Onların emirlerini dinleyip yerine getirenler de kodeste.

(Fenerbahçe Orduevi, adı çıkıp eskisi kadar tat vermez olunca, kalantor generaller bu sefer Büyük Klüb’e sardırdılar. İstanbul’un Bizans zamanından kalma aristokrasisi, “belli mi olur, bakarsın gene parlarlar” diyerek, bir gün yeniden lâzım olabileceklerini ihtimal dâhilinde tuttukları o paşaları, kallavi aidatlardan muafiyetle bağırlarına basmışlardır şimdilerde.)

Hiç mi bir şey bilmez pekiyi, Şemdin Sakık?

Bilmez olur mu?

Âlâsını bilir hem de.

Lâkin, hangi operasyonun parçası olarak öttüğünü nasıl gözardı edeceğiz, onun?

Hangi amaçlara hizmet ettiğinin sorusu, hiç mi önem taşımayacak?

Sanki bilgi veriyormuş havalarına girerek, dolgusu bilinçle tasarlanmış birtakım kanaatler ve yorumlardan öte şeyler mi ki, adaletin kulağına o üfürdükleri?

Söylemleri bu ahvalde olan birini, adam diye alıp karşısına diker mi bir hâkim? Uyarmaz mı, “sadede gel” diye? “Somut şeyler söyle, varsa bildiklerin” demez mi?

Ve tanıklığını onca zamandır gizlerken, kafasına nereden bir dürüstlük taşı düştü de, birdenbire ayılacağı tuttu şimdi? Kanlı bir katilin böyle bir davada neden bugüne değin “gizli tanık” olarak tutulduğunu ve sona yaklaşırken de bundan vazgeçildiğini merak etmez mi o insanlar?

İçerideki generallere, darbelerde bu topluma yaptıklarına benzeyerek mi karşılık vereceğiz?

Bu kafayla bu davalar, “Yassıada Duruşmaları”nı aratmayacak cümlelerle yazılır, yarının tarih kitaplarına. Çünkü gidiş o gidiş, bilmiş olun!

Bir yerlerden talimat alarak görev ifa ettiği, bizim gazeteye ve kimi liberal yazarlara saldırmasından da belli olmuyor mu zaten? Ahmet AltanMehmet AltanYasemin ÇongarHasan Cemal veCengiz Çandar için söylemediğini bırakmamış.

Onun gideceği bundan öte köy yok ki, bir korkusu ya da vicdanı olsun. Her yeni hizmet, köpeklik siciline artı puan getirir, ömür boyu hapsinde belki birtakım kolaylıklar yaratır; umudu o.

Gelgelelim mahkeme, zıvanadan çıkmış insan müsveddesi bu adamı demek ciddiye alıp, ülkenin en önemli davalarında belirleyici rol üstlenmesinde bir beis görmüyor.

Şaşılacak şey.

İyi ki ortaya çıktı da gördük.

Ya görmediğimiz diğerleri?

Elli yıllık darbe suçları bütün açıklığıyla ortadayken, sen tut “Harekât Emirleri”, vs. üzerinde yalan yanlış kalem oynatarak, cahil cühelâ işlere kalkış.

İddianame belgelerinde bunların yapıldığına da tanık olduk çünkü.

Kurmay Albay Dursun Çiçek’in suçlandığı “İrtica ile Mücadele Eylem Plânı”nı, kendi şubesindeki yazıcılardan biri dahi yazmış olsa, “olmamış” der, geri çevirirdi. Bence o metni onbaşı bile yazmamıştır, bu durumda.

Acaba Şemdin Sakık falan filan, bütün bunlar biz böyle düşünelim diye mi varlar; ne dersiniz?

Getirin şu bowl’den bir kadeh daha, oldu olacak!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar