Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’den bir anekdot

  • 8.04.2013 00:00

 Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’yle ilk kez, davet ettiği bir televizyon programı vesilesi ile tanışmıştık.

Kameraların önüne geçmeden önce de, işleyeceğimiz konuları üstünkörü de olsa, biraz orasından biraz burasından eşeleyerek hasbıhâl ediyorduk.

Bir ara içeriye, güler yüzlü ama epeyce de heyecanlı genç bir gazeteci kız girmiş; saygısından eli ayağı dolanırken, hazırladığı ve amacının hocam diye hitap ettiği Hüseyin Bey’in gözüne girmek olduğu anlaşılan bir haber dosyasını getirip onun önüne koymuştu.

Aralarındaki konuşmalarını duymamda bir sakınca görmedikleri için, ben de dosyadaki fotoğraflardan, oturduğum yerden seçebildiğim kadarına şöyle göz ucuyla da olsa bakabilmiştim.

Haberin konusu, Başbakan Erdoğan’ın her zamanki ve o günlerde bir kez daha yeniden gündeme getirdiği popüler tartışmalardan biriydi.

Sıkça yaptığı gibi, CHP’ye sadece bugünüyle değil, hattâ sanki daha çok da dünüyle yükleniyor, kamuoyunun dikkatini onun geçmişteki uygulamalarına çekiyordu.

CHP’nin yediği tek parti dönemi herzelerinden olarak, memleketteki birtakım camilerin maksatları dışında saygısızca kullanılmalarını gösteriyor; bazılarının ahır dahi yapıldıklarını anlatmayı, onları gözden düşürmede iyi bir yöntem sayıyordu.

İşte o genç gazeteci kız da, bu konuyu ele almış, araştırmış; bulduğu ve henüz hiçbir yerde yayınlanmadığını söylediği fotoğraflarla da besleyerek, belli ki iyi bir haber dosyası yapmıştı.

Hüseyin Bey, yüzü alı al moru mor genç kızı, “ne denli çalışkan ve becerikli olduğu için” övmüş;“hazırladığı haberini çok beğendiğini” ifade ederek, onu “geleceğin iyi gazetecilerinden biri” diye kutlamıştı.

Hanım kızımız tam da takdir edilmenin ayakları yerden kesen sevinciyle kapıya doğru seğirtecekken, Hüseyin Bey o munis sesiyle, “ancak hiçbir vakit şunu da unutmamak lâzım” demişti.“Haberi güzel hazırlamışsın. Lâkin objektif bir gazeteci, birbirlerinin hasmı iki partinin gündelik kavgalarına ve propaganda taktiklerine malzeme olmamayı da iyi bilmelidir.”

“Yanlış olduğu su götürmeyecek 60-70 sene öncesinin olaylarına tarihsel olarak vâkıf olmak ile, onları siyasetin günlük arenasına taşıyarak, artık hiç kimsenin hayatta kalmadığı o günkü nesiller üzerinden bugünkülere vurmanın ne derece doğru olacağını birbirine karıştırmamak gerekir.”

“Onlar politikacı; birbirlerine neler söylemezler ki! Ama sen gazetecisin; toplumu aydınlatmakla mükellefsin. Doğru bildiğine doğru, eğri bildiğine eğri diyerek, hiçbir partinin değirmenine su taşımamalısın. Bunu bir düşün!”

CHP’li biri olamayacağı çokça belli olan Hüseyin Gülerce’nin ona rağmen bu erdemli tutumu, doğrusu beni bir hayli etkilemişti.

 

Âkillerdeki ‘terennüm terane’

Bu anekdotu biraz da, son günlerde herkesin haklarında birtakım sözler sarf ettiği Âkil İnsanlar Heyeti nedeniyle anlattım.

O altmış üç kişinin, birkaç tartışmalının dışında, saygıdeğer insanlardan oluştuğu ve inandıkları bir meselenin çözümüne katkıda bulunmaktan başka bir şey düşünmedikleri elbet de çok açık.

Ne ki, insana ve hayata dair her konuda olduğu gibi, önemli olan bu hususun içeriğine de görece olarak hem olumlu hem de olumsuz veçheleriyle bakılabilmelidir.

Olumlu yanlar; zaten bu zevatı harekete geçiren saik olarak hissiyatlarında gömülüdür ki, o yüzden bunları es geçiyorum.

Bu yazıda sadece bir tanesine değinmekle kalacağım olumsuzlukların ise en başta geleni, akıllı insanlar oluşumunun dahi, hemen her işe karışması kişiliğinin ana ekseni olan Başbakan Erdoğantarafından gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Tanrı eksiğini göstermesin, başımızda hepimizi tembel kılıp ıskartaya çıkaracak denli hamarat birbaşbakanımız vardır.

Onun bu yetinmez hâlleri sayesinde, Meclis dahi çoğu meselede devre dışıdır.

Partiler devre dışıdır.

Hattâ Bakanlar Kurulu bile devre dışıdır.

Her şey onun iki dudağı arasındadır.

Ne sivil toplum kuruluşları, ne de medya artık herhangi bir etkide bulunabilirler.

Kimseyi dinlediği yoktur. Kaldı ki buna ihtiyacı da yoktur.

O her şeyin doğrusunu bilmektedir.

Onun söyledikleri güzel, karşı söylem geliştirmeye kalkanlar ise çirkin ve kötüdür.

O bildiğini okumakta; sadece toplumun oyalanmasına ihtiyaç duyduğu hâllerde birtakım kamuflaj malzemeleri kullanmaktadır.

İşte bu âkil insanlar heyeti de, bu kritik birkaç ayın cambazını oynayacak elemanlardır; hepsi o kadar.

Böyle söylemiş olmam, yapılmasın anlamına gelmiyor.

Yapılsın!

Ama ne olduğu da bilinsin!

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar