Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Seçim sonuçlarına şimdiden hüzünlenmek

  • 2.08.2013 00:00

 Taraf’taki yazılarına neden son verdiğine bir türlü akıl sır erdiremediğim değerli Prof. Dr. Erol KatırcıoğluGezi olayını irdelediği T24’teki son makalesinde diyor ki:

İslâmî niteliği ağır basan ülkelerde demokrasi, ancak askerlerin gölgesinde kurulabilmişti.


Sandığın İslâmcı bir iktidara yol açmaması için, askerin vesayeti de koşul olarak görülmüştü.

Özetleyerek sürdürürsem; “bu rejimin kadroları doğal yollardan değil, okullarda yapay yöntemlerle yaratılmış bir laik kültürel kimlikten geliyorlardı ki, bunun tabii bir sonucu olarak toplumda azınlıktaydılar.

O yüzden Erdoğan, yakaladığı bu tarihsel avantajın öylesine farkındadır ki, bir zamanlar laiklerin silahı olan “sandık”ı bir lâhza olsun dilinden düşürmeyerek, şimdilerde köşeye sıkıştırdığı azınlıktaki o kesimi, sürekli karaciğere çalışan bir boksör gibi hırpalamaktadır.

Öyle anlaşılıyor ki, “askerî vesayetin kalktığı bu yeni rejimde artık sandıktan, aynı veri koşullarda her hâlükârda çoğunluğu oluşturan İslâmi kesimin iktidarından başkasının çıkmasına imkân ve ihtimâl de kalmamıştır.

Bir bakıma Gezi de, işte bu “Batılı yaşam tarzında olanların o acı gerçeği duyumsamalarının ve bundan nasıl kurtulacaklarını aramalarının tepkisel ve bir o kadar da spontane olarak geliştirdikleri bir tecrübeydi.

Ne ki, neticenin sorunları çözecek bir siyasal konsepte evrilebilmesi, bundan sonrası için serinkanlı bir akıllılığı gerektiriyor.

Yaşam tarzı güvencelerini daha önce bürokratik vesayete, konjonktürel tıkanmalarda da darbelere havale eden modernler, siyasal mücadelelerini artık kendileri yapmak zorundadırlar.

Kaldı ki Erdoğan, demokrasiye değil de dinsel değerlere dayalı bir Doğu despotizmine özendiği cihetle, orta ve uzun vadede geleceği olmayan bir projenin temsilcisi olup; izlediği politika, zaten kendi çıkmazlarından üreyen bir kırılganlığa mahkûmdur.

Bu sebepten dolayı onunla vesayet yoluyla yahut bir darbe özlemiyle baş etmeyi düşünmek kadar yanlış bir şey olamaz.

Esasen beşiğinde büyüyüp, emzirildiği vesayet süreçlerine ve darbe ilişkilerine o denli minnet duymaktadır ki, kendisini yaratan o koşulları anmadığı ve halkın teveccühünün azıcık gevşemesi hâlinde mağdurluk hatıratından birkaç örneği hemen piyasaya sürmediği bir saniyesi dahi yoktur.


Gezi
’nin yeni bir programa ve yeni bir siyasal partiye esin kaynağı olmasından önce, yedi ay sonraki yerel seçimin ertesi günü insanın sıdkını sıyıran değil umut veren bir iklimin doğması için, mevcut muhalif partilere hiç değilse bölgesel işbirliği çağrı ve baskıları yapılmalıdır.

Özellikle MarmaraEge ve Akdeniz sahil kentlerinin yerel yönetimleri iktidarın elinden mutlaka alınmalı; muhalif unsurların AKP karşısında tutunabileceklerine dair güvenleri tazelenmelidir.

Zira Erdoğan’ın hem İslâmcı kimliği, hem de “biz çok çekmiştik, şimdi sıra onlarda” diyen sözleri ve gözleri, her geçen gün fabrika ayarlarına dönük sinyaller vermekte; prompterden okuduğu dolmaları artık kimse yutmamakta ve sergilediği ruh hâli ise, sanki kendi toplumunun yüzde ellisinin dertlerine değil de, Mısır’daki Mursi yanlısı yüzde ellinin sorunlarına daha duyarlı imiş gibi gözükmektedir.

Modernler, aynı Erdoğan gibi Amerika’ya ve Avrupa’ya çatmayı, durduk yerde emperyalizm bedduaları etmeyi bir kenara bırakıp, AB standartlarını savunmayı artık öğrenmelidirler.

O kriterlerden biri olan ademimerkeziyetçiliğin esas alınması, AKP’nin elindeki iktidar tekelinin kırılıp yönetim gücünün paylaşılması bakımından, sağlıklı bir strateji sayılmalıdır.

Çünkü tüm Türkiye’nin merkezî olarak yönetimi, hem çağdışıdır; hem de zaten laikler açısından kısa ve orta vadede kolay gözükmemektedir.

Böylece Batılı yaşam tarzının egemen olduğu bölgelerde laiklerin, diğer yerlerde müminlerin galebe çalması, Türkiye’de kimsenin birbirine dayatma yapamayacağı bir fırsat çeşitliliğine de yol açacaktır.


Teşvikiye 
ile Hakkâri, aynı hayat felsefesinin boyunduruğuna koşulmayacaklardır.

Gelgelelim daha dün, CHP ve MHPBDP’li Demirtaş’ın “Türkiye’nin yerinden yönetim bölgelerine ayrılma” önerisini, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine aykırı bularak reddettiler.

Uygar dünyanın benimsediği yönetim tarzı sakıncalı görülecek, ama AKP’nin harıl harıl inşa ettiği dinsel yapı bağra basılacak!

Şimdiden söylüyorum; onlardaki bu kafa yüzünden, gene Erdoğan kazanacak... gene Erdoğankazanacak.



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ali KALAN
    Ali KALAN
    2.08.2013 09:10

    herhalde birleşme ve ittifak hayalleri suya düştü bunlardan ne köy ne kasaba olur moduna döndü sayın yazar

Resmi İlanlar