Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kürt milliyetçisi PKK ile yola çıkmak

  • 19.04.2013 00:00

 Bir karı-koca tanıyorum ben.


Kadın
 bakımından...


Anne tarafından
... anneannesi Kürt, büyükbabası Türkmen.

İki teyzesi, iki de dayısı var.

Küçük teyzesinin kocası Bulgaristan göçmeni, Büyük teyzesininki de Ahıska Türk’ü.

Dayılarından birinin karısı vakti zamanında Kırım’dan göç etmiş Tatarlardan imiş, diğeri de Zaza.


Baba tarafından
... babaannesi Türk, büyükbabası da Yörük. Üç halası, iki de amcası var.

Halaların kocaları enişteler; biri Arnavut, biri Kürt, diğeri de Türk.

Amcaların eşleri ise, Abaza ve Boşnak.


Erkek 
bakımından...


Anne tarafından
... anneannesi Makedon, büyükbabası da Girit göçmeniymiş. Onun da üç teyzesi, dört de dayısı var.

Eniştelerden biri Dağıstanlı, biri Arap, biri de Selanik muhaciri. Lâf aramızda, dönme de diyorlar.

Dört dayının karıları; biri Laz, biri Süryani, biri Kürt, sonuncusu da galiba Roman’mış, saklıyorlar.


Baba tarafından
... babaanne Gürcü, büyükbaba ise Çerkes’miş.

Dört halanın kocaları, sırasıyla TürkKürtÇeçen ve Boşnak’mış.

Üç de amcası var. Yengeleri PomakKaraçay Türk’ü ve Zaza’ymış.

Bütün bu teyzelerin, dayıların, halaların, amcaların, yenge ve eniştelerin çocuklarına, onların eşlerine ve torunlara gene ise hiç girmiyorum.

Sadece, bu bizim karı-kocanın iki kızı, üç oğlu ve on altı tane de torunu var; birazcık onlardan bahsedeyim.

Damatlardan biri Kürt, diğeri Türk.

Gelinlerin biri Türk, biri Kürt, Biri de Alman.

Torunların da eşleri ve nişanlıları var. Onların listesi de, TürkKürtAzeri, PomakKıbrıs Türk’ü,ArnavutErmeniBoşnakRus ve Alman diye uzayıp gidiyor.

Bu şecere, geçen yüzyıldakiler bakımından da aşağı yukarı böyleymiş.

Bir önceki yüzyılda da; hattâ ondan önceki... ve ondan, ondan, ondan da önceki yüzyıllarda da.

Şimdi söyleyin bakalım; bunların hangisi Türk, hangisi Kürt, hangisi Çerkes, hangisi Laz, hangisi Boşnak, hangisi Arnavut?

İlkin bunu bir saptayın ki, neyin kavgasıdır yaptığınız, görüp ona göre sürdürün dalaşınızı.


Bütün sorun milliyetçiliktedir

Peki, hiç mi yok Kürt?

Olmaz olur mu, var tabii!

Hiç mi yok Boşnak?

Olmaz olur mu, var tabii!

Ya! Çerkes, Arnavut, Arap, Gürcü, Laz?

Olmaz olur mu, var tabii!

Ama hiç birisinin yapısı, diğerlerini sadece dışlamaya yarayan milliyetçi bir şuurun ârîlik yalanını üretmeye yetmiyor.

Eğer bugün bu konuda bir Kürt gayreti varsa, bilesiniz ki projedir.

Ötekileştirmeleri yüzünden bir çuval inciri berbat etmiş bulunan Türk milliyetçiliği de olmamalıydı, ama oldu işte.

Koca bir yüzyılı heba etmek üzere, şimdi aynı filmi bu kez de onlar için mi çekeceğiz?

Zira sorunun kaynağı, milliyetçi olmakta yatmaktadır. İnsan hakları temelindeki isteklerin, milliyetçiliğin listesinde de bulunması asla aynı şeymiş gibi görülemez.

Ne kadar kucaklayıcı izlenimi vermeye çalışırsa çalışsın, milliyetçilik, var olma sebebi ötekileştirmeolan bir ideolojidir.

Ötekileştirme gütmeden milliyetçi olunamaz.

PKK da Kürt milliyetçisi bir örgüttür. Kürt milliyetçiliğinden soyutlanmış bir PKK tasavvur edilemez.

Öcalan’ı, Kandil’i, BDP’si ve diasporasıyla PKK, eğer bu sürece balıklama atladıysa; gerçek sebebi ne barıştır, ne de Kürt milliyetçiliğinden vazgeçmektir.

Tersine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından muhatap alınıp tanınmak suretiyle, terör örgütü damgasından kurtulup milliyetçi amaçlarını gerçekleştirmek üzere, uluslararası arenada siyasal bir aktör olarak meşruiyet kazanacağı bir seviyeyi yakalamak için, bütün yaptığı pençelerindeki tırnakları içeriye çekmektir.

Ayrılmaktan sanki vazgeçmiş görünmesindeki maksat da, konjonktürel olgunlaşmanın, kanguru cebi işlevi gören hâli hazırdaki yapıda bir süre daha sürdürülmesini istemektir.

O yüzden, Kürt sorununu çözmede en kötü seçenek bile olamayacakken, masaya PKK ile oturmaktercih edilmiştir.

Eğer PKK, bize karşı karanlık emeller besleyen kimi devletlerin ve güçlerin kontrolündeki bir örgütse, onunla masaya oturmak, aynı zamanda onu kontrol edenlerle de mi masaya oturmaktır?

Toplumsal yapımızdaki gerilimlerimizin ve kimlik arayışlarımızın telâfisini, âdetâ ardına kadar açılmış baraj kapaklarından gürül gürül boşanan ve yolunu demokrasinin doğal yatağında kendiliğinden bularak sulayan temel hak ve özgürlüklerle mi kotarmalıydık; yoksa Kürt milliyetçisi PKK ile, Mezopotamya’ya değgin İslâmcı bir genişlemenin hayalini kuran AKP’nin, toplum mühendisliği çerçevesindeki bu işbirliğiyle mi?

Birbirlerinden sımsıkı izole olmuş dairelerin kapılarını bile selâmsız sabahsız, rastlaşmayacak hünerlerle açıp kapatan; ruhlarını yitirmiş apartman hayatlarına mıydı, yurt ölçeğindeki özlemleriniz de?

Buyurun yaşayın o hâlde!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar