Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Zümrüdü anka mıdır, yoksa akbaba mı

  • 28.02.2014 00:00

 Her şey hepimizin gözleri önünde cereyan ediyor.


Bu pejmürdeliklerin, bu kepazeliklerin daha nesini anlatayım size?


Hem artık gerek de kaldı mı, ayrıca?


Olan biteni hâlâ görmek istemeyen, gerçeği duymaktan kaçınan varsa, onlara yapacak daha ne olabilir ki?


Bırakın, sarhoş kendi devrilsin!


Artık rezillikleri ortaya koymak için dil dökme devri çoktan aşılmıştır.


Bundan sonrası, kurtulma zamanıdır.


Bunlar giderse, yerlerine kimler gelir diye endişe de etmeyin!


Korkmayın, kriz çıkmaz.


Kriz, bu zaten.


Toplumun dinamiklerine güvenin. Hayat, ders almışlıkları da önüne katarak devam eder yoluna. Meraklanmayın, bundan kötüsü olmaz.


Hem fena mı; kaybımız en fazla Kanal İstanbul olur ki, bu da iyidir.


Erdoğan’ın bize vereceği güzel bir şeyi kalmamıştır. Yapıp ettiklerinin ne pahasına olduğu da, yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor, görüyorsunuz. Koltuğunda kalsa bile, artık o eski yöntemlerini uygulayamayacağından, icraat dediği şey de onun için bitmiştir.


Bundan sonraki her saniyesi, daima zararımızadır.


Nitekim bu süreç, epeyi önceleri başlamış ve hâlen artarak sürmektedir.


Keşke sandığı beklemeden istifa etse de, güzel güzel çekip gitmiş olsa.


Ama korkarım bunu yapmayacaktır.


Ortadoğu’nun Mutlakçıları” aklıselimle gitmesini bilmezler çünkü. İllâ ülkelerini ya sarsalayıp sendeleterek, diz üstü çökertirler; yahut kendileri giderken, çığ gibi, heyelan gibi çoğu şeyi önlerine katarlar da ancak öyle devrilirler.


Buraların kültürü, bu!


Siyasetin şimdiye kadar hep darbelerle yol alması boşuna değildi ki!


Bu onu elbet de meşrulaştırmaz, ama tabiatını açık eder.


Biz, yol ortasında kaza yaptığımızda, tampona değerek kırılan iki paralık stop lambamızın pazarlığını yaparken, mega kentin yanardağ lavlarını andıran araç trafiğinin allak bullak olmasına aldırmayacak tıynette bir milletiz.


Biz neyiz ki, tepemizdekiler başka olsun!


İslâm coğrafyasında özne, ülkeler ve toplumlar değil ki. Özne baştakiler!


Gerçekten ülkelerini düşünüyor olsalardı, böyle durumlarda hâlâ oralarda otururlar mıydı?


Akıllarına ilk gelenin, “ülkeye zarar vermemek”olması gerekmez miydi?


İşte bu yüzdendir ki, “aman yurduma, halkıma halel gelmesin. En iyisi ben çekileyim de, yöneltilen suçlamaları bir kenarda hâlledeyim” demeyecektir o da.


Kendini kurtarmayı, elindeki olanaklar çerçevesinde yürütmeyi seçecektir.


Bu sırada ülkenin bütün dengeleri alt üst oluyormuş.


Ne gam!


Kimin umurunda?


Fakat yağma yok! Bu sefer oyuna gelip, ortalığı kasıp kavurarak ve darbeci kültürü devreye sokarak netice almaya çalışacak değiliz, eskisi gibi.


Sonunda kazığı gene bizim yediğimizi öğrendik çok şükür halk olarak.


Hangi general ve hangi tank korkutur onların gözünü, bizim tweetlerimiz kadar?


Bunu bileceğiz ve bu kez elimizde demokrasi meşalesi, o şekilde mücadele vereceğiz.


Bu ara, yaramazlığının sezilmemesi için köşesine çekilen bir afacan sessizliğindeki Kürt milliyetçilerin, ülkenin ortak derdine bizimle tasalanmak yerine, lokal çıkarlar adına fırsat düşkünü gibi davrandıklarını da kaçırmayacağız gözümüzden.


Militarist Kemalistlerin propagandalarına kanıp, meğerse haklılarmış sanısına da kapılmayacağız.


AKP’nin krizi, onların köhnemiş jakoben düzenini meşrulaştırmaz çünkü. İkisini kafadar yapar, yapsa yapsa.


Esasında işin özü de, özeti de şudur, netice olarak:


Ne AKP, ne CHP, ne Türk ve Kürt milliyetçileri, ne de dinsel cemaatler değiştirebilirler bu ülkenin kaderini.


Bunlar geçmişin aksi sedalarıdır.


Gelecek, AB müktesebatını özümsemiş “yeni ufuklar”dadır.


Aklınız varsa, boşaltın işgaliyeleri bir an evvel.


Açın o “Gezi”dekiler gibi gençlerin önünü!



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar