Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Özgürlük... ey özgürlük!..

  • 7.03.2014 00:00

 Yandaşların yaymaya ve inandırmaya çalıştıkları aldatıcı bir önerme var ortalıkta.


Diyorlar ki, Türkiye’yi kalkındırdığı, zenginleştirdiği, yıldızlaştırdığı için bu duruma engel olmak üzere, içeride ve dışarıda, Erdoğan’ın önünü kesmek, başarılarını durdurmak isteyen düşmanlar var.


Şimdilerde daha da hızlandırılan “Erdoğan’ı bitirme plânı”na itibar edilirse, düşmanla işbirliği yapılmış sayılır.


Acaba bu yaklaşım doğru mu?


Bir ülkeye gerçekten zarar vermek ve gelişmesini önlemek isteyen düşmanlar, oranın demokrasiyle mi yönetilmesini isterler, yoksa diktatörlükle mi?


Sizce, o ülkeye yapmak isteyecekleri kötülüğü bunlardan hangisi karşılar?


Ayrıca, “kalkınma” dediğimiz, nasıl bir şeydir?


Hayatımızı kolaylaştıran mal ve hizmetlerin bolluğudur diye kestirip atmak yeter mi meselâ, bunu tanımlamaya?


Kaldı ki demokrasi yoksa, o mal ve hizmetleri arzulayıp tasarlamak, kaynak bulup onları üretme heyecanı duymak, elde edebilmek ve sonra da doyasıya yaşamak mümkün müdür?


Nobelli iktisatçı Amartya Sen, “Gerçekte kalkınma, çeşitli özgürlük yoksunluğu tiplerinin ortadan kaldırılmasından ibarettir” der, o veciz ifadesiyle.


Bir ülkede temel özgürlüklerden yoksunluk sözkonusuysa, kalkınmanın kurucu ögesinin mahrumiyetinden bahsediliyor demektir.


Özgürlük ihlâlleri, insan haklarının otoriter rejimlerce inkârından ve sosyal, siyasal, ekonomik hayata katılım özgürlüğüne getirilen kısıtlamalardan kaynaklanır.


İnsan derisiyle kaplı” anayasaların inşasıyla yücelen çağdaş “bireyler” olmak dururken, dinsel cemaatlere ve ırksal gruplara sıkıca bağlı, dar biçimde tanımlanmışTürk’üyle, Kürd’üyle, Çerkes’iyle, Arnavut’uyla” ve ilâveten “Alevi’siyle, Sünni’siyle” diyerek sıraladığı parçalanmış kimliklerin dehşet verici baskısıyla şekillenen özgürsüzlüklerini ve bölünmüşlüklerini mütemadiyen teşvik ederek, insanları çaresizlikleri yüzünden kendisine muhtaç kılan figürlerle hiçbir yere varılamaz.


O hâlde, onca bilimsel öğretiyi ve dünya pratiğini bir kenara itip; silueti günümüz değerlerinin üstüne artık bir karikatür gibi düşen dikta heveslisi sığ bir siyasetçinin, ülkeyi tek başına kalkındıracağını umarak peşine takılmak, rezil bir çıkarcılık, yahut korkunç bir aymazlık değilse, nedir o zaman?


Çağdaş Batı dünyasının özgürlükleri bakımından, ister telâffuz etsinler ya da etmesinler; reddedemeyecek, erteleyemeyecek ve vazgeçemeyecekleri a priori bir taahhüdün yükümü altında olduklarını ezberletmeliyiz politikacılara.


Ve yine kafalarına sokmalıyız ki, bu özgürlüklere karşı en ufak bir mırın kırında, derhâl bireysel ve topluca eylemlilik safhasına geçmek, kendiliğinden doğan demokratik bir haktır bizler için.


Zira o özgürlüklere kavuşmadan hiçbir alanda kalkınma olmaz.


Özgürlükler, bütün kalkınma, büyüme ve demokratikleşme süreçlerinin merkezinde yer alırlar.


Parası bastırılıp satın alınmış, yahut yaptırılmış köprüler ve tüneller, hepsi birer natürmorttan başka şey değildirler.


Onlar, Arap Emirlikleri’nde ve Dubai’de en âlâsıyla vardırlar.


Hattâ otoriter rejimlerin, hızlı kalkınma açısından daha iyi olduğu bile söylenmiştir.


Oysa deneysel bulgular, büyümenin ve kalkınmanın özgür bir iklim meselesi olduğunu daima güçlü bir biçimde ortaya koyarak bugüne gelmiştir.


Hiçbir demokraside kıtlık yaşandığına rastlanmamıştır. Böyle şeyler ya sömürgelerde, ya da tek parti dönemlerinde, yahut askerî darbe ve şimdiki gibi ancak sivil dikta rejimlerinde olur.


Açlık olmasa, ihtiyaçlar koli koli dağıtılsa bile, sosyal ve siyasal katılım özgürlüklerini yoksayan bu tür bir model, gene de baskıcı olarak görülmelidir.


Despotun göstermelik patrimonyal ulûfeciliği, sürdürülebilir bir kalkınma motoru olarak işlev gören özgürlüğün ve demokrasinin eline su dahi dökemez.


Kendini beğenmişin feodal ağanınkine benzeyen tasarrufları yanında, insan onuruna yakışan bir hayatın cümle kapısı gibidir özgürlük.


Onun uğruna ölünür be!.. ölünür!..



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar