Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Birkaç gündür fırça yemiyoruz, tadını çıkarın!

  • 13.09.2013 00:00

 Bazen çocukluk yıllarımın çizeri Raymond Peynet’in, sevdalı yüreklerden neşrolup havada tıpkı sabun köpükleri gibi dağılarak uçuşan kalp şekillerine ve sonbahar yapraklarıyla örtünmüş bir parkın bankında diz dize oturuşan sevgililerin dudak uçlarına iki çizik atarak gülücüklerini resmettiği hüzün çiçeği karikatürlerindeki naifliğe özenerek; ah diyorum, keşke bu sefer, epeyidir özlediğim iyimser bir yazıyı onun gibi kaleme alabilsem ben de.

Ama her şeyden önce inandırıcı bir dayanağımın olması gerekmiyor mu, bunun için?

Keyifli bir ıslığın ritmiyle sektire sektire zıplayıp da, fol yok yumurta yok, n’oldu bu adama böyle, dedirtmemeliyim okuyucularıma da.

Durup dururken yazılmaz ki, fıkır fıkır fingirdek bir yazı.

Arayıp edecek, kılıfına uyduracaksın!


Suriye 
savaşından gitsem, Başbakan’ın canı çok sıkkındır şimdi, diyerek hemen vazgeçiyorum.

Şu talihsizliğe bakın ki, bir türlü çıkmadı, canına yandığımın o harbi.


Amerikalılar Avrupalılar
, aman bir naz, bir naz; tepeleyemediler gitti şu Esed’i.

Hâlbuki o kadar da rica minnet bir de, değil mi?

Üstelik olacak gibi de görünmüyor bundan sonra da.


Mısır
 desen, hakeza ondan beter.


Mursi
’nin ve Müslüman Kardeşler’in siyasal çizgisi sizlere ömür.


Erdoğan
’ın Ortadoğu’ya biçtiği kaftan, dikileceğini umduğu Sünni İslâmcı rejimler, daha giyilmeden attı dikişlerinden teker teker.

Kaldı ki, “kan içici” Amerika ile Avrupa başta olmak üzere, RusyaErmenistanİranIrak,SuriyeİsrailMısırKıbrısYunanistan... “dört yanımız puşt zulası” âdetâ.

Hâsılı, Robinson Crusoe’ya taş çıkartacak bir “yeryüzü yalnızlığı”, uygunmuş gibi durmuyor güler yüzlü bir yazıya.

Fakat çok sıkılırsak ParaguayUruguayAntiller gibi seçeneklerimizin olabileceğini de unutmamalıyız.

O kadar da değil yani!

Ekonomiden mi gitsem acaba, ne dersiniz?

4,4 büyünmüş bu son çeyrekte çünkü, baksanıza.

Kişi başına GSYH, on bin beş yüz dolar olmuş.

Bunu mu köpürtsem de, öve öve bitiremesem?

Lâkin, bir avuç tuzu kuru rantiye palazlandıkça, kara kalabalıklardaki yoksulluğun derinleştiğini kendi sokağımdaki dükkân vitrinlerinden, dönercilerin yaydığı ne idüğü belirsiz kokulardan, alışverişlerin pazarın toplanmasına ramak kala yoğunlaşmasından ve en önemlisi de gözlerinin feri sönmüş ama öfkeden sataşacak yer arayan insanların Amerikan filmlerindeki zombilere dönmelerinden, bildiklerim gördüklerim geliyor aklıma.

Keyfim kaçıyor.

Vazgeçiyorum bundan da.


Kürt meselesi
ne girsem, biliyorum ki, başlı başına çıkmaz bir yol orası da.


PKK
 çekilmeyi durdurmuş, çözüm sürecini askıya almışmış.

İyi.

En azından bizimle, “çekiliyoruz” diye dalga geçemeyeceklerdir bir süreliğine.

Demokrasinin olmadığı yerde, barış mı olurmuş” demiştik de, ne horlamışlardı bizi, anımsarsanız.

Bütün kentlerin her gece polisin gaz bulutu yorganıyla örtüldüğü, ama TV’lerin oralı dahi olmadığı “GEZİ” gösterilerini...

Veya,

medyanın Erdoğan’ın tayin ettiği patronların elinde birer kurşun askerden oyuncağa dönüştüğünü...

Yahut,

Başbakanın şıpır şıpır gözyaşı döktüğü Esma bile gösterilerde ölmedi mi de, bizim gençlere gelince takınılan o duyarsızca tavırlarını...

sorgulamaya kalksam, o cümbüşlü yazıların mümkün müdür ortaya çıkması?

Öfke küpü Başbakan’ın, Olimpiyatlar’a alınmadığımızdan bu yana pek görünmeyerek, kısa süreliğine de olsa haşlamayı ve ayar vermeyi erteleyip hepimizi biraz dinlendirmesi, optimist bir yazı konusu için belki de en iyisi.



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar