Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Ordu mensuplarına da sendikalaşma hakkı verilmelidir

  • 18.11.2013 00:00

 Artık Almanların bile terk edip unutmuş oldukları Prusya Askerlik Modeli, bizim orduda henüz közleri sönmemiş kurumsal bir kültürdür.

Çünkü bu yapı sayesinde otoriter bir sistem peydahlamanın olanağı bulunmuş; militarist iklime esas olacak ideolojik bir aygıt işlevi görmesi sağlanmıştır.

Bu güne kadar ordudan ve giderek ondan esinlenen sivil toplumdan beklenen, mevcut düzenehiyerarşik kademelenme biçimiyle bağlı sadık bireyler yetiştirmek olmuştur.

O yüzden “Millet-i Müsellaha” tarzıyla silahlanmış bir halk olarak, artık herkes savaşını bekleyen birer “İhtiyat Askeri”dir.

Her Türk’ün asker doğması boşuna değildir.

Hâlihazırda silahaltında tutulan “muvazzaflar” ise, sadece o sırada nöbetçi bırakılanlardır.

Bu muvazzaf ordunun profesyonelleri olan subaylar ve astsubaylar, işte o Prusya askerliğinin ruh potasında erimek suretiyle “Alten Kameraden”, yani “Kadim Silah Arkadaşlığı” duygusuyla yetişip, bunu en yoğun şekilde yaşayan kimseler olagelmişlerdir.

O silah arkadaşlığı ki, “aynı çatıya tüfek çatmak”tan doğan bir cemaat psikolojisiyle, orduya sadakati başlıca şeref ve haysiyet meselesi yaparak dayanışan ve özerkleşen kurumsallaşmanın da bir tür ifadesidir.

Bunları anımsatmamın nedeni, acaba ordunun bu kadim duygu seli Silivri davaları yüzünden artık kuraklaşıyor, silah arkadaşlığı fenomeni tarihe mi karışıyor; anlayabilmek içindir.

Geçenlerde, Deniz Kuvvetleri Komutanı olması beklenirken istifa eden Donanma Komutanı Nusret Güner’in Hürriyet’e verdiği, yayımlanmayınca daha da içerlediği röportajını okudum.

Silah arkadaşlarım içerdeyken ben nasıl kuvvet komutanı olurum” diyor. “Ben nasıl istifa ettimse; arkadaşlarını savunmayan, savunduğunda da sözü dinlenmeyen Genelkurmay Başkanı da edecek!

Başbakan’a da, “MİT Müsteşarı’nın ayağına basılınca hemen tedbir alıyorsun, bunlara gelince neden sessiz kalıyorsun” diye soruyor.

Komutan, gerektiğinde ölmeyi emredendir. Bundan sonra TSK’dan ‘Komutan’ kavramı kaldırılsın, Emniyet Teşkilâtındaki gibi, herkes birbirine ‘Amirim’ desin artık!

Özveriyle yapılmış, tam da “Alten Kameraden”e yakışan bir duygu patlaması.

Saygıdeğer mi?

Evet!

Peki, işlevsel mi?

Hayır!

Çünkü olumlu bir netice üretmiyor ve hiçbir işe yaramıyor.

Siperden her kafasını kaldıranın alnından tek tek vurulacağını bile bile istifa yöntemini önermek, akılcı bir yol olabilir mi?

Sayın amirali tenzih ederek söylüyorum; bence bu tavır, kendini yaralayıp harpten erkenden sıvışmaya daha çok benziyor.

Haklıdırlar değildirler ayrı konu; ama bir meslek grubu, eğer kendisine yapılmış bir haksızlık duyumsuyorsa, mesleki dayanışma hususunda da, tıpkı “darbe yapmalarını beklemek”te olduğu gibi, en tepedeki bir avuç generalin Prusya usulü şefkatine bel bağlayamaz.

Darbe yapmak nasıl ilkellikse, yasaları çiğnemeden hak aramakgüçbirliği yöntemleri geliştirerek kamuoyu ve baskı grubu oluşturmak da, uygar bir yurttaşlık hakkı olarak artık çağdaş dünya ordularının eğilimlerinden sayılmaktadır.

O takdirde böyle bir sosyal gücün önünde kim durabilir, ona kulak vermekten kim kaçınabilir?

Ben bundan tam kırk sene önce daha gencecik bir teğmenken, beni ordudan atan generallerin sabrını zorlayıp, emsallerim ile kimi arkadaşlarımın da beni görünce “aman halel gelmesin” diyerek kaldırım değiştirmelerini sineye çekerek, “ordu mensuplarının da sendikalaşması gerektiğini”haykırmış durmuştum.

Bari şimdi olsun lâfıma geldiniz mi?

Hiç sanmıyorum.

Emekliyken bile “caddelerin mobese kameralarına yakalanır da tespit edilirsem, orduevlerinin üç kuruşluk imkânlarından olurum” diye tırsan bir kafa varken, hak mücadelesi için daha çok fırın ekmek yemek lâzım gelecek, daha çoook!



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar