Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Demokratik bağışıklık sistemimiz çökertilirken

  • 30.12.2013 00:00

 Öyle kolayından, üstünkörü bir geçiştirmeyle hâlledilecek gibi gözükmüyor bana bu mesele. Şu sandığı kastediyorum. Demokrasinin hiçbir olmazsa olmazına uymayacaksınız.


Ne ki “madem yetki aldım, katlanacaksınız” diyerek, havsalanın bile alamayacağı akla ziyan işler yapacaksınız.

Sonra da bunlar meşru olacak!

Bu kadar ucuz mu demokrasi, bu kadar çocuk oyuncağı mı?

Demokrasinin bütün özü sadece sandıkmış gibi göstermek, bir aldatmacadır.

Sandık halkın, devleti yönetecek siyasi görevlileri seçmekte kullandığı, dar anlamda ve teknik mahiyette bir politik alettir, netice olarak.

Keramet onda değil ki!

Keramet, halkın atalardan beri taşınagelen ama kendi deneyimlerini de kattıkları değerler toplamının, barışçı özgürlükçü eşitlikçi hâsılı insancıl parametrelerle yoğrulmuş bir toplum sözleşmesine evrilmesiyle; fakat bu da yetmez, ayrıca bireylerin de tek tek ruh ve bilinçlerine sinmesiyle elde edilen bir sihirselliktir.

Sandığın meşruiyeti, ancak demokrasi içinde kalındığı sürece vardır.

Çünkü meşruiyet sayacı hiç durmaz, tıpkı saat gibi sürekli işleyerek veri toplar, veri sunar.

Seçilenlerin güdeceği politikalar, derinlerinde neyin yattığını bilemeyeceğimiz iç âlemlerinin tezahürleriyle değil, önceden deklare ettikleri programları ve evrensel demokrasinin yazılı-yazısız kurallarıyla kayıtlanmış olarak ortaya çıkar ve ancak bu çerçevede hüküm ifade eder.

Hem sadece siz seçilmiyorsun ki, size muhalefet edenler de seçiliyor.

Rakamı tutturup “yürütme” oldunuz diye, dünya hemen sizin olmuyor. Onlar da kendilerini seçenlerin verdiği göreve uygun olarak, bir an önce alaşağı etmeye çalışacaklar sizi. İşleri bu.

Halkın yetki vermesi sandıkladır, ama geri alması her zaman bununla olmayabilir.

Nasıl olacağı da, o ülkenin kültürüne, siyasal ahlâkına, demokrasi deneyim ve birikimine, uygarlaşma istencinin kaviliğine vs. bağlıdır.

Yani çoğu şeyde olduğu gibi, bunu da hayat belirler.

Demokrasiden sapanlar, gene sandıkla gidebilecekleri gibi, halkın tepkisine bağlı olarak diğer demokratik tasfiye araçlarıyla da gönderilebilirler.

Yasama’nın gensorusu, Meclis aritmetiğinin değiştirilmesi yahut Sayıştay ya da bağımsız Yargı’nın denetimi ve hattâ halkın kararlılığı karşısında hükümetin istifası veya erken seçime zorlanması, bunlara birer örnektir.

Siyaset, sadece sandıktan çıkanların yaptığından ibaret bir eylem değildir.

En doğrudan şekliyle, tüm bireylerce tekil yahut gruplar hâlinde ve mutlaka siyasi parti olmak zorunluluğu da taşınmadan yapılan bir etkinliktir siyaset.

O yüzden muhalif unsurların hükümete karşı ortaya koydukları demokratik hak ve tepkileri, darbeci askerî vesayetin sivil uzantıları imiş gibi göstermek, ahlâklıca sayılmaz.

Egemenliğin asıl sahibi olan sivil toplum, tıpkı taşınmaz hukukundaki mal mülkiyeti sağlamlığında bir aynî hakkın tasarrufçusu gibidir.

Eğer vekâlet verdiklerini, ancak oyalanmadan ve daha fazla zarar görmeden en pratik ve kestirme yollardan azletme olanağına sahipse, bahsedilir demokrasiden.

İnsanlık yüzlerce yıl zorba hükümdarlardan çile çektiği içindir ki demokrasiyi icat etmiş ve onu, başa gelecek en küçük bir belirtide derhal savuşturacağı önlemlerle bezemiştir.

Varlık sebebi budur.

Aslolan budur.

Bu yoksa yahut sıkıntılıysa, demokrasi de yok demektir.

Yok devletin bekasıydı yok istiklâldi falan gibi gerekçelerle bile olsa, demokrasilerde vekil unsurun, asli unsurun önüne geçebileceği bir durum öngörülmemiştir.

Oysa şimdi, ne devlet bırakıldı ortada, ne yasama, ne bağımsız yargı, ne de denetçi organlar.

Yıktılar geçtiler, hepsinin üzerinden.

Hadi bunlar kalmadı; zor zamanlarda ortaya çıkan ve sağduyuyu temsil eden akıllı erdemli insanları da mı kalmadı bu ülkenin?

Daha ne kadar sürecek, korkutmayı sindirmeyi pıstırmayı amaçlayan cazgırlıklar?

Bu kadar mı çaresiziz hepimiz, demokrasiye düşman bir tavra karşı koymakta?


[email protected]
[email protected] 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • faruk tuncay
    faruk tuncay
    30.12.2013 11:10

    Komutanım, şimdiye kadar okuduğum yazılarınız genellikle takdirnamelikti. Bu yazı 21 gün katıksız alır! Cemaatçilik tatlı geldi herhalde. Lafı yuvarlamanın zamanı değil.

Resmi İlanlar