Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Darbe Plânları hükümetin sorumluluğunda hazırlanmıştır

  • 2.12.2013 00:00

 Boşuna değildi söylemlerim.

Başından beri çırpınıp durmuştum. Ülkenin kirli tarihiyle ceza davaları yoluyla hesaplaşamazsınız; ceza davaları cadı avı demektir, demiştim.

İşte şimdi bir kez daha anlaşıldı ki, sizin “Mücadele Eylem Plânları” dediğiniz şeyler, iktidarda kim olursa olsun, bu antidemokratik devletin kendisi için tehlikeli gördüğü koşullar baş gösterdi mi, gelip yönetime el koysun diye ordusuna ve diğer bürokrasilerine tevdi ettiği görevler manzumesidir. 

Yani burası demokratik bir ülke idi de, askerler kalkıp buna rağmen “Darbe Plânları” hazırlıyor değillerdi.

Bu vazife onlara, anayasayasalar ve Cumhuriyet tarihi boyunca işlerliği süren devamlı emir ve talimatlar bütünlüğü çerçevesinde verilmişti.

Demokratik akılla baktığınızda olup biteni yadırgıyorsunuz doğal olarak.

Ama yadırgamayın.

Çünkü, en başta burası demokratik değil.

Demokratik olsa, hâlâ darbeci generallerin otuz sene önceki anayasası ile yaşar mıydı?

Her fırsatta “ileri demokrasi” sakızı çiğneyen, her şeye kâdir ve muktedir AKP, isteseydi on bir yılda yeni bir anayasa yapmaz mıydı?

Onun amacı demokratikleşmek değil ki; Erdoğan’ın halife/ hükümdar olacağı, yüzü Doğu’ya dönük bir İslâmî yapı kurmak!

Değiştirmek şöyle dursun; bu gerçekleşene kadar, ülkenin darbe süreçlerinde inşa edilmiş tüm faşizan birikimlerinden yarar da sağlamak!

Bir kere problem, evvel emirde anayasa ile başlıyor.

Demokrasilerde hükümetlere telkinde bulunabilen bürokratik bir askerî vesayet kurumu olamayacağı hâlde, siz istediğiniz kadar “İç Hizmet’ten 35. maddeyi attık” deseniz de, bizde hâlâ bu işi yapanMGK gibi bir kurum vardır.

Bugünlere ne bakıyorsunuz; MGK’nın generalleri anayasal olarak “toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda”, her zaman için siyasete lâzım gelen dayatmayı yapabilecek yetkidedirler.


AKP
 hükümetlerinin dahi onayı olduğu anlaşılan kurul kararları, ilkin MGK Genel Sekreterliğitarafından Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne, yani Kırmızı Kitap’a dönüştürülür.

Bunun içinde yer alan irticai faaliyetler ve bölücülük hususları oldum bittim devlete yönelik temel tehditler olarak algılanageldiğinden; bunlara karşı önlemler alsınlar ve o maksatla önceönleyici, aşıldığı takdirde de müdahaleci plânlar yapsınlar diye Genelkurmay’a, oradan da Kuvvet ve Ordu Karargâhlarına iç güvenlik görevi mahiyetinde Askerî Milli Strateji Dokümanı tevdi edilir.

Onlar da buna uygun olarak, işte şimdi Silivri’de hesabını sorduğunuz, muhtelif varsayımlara göre çeşitli hâl tarzları içeren o plânları yaparlar.

Bugün için demokrasi mangalında kül bırakmayanlar, eğer o görevlerde kendileri dahi bulunsalardı, aynı şeyleri yapmakla yükümlü olacaklardı ise, artık orada bahse konu olan suç değil düzenin bozukluğu olmak gerekmez mi?

Netice itibariyle bunlar elbette darbe plânıdır; ama yasalara da uygundur.

Askerî yönetimin başka sözcüklerle ifadesi demek olan Sıkıyönetim Kanunu gibi bir yasa, demokratik bir ülkede olabilir mi hiç?

Sonra da kalkıp, “vay! demek siz burada darbe plânı hazırlıyordunuz, öyle mi” diye görev verdiklerinizi suçlamak, riyakârlık değil mi?

Hesap soracaksanız, ilkin Hükümet’ten soracaksınız.

Bu rezil mevzuatı hâlâ temizlemediği için Meclis’ten soracaksınız.

O yargılamaları iyice araştırıp, hakkıyla yapamamış Yargı’dan ve inkâr yolunu seçerek kafaları iyice karıştırmış Savunma’dan soracaksınız.

Ve Ukrayna halkının AB yerine Rusya’ya ve Şanghay’a dümen kıran hükümetine göstermiş olduğu demokratik tepki ortada iken, aynı günlerde “o antidemokratik dünyaya n’olur bizi de alın” diye ricada bulunan kendi Başbakan’ınıza gösterdiğiniz “yedi uyurlar” tavrınız için, özellikle bir dekendinizden soracaksınız.



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar