Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Adım adım faşizm

  • 14.06.2013 00:00

 Anayasayı değiştirme, Partiler Kanunu’na, Seçim Kanunu’na elini sürme, MGK’yı kaldırma, YÖK’e ve çift başlı yargı sistemine dokunma, en önce senin yakındığın doksan yıllık rejim sorunlarına dört başı mamur bir reformculukla yaklaşma; sonra da kalk, nedir bu tepkiler bu homurdanmalar bu kalkışmalar, de!

O köhne düzeni bu sefer de sen sürdüresin diye mi yetki verdi, sana bu millet?

Çekirdeksiz üzüm misali iktidarının ilk yarısında, hadi dedik henüz muktedir olamadı, o yüzden reform da yapamıyor; ama ikinci yarıda, hele gene ustalık adını verdiğin bu son safhada, bırak değişimi, gericiliğin ve faşizme kayışın dik âlâsını sergilemedin mi?

Bu halk bıkmış yıllardır başına gelenlerden; şimdi de senin kahrını çekmesine mi geldi sıra?

Sandıktan çıktım, sandıkla giderim, diyorsun.

Elbet de öyle olacak, öyle olmasına da; ama o vakte kadar elimiz kolumuz bağlı, oturup seni mi seyredeceğiz?

Sen canının çektiğini yaparken, bizim elimiz armut mu toplayacak?

Bu halkın duyarlı çocukları, o sandık önüne gelene kadar, senin ne mal olduğunu henüz kavrayamamış olanların gözleri önüne sermeye çalışmayacaklar mı?


“Arazi çalışması”nda demokrasi sınavı

Bu üç haftalık süreçte, durumdan vazife çıkaran bir general peydahlanıp “ordunun ne düşündüğünü” söylemedi.


“Hareket tarzınız ne olacak, paşam”
 diyerek mikrofon uzatan bir gazeteci çıkmadı.

Ortalığı o istikamette karıştırmak için “Genelkurmay’ın ışıkları sabaha kadar yanıyordu” diyen bir yazar olmadı.

Siyasi partilerden, üniversite hocalarından, iş âleminden birileri “ordunun kâğıttan kaplanlığına”hayıflanıp dövünmediler.

Caddelere dökülenler, meydanları dolduranlar “ordu göreve!” diye bağırmadılar.

İster inandıkları, ister ümidi kestikleri için olsun, artık muhalifler bunları yapmadılar.

Hattâ tam tersine, arsız iktidarların dersini vermek ve hakkından gelebilmek için on tane ordu ile bir o kadar da yargı vesayetine bedel güçte, üstelik apolitik zannettikleri henüz çiroz kızlar ile çelimsiz oğlanlardan müteşekkil, pamuk gibi görünen ama granit kadar kavi duran bir gençliği de bu vesileyle keşfetmiş oldular.

Bu hâl, eskinin hastalıklı yapıları bakımından, yaşadığımız “arazi tatbikatı” sayesinde hem iyi bir sınava, hem de iyi bir gözleme yol açtı.

Haklı bir toplum nelere kâdirdir, onu gördüler.

Artık Erdoğan, oraya bir kışla yapsa da olur.

En kötüsü, o her tuğlayı koyuşta, biz iktidara gelince nasıl yıkacağımızın şarkılarını söyleriz, olur biter.

Ne ki aynı şeyler, “Yeni Türkiye” adı altında kadim bir enkaza tekabül eden, âdetâ tarafların yer değiştirdiği; ordunun yerini MİT’in ve polisin, ulusalcı şovenlerin yerini biat ehli Erdoğan yanlılarının doldurduğu; demokratik ilkelerin değil, şahsa dönük bir kulluğun esas alındığı kesimler için söylenemez.

İlkin pervasız bir zorbalığı ölçü alıp körpecik çocukları anlamaya değil yok etmeye girişen, bunun için olmadık komplo teorileri üreterek o bildik “dış güçler” teranesini yeniden devreye sokan, sıkıyı görünce ve uygar dünyanın tepkisiyle karşılaşınca da zenne gibi kıvırtarak “efendi”lerinin ne güzel bir kışla hayali olduğuna bizi iknaa çalışan, ama aralarından ilâç olsun biri çıkıp “batsın senin o olmayan kışlan” demeyen, diyemeyen çevresindekiler, bin dereden su getirerek hâlâ o kışla için nefes tüketiyorlar.

Yazıklar olsun size be!

Para için yapsan, o ekmek yenmez.

Makam için yapsan, kişiliğin yerlerde sürüklenirken n’apacaksın o rütbeyi?

İnanıyorum desen, doktora git derim.

Boşver şimdi politikayı, şunu bunu; koy onları bir tarafa. Her şeyden evvel Allah korkusu olan biri, bu toplumun en değerli hazinesi olan bir park dolusu gencecik evlâdını düşman ilân edebilecek kadar sağduyu yoksunu bir adamın peşine düşer de, getirisi ne olursa olsun, ona kulluk eder mi?

Sen önce buna cevap ver!

Ey AKP’ye oy veren masum ve mazbut insanlar!

Ellerinin altından kayıp gideceksiniz diye o denli korktular ki; o mitingleri, misillemeden çok şimdi sizin için yapacaklar.

Sizi yeniden şarj edecekler.

Yeni yalanlara hazır olun.


Artık ben de Twitter’dayım

Bunun ne kadar önemli olduğunu o gençler sayesinde kavradım. Şimdi aralarına ben de katılmak istiyorum. Aman ha! Akıl vermek için değil, öğrenmek için.

Henüz doğru dürüst sayıda takipçim oluşmadığından, şimdilik kendim yazıp kendim okuyorum. Bu nedenle, yazdığım birkaç örnekle sizi hesabıma davet ediyorum:


“Kışla hırsı yüzünden ülkeyi ikiye bölen Erdoğan, Hz. Süleyman’ın hikâyesindeki paylaşılamayan bebeğin yarısına razı olan üvey anneye benziyor.”


“Gezi’yi boşaltma şartlarına, Hülya Avşar ile Necati Şaşmaz’ın yurttaşlıktan çıkarılması ve ülkeye en az 5 bin km. yaklaşamaması koşulu eklensin!"


“Erdoğan’a yönelik muhalefeti 28 Şubat’larla karıştırırsanız, sadece yanlış yapmış olmazsınız, giderek 28 Şubat’ları da meşrulaştırırsınız.”



[email protected]

@cinarnamik

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar