Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

İktidar karşıtlığı mı Hitler üretir, yandaşlığı mı

  • 27.12.2013 00:00

 Yaşadığımız siyasal gelişmelerle Weimar dönemi Almanya’sı arasında bağ kuran AKP yanlısı entelektüeller, neden hâlâ Erdoğan’ın desteklenmesi gerektiğini, bir de bu çerçeveden ele alarak yazmaya başladılar, son günlerde.


Weimar
’ın sonu Hitler ve Nazizm çünkü.

Demeye çalıştıkları; eksik gedik de olsa, sandıktan çıkmış siyasettir aslolan. Diğer ne varsa, vesayettir; darbe girişimidir.

O yüzden başka şeylere itibar edilmemeli, hükümetin yaptıkları kötü de olsa sineye çekilmelidir.

Gidişattaki rollerin Almanya’dakilerle bire bir aynıymış gibi gösterilmesi bir yana, Türkiye’nin Hitler’i olma olasılığı kimin siciline yazılacak ve kimden beklenecek bir kaygıdır acaba? Bu potansiyel ve belirtiler kimde var görünüyor, dersiniz?

Esasen bireysel olarak her vakit sempatiyle anacağım Alper Görmüş’ün, sadece sandıktan çıktı diye katlanmayı önerdiği siyaseti savunurken, “yolsuzluk bir gerçek, ama niçin kullanıldığı da önemli” diyen ve meselelere, “Weimar Cumhuriyeti’nin görece liberal dönemdeki pislikleri, demokrasi fikrini nötralize etmek için kullanılınca ve insanlar da o mevcut demokrasiye sırt çevirince, otoriterleşmeler birbirini izledi ve sonunda kazanan Hitler oldu.


Türkiye’deki yolsuzluk da bugün sadece seçilmiş AKP hükümetini değil, onun şahsında kusurlu demokrasiyi de nötralize etmek için kullanılıyor
” şeklinde yaklaşan Halil Berktay’ı ölçü aldığı görülüyor.


Osman Can
 da Star’daki yazısında, “Weimar dönemi Almanya’sında yargı kurumu, hukuk devleti sloganları eşliğinde demokratik siyaseti adım adım boğmuş; toplumun demokratik iradesini, hukuk ve yargı üzerinden kayıt altına almıştır” diyerek, Hitler’in önünü açan olgunun işte o vesayet olduğu serzenişinde bulunuyor.

Ne ki Murat Belge, bu sorunları “Militarist Modernleşme” adlı kitabında daha büyük bir fotoğraftan, çok daha farklı ve derinlikli bir analizle irdeliyor.

Özetle diyor ki, nasyonel tepkiyi yeşertip de Nazizm’i üreten şey, I. Savaş’ı kaybeden Almanya’yı, burnunu iyice sürtmek için ağır bir anlaşmaya zorlayan galiplerin, II. Savaş’ta bir daha aynısını yapmayacakları sert tutumlarıydı.

Bize nasıl Sevr dayatıldı ise, onlara da Versailles dayatılmıştı.

Hattâ Fransa, tazminatı aksattı diye Almanya’yı işgale bile kalkışmıştı.

Bunlar Almanların çareyi, Nazizm gibi akıldışılıklarda aramasını kolaylaştırmıştır.

İç dinamikler bakımından ise, Weimar kurulurken 1917’nin etkisi halâ büyüktü. KautskylerRosa LuxsemburglarKarl Liebnechtler zamanıydı. Lenin ve Troçkiler dahi, Avrupa’nın komünist devrimini Almanya’dan bekliyorlardı.

Ne var ki sol hep bölünüktü ve halktaki yenilgi ruhunun öfkesini siyasete çevirerek büyüyen, yalnızca popülist Nazizm olmaktaydı.


Alman sağı
, tıpkı ustalık safhasından itibaren AKP’nin de yaptığı gibi, demokrasiyi geliştirecek yerde, hızla otoriter bir tek adamlığa doğru yol almaya teşne karakterdeydi.

Aynı bizdeki gibi, hiçbir reform yapılmıyor; mağdurluk duygusu kanırtılan kitlelere, çözümleri tek başına belirleyen yarı tanrı bir önderin otoriter- totaliter meşruiyeti aşılanıyordu.

Bir ülkede “Güçlü devlet/ toplumsal hiyerarşi/ bireye karşı topluluk değerleri” liderin ağzında sakızsa, orada sadece demokrasinin yokluğundan değil, ayrıca hiçbir zaman olamayacağından da bahsetmek aydın dürüstlüğü bakımından bir zorunluluk değil midir?

Üstelik yetmezmiş gibi, bir de bunlar din sosuna batırılmışlarsa ve o dinin amacı da, vahyin gereği olarak toplumsal hayatı iğneden ipliğe kadar biçimlendirmekse!

Bu tür siyasal oluşumların demokrasiden alıp kullandıkları tek şey, sadece sandıktır.

Çünkü onunla seçilip gelebildiklerini görmüşler, bir tek o kerametin tadına varmışlardır.

O yüzdendir ki, demokrasiyi kendi örtülü amaçları uğruna kullananlara meşruiyet atfedip, nereye yöneldiği gün gibi aşikâr siyasetlerine katlanmayı önermek ne derece sağlıklıdır?

O yazarlar işin bu yanını görmezler mi?



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar